Katkı Payı Alacağı Hesaplama: Katılma Alacağından Farkı ve Zamanaşımı

Boşanma ya da eşin ölümü, eşlerin evlilik süresince edindiği malları nasıl paylaşacağı sorusunu gündeme getirir. Eşler 1 Ocak 2002 tarihinden önce evlenmişse bu soruyu iki ayrı alacak üzerinden yanıtlamak gerekir. Bu tarihten önceki edinimler için katkı payı alacağı davası, sonraki edinimler için katılma alacağı istemi gündeme gelir. Bu yazı önce iki dönemi ayırıyor ve katılma alacağı hesaplama adımlarını Türk Medeni Kanunu metnine göre kuruyor. Yazı ayrıca katkı payı alacağı hesaplama yönteminin içtihada dayanan yönlerini işaretliyor. Ardından katkı payı alacağı zamanaşımı, davalı, görevli mahkeme, geçici koruma, deliller ve harç konularını ele alıyor.

Son güncelleme: 17.10.2026 · Mevzuat kontrolü 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine dayanır. Kontrol kapsamı: TMK (4721), 4722, TBK (6098), HMK (6100), 7589, 4787, 6325 ve Harçlar Kanunu (492) metinleri.

Hangi Alacak Hangi Döneme Uygulanır? 4722 Sayılı Kanunun Geçiş Kuralı

Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girdi (TMK m. 1029). Bu tarihten önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi yürürlükteydi ve o dönemin yasal mal rejimi mal ayrılığıydı. Mal ayrılığında her eş kendi adına edindiği malın sahibidir. Bu nedenle diğer eşin bu mallarda kanundan doğan bir pay hakkı yoktur.

Geçişi 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi düzenler. Buna göre 2002 öncesinde evlenen eşler, bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimine bağlı kalmaya devam eder. Eşler yürürlük tarihinden başlayarak bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişse, yasal rejimi 1 Ocak 2002 tarihinden geçerli olarak seçmiş sayılır. Yasal rejim ise edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202). Ayrıca eşler aynı bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağını da kabul edebilirdi. Bununla birlikte 2002 öncesinde başlamış bir boşanma veya iptal davası sürüyorsa, dava sonuçlanıncaya kadar eski mal rejimi devam eder (4722 m. 10/2).

Bu kuralın pratik sonucu şudur: aynı evlilikte iki ayrı dönem oluşabilir. Örneğin 1992’de evlenip 2020’de boşanan eşlerde 1992–2001 arası mal ayrılığı, 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma dönemidir. Bu durumda diğer eş adına 1998’de alınan konut için katkı payı alacağı, 2010’da edinilen daire için katılma alacağı gündeme gelir. Dolayısıyla her malın edinme tarihini tapu, araç ve banka kayıtlarından ayrı ayrı belirlemek gerekir.

Katkı Payı Alacağı Hesaplama Öncesi: Bu Alacak Nedir?

Bu alacak türü, 743 sayılı Kanun döneminde diğer eş adına edinilen bir mala katkıda bulunan eşin, o katkının karşılığını istemesidir. Ancak kanun bu adla bir alacak düzenlemez. Kurumu, mal ayrılığı rejimi döneminde Yargıtay içtihadı geliştirmiştir.

Söz konusu alacak bir pay hakkı değil, borçlu eşin para olarak ödediği bir alacak hakkıdır. Bu nedenle davacı eş, bu yolla malın tapusuna kendi adını yazdırmayı isteyemez. Davacı, katkı oranına karşılık gelen değeri ister. Katkının varlığını ve miktarını ispat yükü, TMK m. 6 uyarınca alacağı ileri süren eşin üzerindedir. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her taraf, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.

Katkının hangi biçimde gerçekleşmesi gerektiği içtihatta ayrı bir tartışma konusudur. Örneğin çalışma geliri, birikim, ziynet eşyasının satış bedeli, miras yoluyla gelen para gibi parasal katkılar bu tartışmanın merkezindedir. Öte yandan ev işleri ve çocuk bakımının katkı oluşturup oluşturmadığını da mahkeme somut olaya göre değerlendirir.

Katkı Payı Alacağı Hesaplama Yöntemi

Kanun metni bu hesap için bir yöntem öngörmez; katkı payı alacağı hesaplama kuralları Yargıtay uygulamasından çıkar. Bu nedenle aşağıdaki adımlar içtihada dayanır; mahkeme bunları her somut dosyada bilirkişi raporuyla birlikte değerlendirir. Bu yönteme göre hesap üç aşamadan oluşur.

Birinci aşama, malın edinme bedeli ve tarihidir. Mahkeme, malın edinme tarihini ve bedelini tapu, satış sözleşmesi ve kredi kayıtlarından tespit eder. Ayrıca eşlerin peşinat ve taksitleri hangi kaynaktan ödediği bu aşamada önem kazanır.

İkinci aşama, katkı oranıdır. Yargıtay Sekizinci Hukuk Dairesi, 17.12.2019 tarihli, 2019/6166 Esas ve 2019/11412 Karar sayılı kararında yerleşik yöntemini açıklamıştır. Buna göre mahkeme, her eşin evlenme tarihinden malın edinme tarihine kadarki gelirlerini tespit eder. Ardından bu gelirlerden kişisel harcamaları düşer; kocanın gelirinden 743 sayılı Kanun m. 152’deki evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcamayı da indirir. Böylece mahkeme her eşin tasarruf miktarını ayrı ayrı bulur. Sonuç olarak her eşin tasarrufunun toplam tasarruf içindeki oranı, o eşin mala katkı oranıdır.

Öte yandan doğrudan ödemeler de oranı belirlemede rol oynar. Aşağıdaki örnek, basit bir varsayımla 100 birimlik bedelin 30 birimini davacı eşin gelirinin karşıladığını ve katkı oranının yüzde otuz olduğunu kabul eder. Ancak dosyada oranı belirleyecek yeterli veri yoksa mahkeme, TMK m. 4 ve TBK m. 50 uyarınca hakkaniyete uygun bir oran takdir eder. Aynı yaklaşım Yargıtay İkinci Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarihli, 2024/4470 Esas ve 2024/10570 Karar sayılı kararında da yer alır.

Üçüncü aşama, değere uygulamadır. Mahkeme bu oranı, malın dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeriyle çarpar. Örneğin Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi, 27.02.2025 tarihli, 2024/2761 Esas ve 2025/2070 Karar sayılı kararında bu kuralı uygulamıştır. Daire, dava tarihi yerine sonraki bir tarihteki sürüm değerini esas alan hesabı bozmuştur. Örnek orana göre dava tarihindeki değeri 5.000.000 TL olan konutta katkı payı alacağı hesaplama sonucu 1.500.000 TL olur. Bu örnek yöntemi göstermek içindir; somut sonuç bilirkişi incelemesine ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

Karma Edinimlerde Katkı Payı Alacağı Hesaplama

Bazı mallar iki dönemi birden kapsar. Örneğin eşlerden biri 2000 yılında kredili bir konut almış ve taksitlerini 2010 yılına kadar ödemiş olabilir. Bu durumda edinmenin bir kısmı mal ayrılığı, bir kısmı edinilmiş mallara katılma dönemine düşer. Sonuç olarak karma edinimde bedeli dönemlere göre ayırmak ve her döneme kendi rejimini uygulamak gündeme gelir.

Bu tür dosyada katkı payı alacağı hesaplama yalnız bir dönemle sınırlı kalır. 2002 sonrası ödemeler ise katılma alacağı ya da değer artış payı hesabına girer. Bu nedenle iki hesabın birbirine karışmaması için ödeme tablosunu tarih sırasıyla çıkarmak gerekir.

Katılma Alacağı Hesaplama: TMK Metnine Göre Adımlar

Katılma alacağı hesaplama işleminin dayanağı kanun metnidir. Türk Medeni Kanunu, tasfiyeyi adım adım düzenler. İlk adım, mal rejiminin sona erdiği anı belirlemektir. TMK m. 225’e göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir rejimin kabulüyle sona erer. Boşanma, iptal veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçişte ise rejim dava tarihinden geçerli olarak sona erer.

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona…

TMK m. 225 güncel kanun metni →

Malların ayrılması. Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılır(TMK m. 228). Edinilmiş mal, her eşin rejim sürerken karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir; çalışma geliri bunların başında gelir. Kanunun saydığı mal türlerini TMK m. 219 edinilmiş mallar sayfası gösterir. Evlilik öncesi mallar, miras ve bağış yoluyla gelenler ise kişisel maldır (TMK m. 220).

İspat bakımından kanun bir karine kurar. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar ise eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır. Bu karinenin ayrıntısı TMK m. 222 ispat kuralı sayfasında yer alır.

Eklenecek değerler ve denkleştirme. Kanun bazı devirleri hesapta varmış gibi edinilmiş mallara ekler (TMK m. 229). Bunlar, bir eşin sona ermeden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı, olağan hediye dışındaki karşılıksız kazandırmalardır. Aynı şekilde bir eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler de bu kapsama girer. Bu devirlere ilişkin mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Kişisel mallarla edinilmiş mallar arasındaki ödemeler için ise eşler denkleştirme isteyebilir (TMK m. 230).

Artık Değer, Yarı Pay ve Takas

Hesabın çekirdeği artık değerdir. Artık değer, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçları çıkardıktan sonra kalan miktardır. Ayrıca eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da bu toplama dahildir. Sonuç eksi çıkarsa kanuna göre değer eksilmesi göz önüne alınmaz (TMK m. 231).

Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara…

TMK m. 231 güncel kanun metni →

Değerleme ölçüsü de kanunda yazılıdır. Kanun, tasfiyede malların sürüm değerini esas alır (TMK m. 232). Kanun, sona erme anında mevcut edinilmiş malları ise tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katar (TMK m. 235). Buna karşılık eklenecek değerlerde malın devredildiği tarih esas alınır. Bu nedenle katılma alacağında değer tarihi, katkı payı alacağındaki dava tarihi kuralından farklıdır.

Son adım paylaşımdır. TMK m. 236’ya göre her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve kanun karşılıklı alacakların takasını öngörür. Ancak zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da kaldırabilir. Öte yandan eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşım esasını da kabul edebilir (TMK m. 237, 238).

Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar…

TMK m. 236 güncel kanun metni →

Basit bir örnek, katılma alacağı hesaplama mantığını gösterir. Ali adına edinilmiş konutun sürüm değeri 4.000.000 TL, kalan kredi borcu 1.000.000 TL olsun. Bu durumda Ali’nin artık değeri 3.000.000 TL olur. Ayşe adına edinilmiş, borçsuz aracın değeri 600.000 TL ise Ayşe’nin artık değeri 600.000 TL’dir. Ayşe 1.500.000 TL, Ali 300.000 TL alacaklıdır; takas sonrası Ayşe 1.200.000 TL isteyebilir. Bununla birlikte örnek, kişisel mal katkısı ve değer artış payı bulunmadığı varsayımına dayanır.

Değer Artış Payı ve Denkleştirme

Katılma alacağının yanında üçüncü bir kalem daha vardır. Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına uygun karşılık almadan katkıda bulunmuş olabilir. Bu durumda katkıda bulunan eş, maldaki değer artışından katkısı oranında alacak hakkına sahiptir (TMK m. 227). Alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır.

Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa…

TMK m. 227 güncel kanun metni →

Değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Buna karşılık mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete göre belirler. Ayrıca eşler yazılı anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir ya da pay oranını değiştirebilir. Değer artış payı, özellikle bir eşin kişisel malına diğer eşin para yatırdığı hâllerde önem kazanır. Bu nedenle davacının bu kalemi ve katılma alacağını dava dilekçesinde ayrı ayrı göstermesi, talep sonucunun açıklığı bakımından yararlıdır (HMK m. 119/1-ğ).

Katkı Payı Alacağı Hesaplama ile Katılma Alacağı Hesaplama Arasındaki Farklar

Aşağıdaki tablo, katkı payı alacağı hesaplama ile katılma alacağı hesaplama arasındaki farkı değer artış payıyla birlikte gösterir. Tablo, alacakları dayanak, dönem, hesap ve süre yönünden karşılaştırır. Ancak tablodaki içtihat kaynaklı satırlar, kanun metninden değil yargı uygulamasından çıkar ve somut olaya göre değişebilir.

Ölçüt Katkı payı alacağı Katılma alacağı Değer artış payı
Dayanak Yargıtay içtihadı; 743 sayılı Kanun dönemi mal ayrılığı ve 4722 m. 10 TMK m. 231, 236 TMK m. 227
Dönem 1 Ocak 2002 öncesi edinimler (eşler sözleşmeyle yasal rejimi evlenme tarihine götürmemişse) Yasal rejim dönemindeki edinimler Yasal rejim döneminde diğer eşin malına katkı
Hesap Katkı oranı × malın dava tarihindeki sürüm değeri (içtihat) Diğer eşin artık değerinin yarısı; alacaklar takas edilir; zina veya hayata kast hâlinde hâkim payı azaltabilir Katkı oranında değer artışı; değer kaybında katkının başlangıç değeri
İspat Katkıyı davacı eş ispat eder (TMK m. 6) Malların edinilmiş mal olduğu karinesi (TMK m. 222) Katkıyı davacı eş ispat eder (TMK m. 6)
Zamanaşımı Yargıtay 8. HD kararında on yıl (TBK m. 146) Yargıtay HGK kararında on yıl (TMK m. 5 yollamasıyla TBK m. 146) Kanunda özel süre yok; uygulanacak süreyi içtihat belirler

Katkı Payı Alacağı Zamanaşımı

Zamanaşımı, bu davalarda hak kaybına yol açabilecek bir konudur. TMK m. 178’e göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak bu sürenin mal rejimi alacaklarında da geçerli olup olmadığını Yargıtay’ın aşağıdaki kararları ele alır.

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına…

TMK m. 178 güncel kanun metni →

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2016 tarihli, 2016/1061 Esas ve 2016/959 Karar sayılı kararı katılma alacağına ilişkindir. Kurul, TMK m. 5 yollamasıyla TBK m. 146’daki on yıllık zamanaşımını uyguladı ve yerel mahkemenin direnme kararını yerinde buldu.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.11.2015 tarihli, 2015/18815 Esas ve 2015/19866 Karar sayılı kararı ise katkı payı alacağı zamanaşımı konusunda yol gösterir. Daire, katkı payı alacağı davasında TMK m. 178’in değil TBK m. 146’yı uygulamak gerektiğini belirterek bir yıllık süreye dayanan ret kararını bozdu. Somut olayda süre, yabancı boşanma kararını tanıyan kararın kesinleşmesiyle başladı.

Katkı Payı Alacağı Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Sürenin başlangıcında iki kural birlikte çalışır. İlk olarak TBK m. 149’a göre zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. TBK m. 153/3’e göre ise evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez. Bu durma sebebinin ayrıntısı TBK m. 153 zamanaşımının durması sayfasında yer alır.

Bu yaklaşıma göre boşanmada katkı payı alacağı zamanaşımı on yıldır ve süre boşanma hükmünün kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Ölümle sona eren evlilikte başlangıç tarihini ayrıca değerlendirmek gerekir. Bununla birlikte TMK m. 178 bir yıllık süre öngördüğü için, davayı boşanmanın kesinleşmesinden sonraki ilk yıl içinde açmak itiraz riskini azaltır. Öte yandan adli tatil zamanaşımını uzatmaz; HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, o Kanunun belirlediği süreler içindir.

TMK m. 241 davasında hak düşürücü süre. Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye başvurabilir (TMK m. 241). Bu dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl içinde düşer. Mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmişse öğrenme tarihi önem taşımaz. Ayrıntı TMK m. 241 üçüncü kişilere karşı dava sayfasındadır. Sonuç olarak bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süredir.

Dava Kime Karşı ve Hangi Mahkemede Açılır?

Davacı ve davalı. Katkı payı alacağı davası ve katılma alacağı davası, alacaklı eşin borçlu eşe karşı açtığı davalardır. Katılma alacağında TMK m. 236 hakkı her eşe ve onun mirasçılarına tanır; katkı payı alacağında mirasçıların durumunu içtihat belirler. Alacaklı eş ölmüşse mirasçıları davacı olabilir. Buna karşılık borçlu eş ölmüşse davacı, davayı onun mirasçılarına yöneltir. TMK m. 640’a göre mirasçılar terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf eder. Bu nedenle davayı birlikte açmak ya da sulh mahkemesinden miras ortaklığına temsilci atamasını istemek güvenli yoldur. Karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişi ise yalnız TMK m. 241’deki koşullarla davalı olabilir.

Görevli mahkeme. 4787 sayılı Kanunun 4. maddesine göre aile mahkemesi, vesayete ilişkin Üçüncü Kısım hariç TMK İkinci Kitabından ve 4722 sayılı Kanundan doğan aile hukuku davalarına bakar. Mal rejimi hükümleri bu kitabın içindedir. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu davalara, 4787 m. 2 uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar. 4787 sayılı Kanunun 4722 sayılı Kanuna yaptığı yollama, 743 dönemine ait katkı payı alacağı davası için de önem taşır.

Yetkili mahkeme. TMK m. 214 üç durum ayırır. İlk olarak ölümle sona ermede ölenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Boşanma, iptal veya mahkeme kararıyla mal ayrılığında bu davalarda yetkili olan mahkeme yetkilidir. Son olarak diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler…

TMK m. 214 güncel kanun metni →

Eşler arasında paylı mülkiyetteki bir taşınmaz ayrıca ortaklığın giderilmesi konusu olabilir. Ancak bu davaya sulh hukuk mahkemesi bakar (HMK m. 4) ve dava şartı olarak arabuluculuğa tabidir (6325 m. 18/B). Bu konuda ortaklığın giderilmesi davası yazısı ayrıntılı bilgi verir. Tasfiyede TMK m. 226 ise üstün yararını ispat eden eşe, payı ödeyerek malın kendisine verilmesini isteme imkânı tanır.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi, dava şartı arabuluculuğa tabi uyuşmazlıkları sayar. Bunlar kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarıdır. Ancak mal rejiminin tasfiyesi bu listede yer almaz. İncelediğimiz TMK ve 4787 sayılı Kanun metinlerinde de bu davalar için arabulucuya başvuru şartı yoktur.

Bu nedenle katkı payı alacağı davası öncesinde arabulucuya gitmek, incelediğimiz metinlere göre dava şartı değildir. Taraflar yine de ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. 6325 m. 1/2, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıkları kapsar; aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar ise arabuluculuğa elverişli değildir. Aile hukukuna ilişkin anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verirken mahkeme incelemeyi duruşmalı yapar (6325 m. 18/3). Ortaklığın giderilmesi davasında ise 18/B kapsamında arabuluculuk dava şartıdır.

Geçici Koruma: TMK m. 169, m. 199 ve İhtiyati Tedbir

Tasfiye davası yıllar sürebilir; bu sürede borçlu eş malları elden çıkarabilir. Bu nedenle kanun bu riske karşı birkaç araç öngörür. Eşlerden biri boşanma veya ayrılık davası açınca hâkim, dava süresince eşlerin mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alır (TMK m. 169). Hâkim bu önlemleri boşanma davası içinde alır.

Evlilik birliği sürerken TMK m. 199 ayrı bir koruma sağlar. Ailenin ekonomik varlığını korumanın gerektirdiği ölçüde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine belirlediği malvarlığı değerlerinde tasarrufu diğer eşin rızasına bağlayabilir. Ayrıca hâkim taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırırsa, durumun tapu kütüğüne şerhine re’sen karar verir.

Ayrıca davacı eş tasfiye davasında ihtiyati tedbir de isteyebilir. HMK m. 389, hakkı elde etmenin önemli ölçüde zorlaşacağı endişesinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir imkânı tanır. Tedbir talebinin şartları HMK m. 389 ihtiyati tedbirin şartları sayfasında yer alır. Uygulamada davacılar, taşınmazın tapu kaydı için devir ve temlik yasağı şerhi ister. Talep eden kural olarak teminat gösterir (HMK m. 392). Talep resmî belgeye veya başka kesin bir delile dayanıyorsa ya da durum gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini açıkça belirterek teminat almayabilir. Adli yardımdan yararlanan kişi teminat göstermez. Tedbir kararının uygulanması, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir (HMK m. 393). Talep eden, tedbir kararını dava açmadan önce almışsa esas davayı uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde açmalıdır; aksi hâlde tedbir kalkar (HMK m. 397).

Para alacakları için ayrıca ihtiyati haciz yolu da gündeme gelebilir. İİK m. 257 bunu kural olarak vadesi gelmiş para borcuna bağlar. Bu yolun şartlarını ihtiyati haciz şartları ve itiraz süreleri yazısı ayrıntılı anlatır.

Katkı Payı Alacağı Hesaplama İçin Deliller

Katkı payı alacağı hesaplama işleminin sağlığı, delillerin tarihli ve belgeli olmasına bağlıdır. Davacı eşin sunabileceği başlıca deliller şunlardır:

  • Tapu kayıtları, satış sözleşmeleri ve araç tescil kayıtları; malın edinme tarihini ve bedelini gösterir.
  • Banka hesap dökümleri, havale ve kredi kayıtları; peşinat ve taksitlerin kaynağını gösterir.
  • Maaş bordroları ve SGK hizmet dökümü; eşlerin edinme tarihindeki gelirini gösterir.
  • Ziynet satış belgeleri ve miras yoluyla gelen paraya ilişkin belgeler; kişisel kaynaktan gelen katkıyı gösterir.
  • Tanık beyanları; belgelerin desteklediği olguları tamamlar.
  • Bilirkişi incelemesi ve keşif; katkı payı alacağı hesaplama işlemine esas sürüm değerini belirler.

2002 öncesine ait ödemelerde belgelerin eskiliği, katkı payı alacağı davası için ispatı güçleştirebilir. Ayrıca değer tespiti teknik bilgi gerektirdiği için mahkeme bilirkişiye başvurur (HMK m. 266). Bilirkişi değeri hesaplar; malın kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğu ise mahkemenin hukuki değerlendirmesidir. Ayrıca davacı, dava dilekçesinde her vakıayı hangi delille ispat edeceğini göstermelidir (HMK m. 119/1-f).

Dava Değeri, Kısmi Dava ve Harç: Katkı Payı Alacağı Hesaplama Sonucunun Davaya Yansıması

Davacı, dava açarken alacağın kesin tutarını çoğu zaman bilmez; değeri bilirkişi raporu ortaya koyar. Eskiden davacılar bu durumda HMK m. 107’deki belirsiz alacak davasına başvururdu. 7589 sayılı Kanun bu maddeyi yürürlükten kaldırdı; değişiklik Kanunun yayımı olan 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Mahkemeler, davacıların kaldırma tarihinden önce açtığı davalarda HMK m. 107’yi uygulamaya devam eder (7589 geçici m. 1/10).

Bu nedenle yeni davalarda kısmi dava öne çıkar. HMK m. 109/4’e göre davacı alacağın bir kısmını dava etmişse, talebini aynı davada bir defaya mahsus artırabilir. Davacı bu artırımı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar yapabilir. Zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Değişikliklerin bütünü için 12. Yargı Paketi değişiklikleri yazısı ele alır.

Davacı kalan kısımdan açıkça feragat etmemişse, kısmi dava kalan kısımdan feragat anlamına gelmez (HMK m. 109/3). Öte yandan bu davalar konusu belli bir değerle ilgili davalardır. Harçlar Kanunu (1) sayılı tarifeye göre nispi karar ve ilam harcının matrahı dava değeridir. Davacı bu harcın dörtte birini dava açarken peşin öder (Harçlar Kanunu m. 28/a). Oran ve maktu tutarlar tarifede ve her yıl çıkan tebliğde yer alır.

Ödeme aşamasını TMK m. 239 düzenler. Ödemenin konusu ayın veya para olabilir; derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa borçlu eş erteleme isteyebilir. Ayrıca aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür. Ayrıntı TMK m. 239 ödeme ve erteleme sayfasındadır. Kanun metninin tamamı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu resmî metni sayfasındadır.

Sonuç

Mal paylaşımında ilk soru, malın edinme dönemidir. Eşler başka bir rejim seçmemişse 1 Ocak 2002 öncesi edinimlerde mal ayrılığı geçerlidir. Bu dönemde diğer eş adına edinilen mala katkıda bulunan eş, katkı payı alacağı isteyebilir. Kanun bu alacağı düzenlemez; dayanağı ve katkı payı alacağı hesaplama yöntemi Yargıtay içtihadına dayanır. Yasal rejim döneminde ise katılma alacağı hesaplama işlemi TMK metnine dayanır. Hesapta önce sona erme anını belirlemek, sonra malları ayırmak ve borçları düşmek gerekir; son olarak eş, diğer eşin artık değerinin yarısını ister.

Yargıtay kararları, katılma alacağı ve katkı payı alacağı zamanaşımı bakımından TMK m. 178 yerine TBK m. 146’daki on yıllık süreyi uygulamıştır. Süre, evlilik sürdükçe işlemez. TMK m. 241’e göre üçüncü kişiye karşı davada ise bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler işler. Davacı, davayı borçlu eşe, ölümü hâlinde mirasçılarına karşı aile mahkemesinde, aile mahkemesi kurulamayan yerde asliye hukuk mahkemesinde açar. Arabuluculuk, incelediğimiz metinlere göre bu davada dava şartı değildir. Değer bilinmiyorsa 7589 sonrası dönemde kısmi dava ve HMK m. 109/4’teki tek seferlik artırım imkânı gündeme gelir. Bu nedenle edinme tarihlerini ve ödeme kaynaklarını gösteren belgeleri dava öncesinde toplamak, sonucun isabeti için belirleyicidir.

Sık Sorulan Sorular

Katkı payı alacağı ile katılma alacağı arasındaki fark nedir?

Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde diğer eş adına edinilen mala eşin yaptığı katkının karşılığıdır ve içtihadın geliştirdiği bir kurumdur. Katılma alacağı ise yasal rejim döneminde diğer eşin artık değerinin yarısıdır ve TMK m. 236’ya dayanır.

Katkı payı alacağı hesaplama nasıl yapılır?

İçtihattaki yönteme göre mahkeme önce davacı eşin edinme bedeline katkı oranını bulur. Ardından bu oranı, malın dava tarihindeki sürüm değeriyle çarpar. Sonuç bilirkişi incelemesine ve somut olayın delillerine göre değişir.

Katkı payı alacağı zamanaşımı kaç yıldır?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, katkı payı alacağında TMK m. 178’deki bir yıllık süreyi değil, TBK m. 146’daki on yıllık süreyi uygulamıştır. Evlilik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez. Üçüncü kişilere karşı TMK m. 241 davasında ise bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler vardır.

Eş öldükten sonra katkı payı alacağı davası açılabilir mi?

Koşulları varsa dava mümkündür. TMK m. 236 katılma alacağını eşlere ve mirasçılarına tanır; katkı payı alacağında mirasçıların durumunu içtihat belirler. Alacaklı eşin ölümünde mirasçıları davacı olabilir; borçlu eşin ölümünde ise davacı, davayı onun mirasçılarına yöneltir. Mal rejimi ölümle sona ermişse yetkili mahkeme ölenin son yerleşim yeri mahkemesidir.

Katılma alacağı davasında arabuluculuk zorunlu mu?

6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi mal rejiminin tasfiyesini dava şartı arabuluculuk kapsamında saymaz. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Ortaklığın giderilmesi davasında ise arabuluculuk dava şartıdır.

Belirsiz alacak davası hâlâ açılabilir mi?

HMK m. 107, 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026 tarihinden itibaren yürürlükten kalktı. Mahkemeler, davacıların bu tarihten önce açtığı davalarda maddeyi uygulamaya devam eder. Yeni davalarda davacı kısmi dava açabilir ve talebini, HMK m. 109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus artırabilir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.