TMK 430. Madde
(1) Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır.
(2) Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.
TMK 430. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 380 inci maddesini karşılamaktadır. İkinci fıkrada “sulh mahkemesi” yerine “vesayet makamı” deyimi kullanılmıştır. Madde iki fıkra hâ linde kaleme alınmıştır. Birinci fıkra temsil kayyımıatanmasında, ikinci fıkra ise yönetim kayyımıatanmasında yetkiyi düzenlemektedir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 430. maddesi, kayyım atanmasında yetkili vesayet makamını düzenleyen ve temsil kayyımı ile yönetim kayyımı bakımından iki ayrı yer yetkisi kuralı getiren usul hükmüdür. Birinci fıkraya göre temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır. İkinci fıkraya göre ise yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır. Bu ayrım, kayyımın görevinin niteliğiyle doğrudan bağlantılıdır: temsil kayyımlığı kişi eksenli, yönetim kayyımlığı mal eksenlidir.
Temsil kayyımlığında yetki; kişinin yerleşim yerine bağlıdır çünkü bu kayyımlıkta korunan menfaat doğrudan kişi ve onun bir işinin görülmesidir. Yerleşim yeri TMK 19-21 çerçevesinde belirlenir: kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer esas alınır; yerleşim yeri değişikliği durumunda yeni yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur. Küçüklerin yerleşim yeri ana-babasının yerleşim yeridir (TMK 21); bu nedenle menfaat çatışması kayyımlığında çocuğun velisi olan anne-babanın yerleşim yeri esas alınır. Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarında yetkili mahkeme nüfus kaydındaki yerleşim yeri ya da son yerleşim yeri olarak belirlenir; bazı hallerde Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin Yargı Çevresi Yönetmeliği ile Türkiye’deki herhangi bir mahkeme yetkili kılınabilir.
Yönetim kayyımlığında ise malvarlığının coğrafî ağırlık merkezi esastır. Farklı illerde malvarlığı bulunan bir kişiye yönetim kayyımı atanacaksa, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği yer belirlenir; genellikle taşınmazların yoğunlaştığı, ticari faaliyetin yürütüldüğü veya hesapların tutulduğu yer mahkemesi yetkilidir. Terekeye ve cenine ilişkin yönetim kayyımlığında, ölümün açıldığı yer (TMK 576) veya ceninin annesinin yerleşim yeri dikkate alınır. Tüzel kişilerde yönetim kayyımı atanmasında, tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer yetkilidir.
Yetki kuralı emredici niteliktedir; re’sen gözetilir. Hakim, yetkisiz olduğunu tespit ederse HMK genel hükümleri çerçevesinde yetkisizlik kararı verip dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. Ancak çekişmesiz yargıda “kesin yetki” sorunu HMK 382 vd. çerçevesinde değerlendirilir; tarafların yetki itirazı usulü farklıdır. Acil hallerde, yetkisiz mahkeme geçici önlemler (örneğin muhafaza tedbiri, banka bloke işlemi) alabilir; ancak esas atama kararını yetkili mahkeme verir.
Uygulamada TMK 430, kayyımlık başvurularının doğru mahkemeye yapılmasını sağlayarak hem yargılama ekonomisine hem de kayyımın fiilen ulaşabileceği malvarlığı üzerinde etkili olmasına hizmet eder. Yerleşim yeri ile malvarlığının bulunduğu yer farklı ise; temsil kayyımlığı ile yönetim kayyımlığının ayrı ayrı ve farklı mahkemelerde atanması gerekir. Yargıtay, yetki uyuşmazlığı çıktığında merci tayini yoluyla (HMK m.21-22) sorunu çözer. Ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanunu gereği atama kararı nüfus kütüğüne işlenir; tapu sicilinde kayyımlık varsa ilgili taşınmaz sayfasına şerh edilir (Tapu Sicili Tüzüğü).
