TMK ▸ Madde 401

TMK 401. Madde

(1) Aile meclisi üyeleri, görevlerini gereği gibi yerine getireceklerine dair güvence vermek zorundadırlar.

(2) Güvence sağlanmadan özel vesayet kurulamaz.

TMK 401. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 351 inci maddesini karşılamaktadır. Başlıkta ve metinde, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, “maddî teminat” yerine sadece “güvence” terimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

TMK Madde 401, özel vesayet biçimi olan aile meclisinin kurulabilmesi için aranan güvence şartını düzenler. Birinci fıkraya göre aile meclisi üyeleri, görevlerini gereği gibi yerine getireceklerine dair güvence vermek zorundadır. İkinci fıkra ise bu şartı mutlak bir kuruluş koşuluna bağlar: güvence sağlanmadan özel vesayet kurulamaz. Bu hüküm, özel vesayetin kuruluşunu düzenleyen TMK m.399 ve aile meclisinin oluşumunu belirleyen TMK m.400 ile birlikte değerlendirilmelidir. Özel vesayette koruma görevi tek bir vasi yerine birden çok hısımdan oluşan bir meclise bırakıldığından, vesayet altındaki kişinin menfaatinin teminat altına alınması özel bir önem taşır. Maddenin gerekçesi, eski metindeki maddî teminat ifadesi yerine yalnızca güvence teriminin kullanıldığını, ancak hüküm değişikliği bulunmadığını belirtir.

Uygulama mekanizması bakımından güvence, aile meclisi üyelerinin görevlerini özenle yerine getireceklerine dair verdikleri bir teminattır ve bu teminat sağlanmadan denetim makamı özel vesayeti kuramaz. Bu yönüyle güvence, kuruluşun ön şartı niteliğindedir; eksikliği hâlinde özel vesayet hiç doğmaz ve olağan vesayet hükümlerine dönülür. Güvencenin amacı, meclis üyelerinin kötü yönetimi veya ihmali nedeniyle vesayet altındaki kişinin malvarlığında doğabilecek zararların karşılanabilmesidir. Denetim makamı, güvencenin türünü ve kapsamını vesayet altındaki kişinin malvarlığının büyüklüğüne göre belirler. Örneğin önemli bir taşınmaz ve nakit varlığa sahip bir kısıtlı için aile meclisi kurulurken, üyelerden malvarlığının değerine uygun bir teminat istenir; bu teminat verilmedikçe meclis göreve başlayamaz.

Hükmün sonucu, güvence sağlanmadan kurulan bir özel vesayetin hukuken geçersiz olması ve vesayet altındaki kişinin malvarlığının teminatsız biçimde meclise bırakılamamasıdır. Aile meclisi üyelerinin görevlerini ihmal etmesi hâlinde verilen güvence, TMK m.466 ve devamı uyarınca doğan zararların karşılanmasında başvurulacak kaynağı oluşturur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, özel vesayete ilişkin işlemlerde vesayet altındaki kişinin menfaatinin korunmasının esas alınması gerektiğini kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: kısıtlının yüksek değerli malvarlığını yönetmek üzere üç hısımından aile meclisi kurulmak istendiğinde, denetim makamı üyelerden uygun bir güvence talep eder; üyeler bu güvenceyi sağlamazsa TMK Madde 401 uyarınca özel vesayet kurulamaz ve kısıtlıya olağan usulde tek bir vasi atanır. Böylece korunmaya muhtaç kişinin malvarlığı teminatsız bırakılmamış olur.