TMK ▸ Madde 422

TMK 422. Madde

(1) Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.

(2) İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir.

(3) Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar; yerinde görmediği takdirde, bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim makamına bildirir.

TMK 422. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 372 nci maddesini karşılamaktadır. Arılaştırmak suretiyle kaleme alınmıştır. Maddedeki “sulh mahkemesi” yerine “vesayet makamı” deyimi kullanılmıştır.

Açıklama

TMK Madde 422, vasiliğe atanan kişinin atamaya karşı kullanabileceği kaçınma hakkı ile üçüncü kişilerin atamaya itiraz hakkını ve bu başvuruların izleyeceği usulü düzenler. Hüküm, vesayet teşkilatının iki kademeli yapısına yaslanır: kararı veren vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) ile bunun üstündeki denetim makamı (asliye hukuk mahkemesi). Düzenleme, vasiliğin zorunlu bir kamusal yükümlülük olmasından (TMK m.416) doğan dengeyi kurar; çünkü kişi göreve atanmakla bağlı tutulurken, kanunda sayılan kaçınma sebeplerinin (TMK m.417) varlığında bu yükten kurtulma imkânı tanınmalıdır. Maddenin gerekçesi, 743 sayılı eski Kanunun 372. maddesini karşıladığını ve eski metindeki ‘sulh mahkemesi’ ibaresinin yerine ‘vesayet makamı’ kavramının getirildiğini açıkça vurgular; böylece teşkilat birliği sağlanmıştır.

Uygulamada üç ayrı mekanizma işler. Birincisi, vasiliğe atanan kişi, atama kararının kendisine tebliğinden (TMK m.421) başlayarak on günlük hak düşürücü süre içinde kaçınma hakkını kullanmalıdır; bu süre kaçırılırsa görev kesinleşir ve kabul yükümlülüğü doğar. İkincisi, ilgili olan herkes -kısıtlının yakınları, alacaklıları, atamada menfaati bulunanlar- atamayı öğrendiği günden itibaren yine on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu, örneğin atanan kişinin TMK m.418 anlamında vasiliğe engel bir durumda bulunduğunu ileri sürebilir. Üçüncüsü, vesayet makamı bu kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse derhal yeni bir vasi atayarak uyuşmazlığı kendisi çözer; yerinde görmediği takdirde ise dosyayı, kendi görüşünü de ekleyerek karar mercii olan denetim makamına gönderir. On günlük sürelerin niteliği gereği talep dilekçeyle ve süresinde yapılmalıdır.

Sürelere uyulmaması hâlinde kaçınma ve itiraz hakkı düşer; vasi göreve başlamakla yükümlü hâle gelir ve haksız direnirse cebrî tedbirlerle görevini ifaya zorlanabilir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, kaçınma ve itiraz süresinin hak düşürücü olduğunu, bu nedenle hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiğini ve süre geçtikten sonra yapılan başvurunun reddedileceğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: altmış beş yaşındaki bir kişi yeğenine vasi atanır; tebliğden sekiz gün sonra dilekçeyle altmış yaşını doldurduğunu (TMK m.417/1) belirterek kaçınırsa, vesayet makamı bu sebebi yerinde görüp başka bir yakın hısmı (TMK m.414) vasi olarak atar. Buna karşılık kısıtlının kardeşi, atanan vasinin kısıtlıyla aralarında ciddi düşmanlık bulunduğunu ileri sürer ancak makam bunu yerinde görmezse, dosya görüşüyle birlikte denetim makamına TMK Madde 422 uyarınca intikal ettirilir.