TMK 317. Madde
Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişiler, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse, hâkimden evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler.
TMK 317. Madde Gerekçesi
Bu ve bunu takip eden iki maddede, evlatlık ilişkisinin kaldırılması düzenlenmektedir. Madde, İsviçre Medenî Kanunu 269 uncu maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Buna göre, evlâ t edinmede rızasıalınmasıgereken kişilerin rızasıyasal sebep bulunmaksızın alınmamışsa, bu kişiler evlâ tlık ilişkisinin kaldırılması için dava açabilirler. Ancak evlâ tlık ilişkisinin kaldırılmasıevlâ tlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, iptal davasıaçılamaz.
Açıklama
TMK Madde 317, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebeplerinden ilkini, yani rızanın bulunmamasını düzenler. Maddeye göre yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişiler, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse hâkimden evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler. İsviçre Medeni Kanunu’nun 269. maddesinin birinci fıkrasından alınan hüküm, esasa ilişkin diğer noksanlıkları düzenleyen TMK Madde 318 ve hak düşürücü süreyi belirleyen TMK Madde 319 ile birlikte değerlendirilir. Rıza, evlat edinmenin geçerlilik koşullarından biri olup, küçüğün ana ve babasının rızasının nasıl alınacağı TMK Madde 309 ve devamında ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Maddenin uygulanma mekanizması, rızası alınması gereken kişilerin korunmasıyla çocuğun yerleşmiş menfaatinin korunması arasında bir denge gözetir. Evlat edinmede kural olarak küçüğün ana ve babasının rızası gereklidir; bu rıza, yasada sayılan istisnai hâllerde (örneğin ana babanın kim olduğunun bilinmemesi, uzun süredir bulunamaması veya ayırt etme gücünden sürekli yoksunluğu, ya da çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal etmesi) aranmayabilir. İşte bu yasal sebeplerden biri bulunmadığı hâlde rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişi evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını dava edebilir. Ancak bu hakkın kullanımı mutlak değildir: davanın kabulü küçüğün menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse, mahkeme rızanın yokluğuna rağmen ilişkiyi sürdürebilir. Böylece çocuğun üstün yararı, biçimsel rıza eksikliğinin önüne geçen üstün bir ölçüt hâline gelir.
Davanın kabulü hâlinde evlatlık ilişkisi geleceğe etkili olarak kaldırılır ve TMK Madde 314’te öngörülen velayet, mirasçılık ve soyadı sonuçları sona erer; bu dava da TMK Madde 319 uyarınca öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye bağlıdır. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, rızanın alınmamasına dayalı iptal davalarında çocuğun yararının somut olarak araştırılması ve uzman görüşü alınması gerektiğini, salt rızanın yokluğunun otomatik bir iptal sonucu doğurmadığını vurgular. Somut bir örnek: çocuğunun başkasınca evlat edinildiğini, kendi rızası alınmadan ve geçerli bir yasal sebep de bulunmadan gerçekleştirildiğini öğrenen biyolojik anne, TMK Madde 317’ye dayanarak ilişkinin kaldırılmasını isteyebilir; ancak çocuk evlat edinen ailenin yanında yıllardır sağlıklı bir bağ kurmuşsa ve ayrılık onu ağır biçimde örseleyecekse, mahkeme çocuğun menfaatini gözeterek talebi reddedebilir.
