Bir deprem, sel ya da deniz kazasından sonra eşten haber alınamayabilir. Bazen de eş yıllar önce evden çıkar ve bir daha dönmez. Geride askıda kalmış bir evlilik vardır. Bu durumda eşi kaybolan kadın için ilk soru, ne zaman ve hangi kararla yeniden evlenebileceğidir. Eş, ölümüne kesin gözle bakılan bir olayda kaybolmuşsa ölü kaydı idari yoldan düşülür. Bu hâl dışında Türk Medeni Kanunu iki aşamalı bir cevap verir. Önce mahkemeden gaiplik kararı alınır; evliliğin feshi ise bu başvuruyla birlikte ya da ayrı bir davayla istenir. Kocası kayıp olan kadın bakımından kanun ayrıca üç yüz günlük bir bekleme süresi öngörür. Bu süre de belirli hâllerde mahkemece kaldırılır. Yazı ölüm karinesini, gaipliği, feshi, bekleme süresini ve boşanma seçeneğini kanun metni üzerinden ayrı ayrı anlatıyor.
Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TMK, HMK, 4787 sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu metinlerini kapsadı. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile Harçlar Kanunu da aynı tarihli metinlerden okundu.
Eşi Kaybolan Kadın Hangi Hukuki Durumla Karşı Karşıyadır?
Günlük dilde “kayıp” denilen durum, hukukta tek bir kuruma karşılık gelmez. Türk Medeni Kanunu, kaybolan kişinin ölümüne ne ölçüde kesin gözle bakılabildiğine göre iki ayrı yol öngörür. Ölümü kesin görülen durumlarda ölüm karinesi uygulanır (TMK m. 31). Ölüm yalnız kuvvetli bir olasılıksa gaiplik yoluna gidilir (TMK m. 32). Bu iki yolun dışında, kaybolan eşe karşı boşanma davası açmak da kanunen mümkündür. Hangi yolun izleneceği; kaybolmanın koşullarına, geçen süreye ve istenen sonuca göre değişir.
Ayrım yalnız kuramsal değildir. Ölüm karinesinde kişi gerçekten ölmüş sayılır. Gaiplikte ise kanun, gaipliğine karar verilen kişinin eşinin fesih kararı olmadan yeniden evlenemeyeceğini açıkça öngörür (TMK m. 131). Boşanmada evlilik boşanma hükmüyle sona erer ve eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz (TMK m. 181). Kocası kayıp olan bir kadının hangi kapıdan geçeceği, bu yüzden hem evlenme hem miras bakımından sonuç doğurur. Aşağıda her yol kendi şartları ve süreleriyle ayrı ayrı ele alınıyor.
Ölüm Karinesi: Eşi Kaybolan Kadın İçin İlk İhtimal
TMK m. 31’e göre bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. Kanun bu durumları tek tek saymaz. Kişinin olay sırasında orada bulunduğu ve olayın ağırlığı nedeniyle sağ kalmasının beklenemediği hâller bu kapsamda değerlendirilebilir. Örneğin batan bir gemide bulunduğu belgelerle gösterilen bir yolcu için bu karine gündeme gelebilir. Olayın niteliği ve kişinin orada bulunduğu ayrıca ispat edilmelidir.
TMK m. 31 güncel kanun metni →
Ölü Kaydının İdari Yoldan Düşülmesi
Ölüm karinesinde gaiplik istemine gerek yoktur; işlem idari yoldan yürür. TMK m. 44/1’e göre bu durumda o yerin en büyük mülkî amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür. Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 32 bu işlemin usulünü düzenler. Başvuruyu kişinin alt veya üst soyundan biri ya da kardeşleri, bunlar yoksa mirasçıları dilekçeyle yapar. Yetkili makamlar da durumu resmî yazıyla nüfus müdürlüğüne bildirebilir (5490 s. K. m. 32/2). Bu fıkrada eş ayrıca sayılmamıştır. Belgeler ve gerektiğinde yapılan soruşturma yeterli görülürse ölüm kaydı düşülür (m. 32/3).
Ölü kaydı düşüldüğünde kişi gerçekten ölmüş sayıldığından evlilik de kural olarak ölümle sona ermiş olur. Bu durumda gaiplik ve fesih istemine gerek kalmaz. Bununla birlikte kaydın doğruluğu tartışılabilir. TMK m. 44/2’ye göre her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebilir. Bu nedenle 5490 s. K. m. 32/2’de sayılmayan eş de, ölüm karinesinin şartları varsa ölüm tespitini mahkemeden isteyebilir. Bu tespit talebinde görevli mahkeme konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez; tereddüt varsa başvurudan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. HMK m. 382/2-a-3 de ölü kaydı düşülen kişinin sağ olduğunun tespitini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Kaybolanın ölümüne kesin gözle bakılamıyorsa idari yol işlemez ve gaiplik yolu gündeme gelir.
Ölümün tıbbi ve hukuki tanımları ile ölüm sonrasındaki defin işlemleri, sitemizdeki Türk hukukunda ölüm hali yazısında ayrıca anlatılmıştır.
Gaiplik Kararı Nedir, Eşi Kaybolan Kadın Ne Zaman Başvurabilir?
TMK m. 32/1 iki tür kaybolmayı düzenler: ölüm tehlikesi içinde kaybolma ve uzun zamandan beri haber alınamama. Bu kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa mahkeme gaipliğine karar verebilir. Kanun bu kararı, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusuna bağlamıştır. TMK m. 131/2, kaybolanın eşinin gaiplik başvurusunda bulunabileceğini de açıkça varsayar. Eş, mirasçılık ve evlilik bağının çözülmesi bakımından bu kişiler arasında yer alır. Başvuru yapılmadıkça mahkeme gaiplik incelemesine başlamaz.
TMK m. 32 güncel kanun metni →
Kanun iki ayrı kaybolma biçimini birbirinden ayırır. Birincisi ölüm tehlikesi içinde kaybolmadır; deprem, yangın, sel veya deniz kazası gibi hayatı açıkça tehlikeye sokan bir olay vardır. İkincisi uzun süre haber alınamamadır; belirli bir tehlike olmadan kişi ortadan kaybolmuş ve ondan haber gelmemiştir. Hangi biçimin söz konusu olduğu, aşağıda anlatılan süreleri doğrudan belirler. Bir olayın ölüm tehlikesi sayılıp sayılmayacağını somut olayın koşullarına göre mahkeme değerlendirir.
Gaiplik İçin Gereken Süreler
TMK m. 33/1’e göre gaiplik isteminde bulunabilmek için ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl geçmiş olmalıdır. Uzun süre haber alınamama durumunda ise son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmesi gerekir. Bu süreler dolmadan yapılan başvuru, kanundaki şartı taşımaz. Süre, başvurunun yapılabileceği en erken anı gösterir; bir üst sınır değildir. TMK’nın gaipliği düzenleyen 32 ile 35. maddelerinde gaiplik istemi için bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
Bu maddelerin güncel metni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni içinde yer alır.
TMK m. 33 güncel kanun metni →
Kanun “son haber” kavramını ayrıca tanımlamaz. Bir telefon görüşmesi, bir mesaj ya da kişiyi gören bir tanığın beyanı, son haber tarihini ileriye taşıyabilir. Bu nedenle başvurudan önce kaybolan eşten en son ne zaman ve hangi yolla haber alındığı belgelenmelidir. Eşi gurbete çalışmaya gidip bir daha aramayan bir kadın, son görüşme tarihinden beş yıl geçmeden gaiplik isteyemez. Aynı kadının eşi bir sel felaketinde kaybolmuşsa, olaydan bir yıl sonra başvurabilir. Bu örnekte eşi kaybolan kadın bakımından iki ihtimal arasındaki fark dört yıldır.
İlan Süreci ve İstemin Düşmesi
Başvuru üzerine mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunanları usulüne göre yapılan ilanla çağırır (TMK m. 33/2). Bu kişiler belirli bir süre içinde bilgi vermeye davet edilir. Bu süre ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. Dolayısıyla bir yıllık ya da beş yıllık süre dolduktan sonra da karar için en az altı ay daha beklemek gerekir. İlanın hangi araçla ve kaç kez yapılacağı TMK metninde ayrıca gösterilmemiştir. İlanın biçimi ve masrafı ilgili usul düzenlemesine göre belirlenir.
TMK m. 34’e göre gaipliğine karar verilecek kişi ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa istem düşer. Kişinin öldüğü tarih tespit edilirse de aynı sonuç doğar. Bu son ihtimalde artık gaiplikten değil, ispatlanmış bir ölümden söz edilir. Evlilik de bu durumda kural olarak ölüm tarihinde sona ermiş olur ve ayrıca feshe gerek kalmaz. Süreç içinde ortaya çıkan her yeni bilginin mahkemeye bildirilmesi bu yüzden önemlidir.
Gaiplik Kararı Ne Zamandan İtibaren Hüküm Doğurur?
İlandan sonuç alınamazsa mahkeme gaipliğe karar verir (TMK m. 35). Bu andan itibaren ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Karar, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur. Başka bir anlatımla etkisi geriye, olay ya da son haber tarihine yürür. Karar, hâkimin bildirmesi üzerine ölüm kütüğüne kaydolunur (TMK m. 45). Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 34’e göre mahkeme kararı on gün içinde nüfus müdürlüğüne bildirir.
TMK m. 35 güncel kanun metni →
Geriye yürüme özellikle soybağı bakımından önem taşır. TMK m. 285’e göre kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde babalık karinesine ilişkin üç yüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işler. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatına bağlıdır. Soybağına ilişkin ayrıntılar bu yazının konusu dışında kalır. Burada önemli olan, gaiplik hükmünün evlilik bağını çözmeye yetmemesidir.
Evliliğin Feshi: Eşi Kaybolan Kadın İçin Yeniden Evlenmenin Şartı
TMK m. 131/1’e göre gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Gaiplik hükmü ölüme bağlı hakların kullanılmasını sağlar; evlilik bağını ise ayrı bir karar çözer. Bu nedenle eşi kaybolan kadın, yalnız gaiplik kararıyla evlendirme memurluğuna başvurursa önceki evliliğin sona erdiğini ispat etmiş olmaz. TMK m. 130’a göre yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır. Bu ispat, gaiplik durumunda fesih kararıyla yapılır.
TMK m. 131 güncel kanun metni →
Fesih iki yoldan istenebilir. Kaybolanın eşi, evliliğin feshini gaiplik başvurusuyla birlikte isteyebilir (TMK m. 131/2). Aynı sonucu ayrıca açacağı bir davayla da talep edebilir. Ayrı bir davayla fesih istenecekse yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kuralı, gaiplik isteminde uygulanan son yerleşim yeri kuralından farklıdır. İki talebin birlikte ileri sürülmesi, ikinci bir yargılamanın süresini ve masrafını önleyebilir.
Kanun, feshin gaiplik hükmünden sonra hangi süre içinde isteneceğini belirtmez. TMK m. 131’de bir hak düşürücü süre de yer almaz. Eş, gaiplik hükmünden sonra evlilik bağının sürmesini tercih ederse fesih istemekle yükümlü değildir. Bu tercih, kural olarak ölüme bağlı hakların kullanılmasını engellemez; çünkü bu haklar gaiplik hükmüne bağlanmıştır (TMK m. 35). Ne var ki fesih kararı olmadan yeni bir evlilik yapılamaz.
Mal Rejimi ve Miras Bakımından Kısa Not
TMK m. 225/1’e göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptali veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesinde ise rejim dava tarihinden geçerli olarak sona erer (m. 225/2). Gaiplik ve buna bağlı evliliğin feshi bu fıkrada ayrıca sayılmamıştır. Gaipliğin ölüme bağlı hakları doğurması nedeniyle, rejimin ölüm hâlindeki kurallara göre tasfiyesi gündeme gelebilir. Sona erme anının hangi tarih olacağı ise kanunda açıkça gösterilmemiştir. Bu nokta somut olaya göre değerlendirilir; tasfiye istenirken sona erme tarihi ayrıca ele alınmalıdır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde alacak hesabının genel esasları ayrıca önem taşır. Bu hesabın mantığı sitemizdeki katkı payı alacağı ile katılma alacağı farkı yazısında açıklanmıştır.
Gaibin mirasının teslimi, bu yazının konusu dışında kalan ayrı bir süreçtir. Kısaca belirtmek gerekirse mirasçılar, tereke mallarını teslim almadan önce güvence göstermek zorundadır (TMK m. 584). Güvence süresi ölüm tehlikesinde beş yıl, uzun süre haber alınamamada on beş yıldır. Kanun bu süreyi, gaibin yüz yaşına varacağı tarihe kadar geçecek zamanla da sınırlar. Sağ kalan eşin yasal miras payı ise TMK m. 499’da düzenlenir. Üstün hak sahiplerine karşı geri verme ve zamanaşımı konusu miras sebebiyle istihkak davası yazısında anlatılmıştır.
Fesih Kararından Sonra Eş Geri Dönerse
Kaybolan eşin fesih kararından sonra ortaya çıkması, kanunda ayrıca düzenlenmemiştir. İncelenen metinlerde feshedilmiş evliliğin gaibin dönmesiyle yeniden kurulacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Gaiplik hükmünün kaldırılması hâlinde nüfus kütüğündeki değişiklik, kaydın düşünceler sütununa yazılarak yapılır (TMK m. 46). Gaibin mallarını teslim almış olanlar, gaip ortaya çıkarsa bu malları zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 585). Eşlerin birbiriyle yeniden evlenmesi için, fesih kararı verilmişse yeni bir evlenme işlemi gerekir. Fesih kararı yoksa evlilik bağı çözülmemiştir (TMK m. 131/1).
Eşi Kaybolan Kadın İçin Üç Yüz Günlük Bekleme Süresi
Fesih kararı alınsa bile kocası kayıp olan kadın bakımından bir şart daha vardır. TMK m. 132’ye göre evlilik sona ermişse kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Bu bekleme süresi yalnız kadın için öngörülmüştür; TMK’da erkek için benzer bir süre yoktur. Hüküm, evliliğin sona erme sebebi bakımından ayrım yapmaz. Bu nedenle gaiplik sebebiyle feshedilen evlilikte de süre gündeme gelir. Sürenin fesih kararının verildiği tarihten mi, kesinleştiği tarihten mi işleyeceği kanunda ayrıca yazılmamıştır. Evlenme başvurusunun reddedilmemesi için sürenin kesinleşme tarihinden hesaplanması güvenli olur.
TMK m. 132 güncel kanun metni →
Eşi Kaybolan Kadın İçin Bekleme Süresi Nasıl Sona Erer?
Kanun bekleme süresinin sona erdiği üç hâl sayar. İlk olarak kadın doğurursa süre biter. İkinci olarak kadının önceki evliliğinden gebe olmadığı anlaşılırsa mahkeme süreyi kaldırır. Üçüncü olarak evliliği sona eren eşler yeniden birbiriyle evlenmek isterse de mahkeme süreyi kaldırır. Son iki hâlde kanun “kaldırır” ifadesini kullanır; lafız, şartlar gerçekleştiğinde kaldırma kararının verileceğini gösterir. Uzun süredir ayrı kalan ve eşi kaybolan kadın bakımından çoğu zaman ikinci hâl önem taşır.
Kanun, gebe olmadığının hangi belgeyle anlaşılacağını belirtmez. Resmî sağlık kurulu raporu arayan başka hükümlerden farklı olarak TMK m. 132’de belirli bir rapor türü sayılmamıştır. Hangi tıbbi belgenin yeterli görüleceğini somut olayda mahkeme değerlendirir. Bekleme süresinin kaldırılması HMK m. 382/2-b-4 uyarınca çekişmesiz yargı işidir. Hüküm TMK’nın İkinci Kitabında yer aldığından bu iş aile mahkemesinin görev alanına girer (4787 s. K. m. 4/1).
Bekleme süresine uyulmadan yapılan evlilik geçersiz değildir. TMK m. 154’e göre kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi, evlenmenin butlanını gerektirmez. Bununla birlikte bekleme süresi, kanunda evlenme engelleri arasında düzenlenmiştir. Evlendirme memuru evlenmeye yasal bir engel bulunduğunu görürse başvuruyu reddeder (TMK m. 137). Bu nedenle süreyi beklemek ya da mahkemeden kaldırılmasını istemek, başvurunun reddedilmemesi için gereklidir. Ret kararına karşı mahkemeye başvuru yolu açıktır (TMK m. 138).
Eşi Kaybolan Kadın Gaiplik Yerine Boşanma Davası Açabilir mi?
Eşi kaybolan kişi, gaiplik şartlarının oluşmasını beklemeden boşanma davası da açabilir. Kanun bu iki yolu birbirinin ön şartı yapmamıştır. Ancak boşanma, kaybolan eşi davalı yapan çekişmeli bir yargılamadır ve boşanma sebebinin ispatını gerektirir. Gaiplik ise ölüm olasılığına dayanır ve çekişmesiz yargı işidir (HMK m. 382/2-a-4). İki yolun sonuçları da farklıdır. Hangisinin uygun olduğu, eşin ölmüş olma ihtimaline ve kadının miras haklarına göre değişebilir.
Kaybolma olayına en yakın boşanma sebebi terktir (TMK m. 164). Hüküm iki hâli düzenler. Birincisi, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesidir. İkincisi, eşin haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesidir. Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması gerekir. İstem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması da şarttır. İhtar, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemenin sonuçlarını bildirir. Kanun, bu ihtarın gerektiğinde ilan yoluyla yapılacağını da öngörür.
Terkte Süreler ve Diğer Boşanma Sebepleri
Bu sebepte sürelere ayrıca dikkat etmek gerekir. TMK m. 164’e göre ayrılığın dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz. İhtardan sonra iki ay geçmedikçe de boşanma davası açılamaz. Birinci hâlde kurucu unsur, terk edenin yükümlülüklerden kaçınma maksadıdır. İkinci hâlde ise ortak konuta dönmemenin haklı bir sebebe dayanmaması aranır. Bir kazada kaybolan ve büyük olasılıkla ölmüş olan eş bakımından bu şartların ispatı güçleşebilir. Böyle bir olayda şartların oluşup oluşmadığı somut olaya göre değerlendirilir.
Terk sebebinin kanun metni, sitemizdeki TMK m. 164 terk sebebiyle boşanma sayfasında okunabilir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması da bir boşanma sebebidir (TMK m. 166/1). Bu sebepte ortak hayatı sürdürmenin eşlerden beklenemeyecek derecede sarsıldığı ispat edilmelidir. Eşin uzun süredir ortada olmaması bu değerlendirmede bir olgu olarak ileri sürülebilir. Hangi boşanma sebebinin dayanak yapılacağı ve ispat araçları somut olaya göre belirlenir. Boşanma davası aile mahkemesinde görülür (4787 s. K. m. 4/1). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).
Boşanma ile Fesih Arasındaki Sonuç Farkı
En önemli fark mirastadır. Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz (TMK m. 181/1). Gaiplikte ise ölüme bağlı haklar, ölüm ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m. 35). Bu yüzden boşanma kararı, kocası kayıp olan kadının gaipliğe dayanarak ileri sürebileceği miras haklarını etkileyebilir. Boşanmada ayrıca maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gündeme gelebilir (TMK m. 174, 175). Bu taleplerin kabulü, kusur ve yoksulluk gibi kanundaki şartların ispatına bağlıdır. Boşanmanın mali sonuçlarından doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).
Eşi Kaybolan Kadın Hangi Mahkemeye Başvurur?
Gaiplik, kişiler hukukuna ilişkin bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m. 382/2-a-4). Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383). Aile mahkemesi ise TMK’nın Üçüncü Kısım hariç İkinci Kitabından doğan dava ve işlere bakar (4787 s. K. m. 4/1). Gaiplik TMK’nın Birinci Kitabında düzenlendiği için bu görev hükmünün kapsamında sayılmamıştır. Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi ise aile hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında sayılır (HMK m. 382/2-b-2). TMK m. 131 İkinci Kitapta yer aldığından ayrı davayla istenen fesih aile mahkemesinin görev alanına girer (4787 s. K. m. 4/1).
Bu ayrım, iki talebin birlikte ileri sürüldüğü hâlde bir soru doğurur. TMK m. 131/2, feshin gaiplik başvurusuyla birlikte istenebileceğini söyler; ancak hangi mahkemenin iki talebe birlikte bakacağını belirtmez. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m. 1). Kanun bu konuda ayrı bir hüküm içermez. Görev konusunda tereddüt varsa başvurudan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Feshin gaiplik kararından sonra ayrı davayla istenmesi de kanunen mümkündür (TMK m. 131/2). Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde aile hukuku dava ve işlerine, Kurulca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 s. K. m. 2).
Yetki bakımından da iki ayrı kural vardır. Gaiplik isteminde yetkili mahkeme, kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 32/2). Kişi Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer yetkilidir. Böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Ayrı davayla fesih istenirse davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 131/2). Bekleme süresinin kaldırılması için incelenen metinlerde özel bir yetki kuralı görülmemiştir. Bu durumda talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesine ilişkin genel kural gündeme gelir (HMK m. 384).
Bu İşlerde Davalı Kimdir?
Gaiplik istemi kanunda bir karşı tarafa yöneltilmiş değildir. Kanun gaipliği, hakları ölüme bağlı olanların başvurusuyla başlayan ve ilanla yürüyen bir süreç olarak düzenler (TMK m. 32, 33). HMK m. 382/1 de çekişmesiz yargıyı, ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâlleri de kapsayacak biçimde tanımlar. Çekişmesiz yargıda aksine hüküm bulunmadıkça re’sen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m. 385/2). Bu nedenle mahkeme, başvuranın sunduklarıyla yetinmeden kayıp hakkında araştırma yapabilir. Bekleme süresinin kaldırılmasında da kanunda bir karşı taraf gösterilmemiştir.
Ayrı bir davayla fesih istendiğinde durum daha az açıktır. TMK m. 131/2 bu talep için “dava” ifadesini kullanır, ancak davalının kim olacağını göstermez. HMK m. 382/2-b-2 ise gaiplik nedeniyle feshi çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Kaybolan eşin bu yargılamada kayyımla temsili konusunda da kanun ayrı bir hüküm içermez. Bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Boşanma davası ise çekişmeli bir davadır ve kaybolan eşe karşı açılır. Davalının adresi bilinmiyorsa tebligatın nasıl yapılacağı ilgili usul mevzuatına göre belirlenir.
Geçici Koruma: Karar Çıkana Kadar Ne Yapılabilir?
Gaiplik için bir yıl ya da beş yıl, ardından en az altı aylık ilan süresi beklenir. Bu sürede kaybolan eşin malları yönetimsiz kalabilir, ailenin geçimi sıkıntıya girebilir. Kanun bu ara dönem için özel önlemler öngörür. İlk önlem yönetim kayyımıdır. TMK m. 427’ye göre bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse vesayet makamı bir yönetim kayyımı atar. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m. 397).
Yönetim kayyımını, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği yer vesayet makamı atar (TMK m. 430). Ergin bir kişi başka bir yerde bulunması gibi bir sebeple ivedi bir işini kendisi göremiyor ve temsilci atayamıyor olabilir. Bu durumda ilgilinin isteğiyle ya da re’sen temsil kayyımı atanabilir (TMK m. 426). Kayyımın yetkisi, atanma sebebine ve kararda gösterilen işlere göre sınırlıdır. Kayyım atanmasında vasi atanmasına ilişkin usul kuralları uygulanır (TMK m. 431). Kayyımlık bir vesayet işi olduğundan adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-b).
Örneğin kocası kayıp olan kadın, eşinin kira geliri ya da banka hesabı gibi malvarlığı değerleri için bu yolu düşünebilir. Kayyımlık hâllerinin tam sayımı TMK m. 427 yönetim kayyımı sayfasında yer alır.
Evlilik Birliğine İlişkin Önlemler
Evlilik birliğine ilişkin önlemler de gündeme gelebilir. TMK m. 188, ailenin sürekli ihtiyaçları dışındaki işler için ayrı bir temsil kuralı koyar. Gecikmede sakınca varsa ve diğer eşin başka yerde olması gibi sebeplerle rızası alınamıyorsa, eş birliği temsil edebilir. Eş, haklı sebeplerle hâkim tarafından da bu konuda yetkili kılınabilir (HMK m. 382/2-b-6). Ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine hâkim, parasal katkı ve konut kullanımı gibi önlemler alabilir (TMK m. 197). Diğer eş birliğin giderlerine katılmazsa hâkim onun borçlularına ödemeyi diğer eşe yapmalarını emredebilir (TMK m. 198).
Boşanma davası açılmışsa özel hüküm TMK m. 169’dur. Hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re’sen alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkindir. Bu özel önlemler yetmezse HMK m. 389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri ayrıca değerlendirilebilir. İhtiyati tedbir, mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı endişesine dayanır. Delillerin kaybolma tehlikesi varsa HMK m. 400 ve devamı uyarınca delil tespiti de istenebilir.
Adli Tatilin Bu İşlere Etkisi
Adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m. 102). HMK m. 103/1-ğ’ye göre çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür. Gaiplik istemi, buna bağlı fesih talebi ve bekleme süresinin kaldırılması bu kapsamdadır. İhtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri (m. 103/1-a) ile nafaka davaları da (m. 103/1-b) tatilde görülür. Boşanma davasının kendisi bu listede sayılmadığından kural olarak adli tatile tabidir. Adli tatile tabi işlerde HMK’nın belirlediği bir sürenin bitimi tatile rastlarsa süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (HMK m. 104).
Arabuluculuk Dava Şartı mı?
İncelenen metinlerde bu işler için arabuluculuk dava şartı olarak öngörülmemiştir. 6325 sayılı Kanun m. 18/B, dava şartı arabuluculuğu kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında arar. Gaiplik, fesih, bekleme süresi ve boşanma bu sayımda yer almaz. Ayrıca Kanun, yalnız tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan uyuşmazlıklara uygulanır (6325 s. K. m. 1/2). Evlilik bağı gaiplikte ancak fesih kararıyla, boşanmada ancak hükümle çözülür (TMK m. 131, 170). Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar ise aynı hüküm uyarınca arabuluculuğa elverişli değildir.
Eşi Kaybolan Kadın Hangi Delilleri Sunabilir?
Gaiplik isteminde ispat edilecek ana olgu, ölüm olasılığını kuvvetlendiren kaybolma durumudur. Ölüm tehlikesi içinde kaybolmada olayın gerçekleştiğini ve kişinin olay sırasında orada bulunduğunu gösteren belgeler önem taşır. Kaza ya da afet tutanakları, resmî makamların yazıları, yolcu listeleri ve tanık beyanları bu amaçla sunulabilir. Uzun süre haber alınamamada ise son haberin tarihi belirleyicidir. Bu tarihi gösteren mesaj kayıtları, yazışmalar ve son görüşmeyi bilen tanıkların beyanları dosyaya konulabilir.
HMK m. 199’a göre elektronik ortamdaki veriler de belge niteliğindedir. Kayıp ihbarına ilişkin kayıtlar ve kişinin uzun süredir hiçbir işlem yapmadığını gösteren resmî kayıtlar destekleyici delil olabilir. Nüfus sicilindeki kayıtlar doğum ve ölümün ispatında esas alınır; kayıt yoksa ya da doğru değilse gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir (TMK m. 30). Mahkeme çekişmesiz yargıda re’sen araştırma yapabildiğinden (HMK m. 385/2) ilgili kurumlardan bilgi isteyebilir. Bekleme süresinin kaldırılmasında ise kadının gebe olmadığını gösteren tıbbi belge sunulur.
Harç ve Masraf
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Gaiplik, fesih ve bekleme süresinin kaldırılması bir para alacağı içermez. Bu nedenle bu işlerin maktu harca tabi olması beklenir; (1) sayılı tarife ihtilafsız yargı konularını da kapsar. Boşanma davası da belli bir değer içermediğinden kural olarak maktu harca tabidir. Tazminat gibi parasal talepler eklenirse bu talepler için nispi harç gündeme gelebilir. Harç, ilan ve tebligat giderlerinin tutarı bu yazıda verilmemiştir; başvuru sırasında güncel tarife esas alınmalıdır.
Talepler, Dayanaklar ve Süreler: Karşılaştırma Tablosu
Aşağıdaki tablo, kaybolan eş nedeniyle başvurulabilecek yolları dayanakları, şartları, süreleri ve sonuçlarıyla birlikte gösterir.
| Yol | Dayanak | Sebep ve şart | Kim başvurur / merci | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Ölüm karinesi | TMK m. 31, 44; 5490 s. K. m. 32 | Ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumda kaybolma; olayın ve kişinin orada bulunduğunun belgelenmesi | Alt veya üst soy, kardeşler, bunlar yoksa mirasçılar ya da yetkili makamlar; mülkî amirin emriyle nüfus kaydı | Kanunda bekleme süresi öngörülmemiş | Kişi ölmüş sayılır; her ilgili, ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebilir (m. 44/2); koşulları varsa eş de bu yola başvurabilir |
| Gaiplik | TMK m. 32 ile 35; HMK m. 382/2-a-4, 383 | Ölüm tehlikesi içinde kaybolma veya uzun süre haber alınamama ve ölüm hakkında kuvvetli olasılık | Hakları ölüme bağlı olanlar (eş dâhil); sulh hukuk mahkemesi, son yerleşim yeri | Ölüm tehlikesinden en az bir yıl veya son haberden en az beş yıl sonra; ilan süresi en az altı ay | Ölüme bağlı haklar kullanılır; etki olay veya son haber tarihine yürür; evlilik bağı bu kararla çözülmez |
Fesih, Bekleme Süresi, Boşanma ve Kayyım
İkinci tablo, evlilik bağının çözülmesine ve ara dönemdeki korumaya ilişkin yolları gösterir.
| Yol | Dayanak | Sebep ve şart | Kim başvurur / merci | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|---|
| Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi | TMK m. 130, 131; HMK m. 382/2-b-2; 4787 s. K. m. 4 | Kaybolan eş hakkında gaiplik kararı verilmiş ya da aynı başvuruda istenmiş olması | Kaybolanın eşi; gaiplikle birlikte ya da ayrı davayla. Ayrı davada aile mahkemesi (kurulmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi), davacının yerleşim yeri mahkemesi (birlikte istemde görevli mahkeme kanunda ayrıca gösterilmemiş) | TMK m. 131’de hak düşürücü süre yok | Evlilik sona erer; kadın için TMK m. 132 bekleme süresi saklıdır |
| Bekleme süresinin kaldırılması | TMK m. 132; HMK m. 382/2-b-4; 4787 s. K. m. 4 | Kadının önceki evlilikten gebe olmadığının anlaşılması ya da aynı eşlerin yeniden evlenmek istemesi; doğumla süre biter | Kadın; aile mahkemesi, kurulmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi | Bekleme süresi evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün | Süre kaldırılır; süreye uymadan yapılan evlilik batıl değildir (m. 154), ancak başvuru reddedilebilir (m. 137) |
| Boşanma (terk) | TMK m. 164, 168; 4787 s. K. m. 4 | Yükümlülüklerden kaçınma maksadıyla terk ya da haklı sebep olmadan ortak konuta dönmeme; en az altı ay süren ayrılık; sonuçsuz kalan ihtar | Terk edilen eş; kaybolan eşe karşı aile mahkemesinde (kurulmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde) | Dördüncü ay bitmeden ihtar istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz | Evlilik boşanmayla sona erer; eşler birbirine yasal mirasçı olamaz (m. 181); mali sonuçlarda bir yıllık zamanaşımı (m. 178) |
| Yönetim kayyımı | TMK m. 427, 430, 431 | Kişinin uzun süreden beri bulunamaması ve oturduğu yerin bilinememesi | Vesayet makamı kanun gereği atar (m. 427); atama, durumun vesayet makamına bildirilmesiyle gündeme gelebilir. Merci: sulh hukuk mahkemesi (vesayet makamı) | Kanunda bekleme süresi öngörülmemiş | Kaybolanın malvarlığı kararda gösterilen kapsamda yönetilir |
Sonuç
Kaybolma, hukukta iki ayrı kuruma bağlanır. Ölümüne kesin gözle bakılan kayıplarda ölüm karinesi uygulanır ve ölü kaydı mülkî amirin emriyle düşülür. Ölüm yalnız kuvvetli bir olasılıksa gaiplik yolu izlenir. Gaiplik istemi, ölüm tehlikesinden en az bir yıl ya da son haberden en az beş yıl sonra yapılabilir. Mahkeme en az altı aylık ilan süresinden sonra karar verir.
Belirleyici nokta, gaiplik hükmünün evlilik bağını çözmeye yetmemesidir. Yeniden evlenebilmek için eşi kaybolan kadın ayrıca evliliğin feshi kararı almalıdır. Bu talep gaiplik başvurusuna eklenebilir ya da ayrı davayla ileri sürülebilir. Kadın bakımından evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz günlük bekleme süresi de vardır. Bu süre doğumla biter; gebe olmadığı anlaşılırsa mahkeme süreyi kaldırır.
Boşanma davası da kanunen açık bir seçenektir. Ancak boşanma çekişmeli bir yargılamadır ve terk gibi bir sebebin şartlarının ispatını gerektirir. Boşanan eşler birbirine yasal mirasçı olamaz; gaiplikte ise ölüme bağlı haklar kullanılır. Karar sürecinde kaybolan eşin malları için yönetim kayyımı atanabilir. Çekişmesiz yargı işleri adli tatilde de görülür ve bu işlerde arabuluculuk dava şartı değildir.
Sık Sorulan Sorular
Eşi kaybolan kadın kaç yıl sonra yeniden evlenebilir?
Kanunda tek bir süre yoktur. Eş, ölümüne kesin gözle bakılan bir olayda kaybolmuşsa ölü kaydı mülkî amirin emriyle düşülür (TMK m. 44/1). Bu durumda kural olarak gaiplik ve fesih gerekmez; aşağıdaki bekleme süresi ise yine gündeme gelir. Diğer hâllerde önce gaiplik kararı gerekir. Bu karar ölüm tehlikesinden en az bir yıl, uzun süre haber alınamamada son haberden en az beş yıl sonra istenebilir. İlan süresi de en az altı aydır. Ardından evliliğin feshine karar verilmelidir. Kadın bakımından evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz günlük bekleme süresi ayrıca işler; doğumla biter ya da gebe olmadığı anlaşılırsa mahkemece kaldırılır.
Gaiplik kararı alınınca evlilik sona erer mi?
Hayır. TMK m. 131’e göre gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Gaiplik hükmü ölüme bağlı hakların kullanılmasını sağlar, ancak evlilik bağını çözmez. Fesih, gaiplik başvurusuyla birlikte ya da ayrı bir davayla istenebilir. Ayrı davada görevli mahkeme aile mahkemesidir; kurulmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir.
Kocası kayıp olan kadın bekleme süresini kaldırtabilir mi?
Evet, kanundaki şartlar varsa. TMK m. 132’ye göre kadının önceki evliliğinden gebe olmadığı anlaşılırsa mahkeme üç yüz günlük süreyi kaldırır. Kadın doğurursa süre zaten biter. Eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi de bir kaldırma sebebidir. Bu iş çekişmesiz yargı işidir ve aile mahkemesinin görev alanına girer; aile mahkemesi yoksa görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar. Süreye uyulmadan yapılan evlilik batıl olmaz, ancak evlenme başvurusu reddedilebilir.
Gaiplik kararından sonra kaybolan eş geri dönerse ne olur?
Kişi ilan süresi dolmadan ortaya çıkarsa gaiplik istemi düşer (TMK m. 34). Karar verildikten sonra dönmesi hâlinde, gaibin mallarını teslim almış olanlar bunları zilyetlik kurallarına göre geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 585). İncelenen metinlerde feshedilmiş evliliğin geri dönüşle yeniden kurulacağına dair bir hüküm yoktur. Fesih kararı verilmişse, eşler yeniden evlenmek istediğinde yeni bir evlenme işlemi gerekir. Fesih kararı yoksa evlilik bağı çözülmemiştir.
Kaybolan eşten boşanmak mümkün mü?
Mümkündür, ancak bir boşanma sebebinin ispatı gerekir. Terk sebebinde iki hâlden biri aranır: yükümlülüklerden kaçınma maksadıyla terk ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmeme. Ayrıca en az altı ay süren ayrılık ve sonuçsuz kalan ihtar gerekir; ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır (TMK m. 164). Boşanma davası kaybolan eşe karşı aile mahkemesinde, aile mahkemesi yoksa görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde açılır. Boşanan eşler birbirine yasal mirasçı olamaz. Bu nedenle boşanma, gaiplik yoluyla doğabilecek miras haklarını etkileyebilir.
Gaiplik başvurusu hangi mahkemeye yapılır?
Gaiplik kişiler hukukuna ilişkin bir çekişmesiz yargı işidir ve kural olarak sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 382, 383). Yetkili mahkeme kaybolanın Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesidir. Burada yerleşmemişse nüfusa kayıtlı olduğu yer, o da yoksa ana veya babasının kayıtlı olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Fesih de aynı başvuruda istenecekse görevli mahkeme ayrıca değerlendirilmelidir.
İlgili Yazılar
- Akıl Hastası Evlenebilir mi? Alzheimer ya da Demans Hastasının Evliliği ve Evliliğin İptali
- Kuzen Evliliği Yasal mı? Süt Kardeş, Eski Eşin Kardeşi ve Kanunen Evlenilemeyecek Kişiler
- Dinen Boşanma Resmi Nikahı Bitirir mi? Mal Rejimi, Miras, Nafaka ve Çocukların Soybağı
- Annem Öldü, Babam Evlenmek İstiyor: Annemin Mirası, Mal Rejimi ve Yeni Eşin Payı



