TMK 421. Madde
(1) Atama kararı vasiye hemen tebliğ olunur.
(2) Kısıtlamaya ve vasi atanmasına veya kısıtlananın velâyet altında bırakılmışsa buna ilişkin karar, kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
TMK 421. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 371 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddeden farklı olarak iki fıkra hâ linde düzenlenmiştir. Birinci fıkra vasiliğe at ama kararının hemen vasiye tebliğedilmesiyle ilgilidir. İsviçre Medenî Kanununun bu maddeyi karşılayan 387 nci maddesinin birinci fıkrasında bu bildirimin yazılıolması hükme bağlanmıştır. Maddede geçen “tebliğ ” sözcüğüyazılıbildirimi ifade etmek üzere kullanılmıştır. İkinci fıkrada sadece kısıtl ama ya ve vasi atanmasına ilişkin kararların değil, kısıtlanan kişi velâ yet altında bırakılmışsa, buna ilişkin kararların da ilâ n edilmesi kabul edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 421, vasi atanmasına ve kısıtlamaya ilişkin kararların ilgililere ve kamuya duyurulmasını iki ayrı yöntemle, tebliğ ve ilân yoluyla düzenler. Hükmün gerekçesi, 743 sayılı eski Kanunun 371. maddesini karşıladığını ve İsviçre Medenî Kanununun 387. maddesine paralel olarak iki fıkraya ayrıldığını belirtir; ayrıca gerekçede ‘tebliğ’ sözcüğünün yazılı bildirimi ifade etmek üzere kullanıldığı özellikle vurgulanır. Düzenleme, kısıtlamanın yarattığı fiil ehliyeti sınırlamasının (TMK m.405 vd.) üçüncü kişiler bakımından da hüküm ifade edebilmesi için aleniyet ilkesine dayanır. Tebligat usulü bakımından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri, kısıtlama kararının niteliği bakımından ise vesayeti düzenleyen TMK m.404 ve devamı maddeleri tamamlayıcı çerçeveyi oluşturur.
Maddenin işleyişi iki aşamalıdır. Birinci fıkra uyarınca atama kararı vasiye hemen tebliğ olunur; bu yazılı bildirim, vasinin TMK m.422’deki on günlük kaçınma süresinin ve TMK m.426 vd. uyarınca göreve başlama yükümlülüğünün başlangıç anını belirlediği için kritik öneme sahiptir. İkinci fıkra ise ilân yükümlülüğünü düzenler: kısıtlama ve vasi atanmasına ilişkin karar, kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân edilir. Gerekçenin de işaret ettiği üzere, kısıtlanan kişi vesayet yerine velâyet altında bırakılmışsa (TMK m.419/3, m.335 vd.) buna ilişkin karar da aynı şekilde ilâna tâbidir. İlânın amacı, kısıtlıyla işlem yapacak iyiniyetli üçüncü kişileri ehliyet kısıtlamasından haberdar etmek ve onların TMK m.3 kapsamındaki iyiniyet iddialarını sınırlamaktır.
İlânın yapılmaması veya gecikmesi, kısıtlamanın taraflar arasındaki geçerliliğini ortadan kaldırmaz; ancak kısıtlamayı bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini güçleştirir, böylece işlem güvenliğini korur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, kısıtlama kararlarının usulüne uygun biçimde ilân edilmesinin aleniyet ve üçüncü kişilerin korunması bakımından zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Somut bir örnek: akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan bir kişiye vasi atandığında, karar vasiye derhal tebliğ edilir ve hem kişinin oturduğu ildeki hem de doğum yeri olan nüfus ilindeki usulle ilân yapılır. Bu ilândan sonra kısıtlıyla taşınmaz satışı için sözleşme yapan bir kişi, artık kısıtlılığı bilmediğini ileri süremez. TMK Madde 421’in öngördüğü tebliğ ve ilân, hem vasinin görevine ilişkin sürelerin hem de işlem güvenliğinin temelini oluşturur.
