TMK ▸ Madde 437

TMK 437. Madde

(1) Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir.

(2) Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır.

(3) (Değişik fıkra:6/12/2019-7196/54 md.) Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir.

TMK 437. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 397f maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınmıştır. Birinci fıkrada bu konudaki yargılamanın basit yargıl ama usulüne tâ bi olduğu ifade edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında gerekli hâ llerde ilgilinin adlî yardım yoluyla mahkemede temsil edilmesinin sağlanmasıkabul edilmiştir. Kişinin özgürlüğünün kısıtlanması gibi önemli bir kararda, kişinin kendi hak ve yetkilerini bilememesi durumu göz önünde tutulmak suretiyle gerekiyorsa bu kişinin yargıl ama sırasında adlî yardım yoluyla barolarca görevlendirilecek bir avukat tarafından temsil edilmesinin sağlanmasıöngörülmüştür. Maddenin üçüncüfıkrası yine özgürlüğün kısıtlanması gibi önemli bir kararın verilirken kişinin sadece vekil ya da temsilcisinin isteminin yeterli olmadığını, hâ kimin bizzat bu kişiyi dinlemesinin de gerekli olduğunu belirtmektedir.

Açıklama

TMK Madde 437, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin yargılama usulünü düzenler ve İsviçre Medeni Kanunu’nun 397f maddesinden kısmen değiştirilerek alınmıştır. Hüküm, kişi özgürlüğü gibi temel bir hakkın kısıtlandığı bu süreçte yargılamanın hızlı, güvenceli ve kişinin haklarını koruyacak biçimde yürütülmesini amaçlar. Birinci fıkra basit yargılama usulünü öngörerek sürecin çabuklaştırılmasını, ikinci fıkra adli yardımı sağlayarak hak kaybının önlenmesini, üçüncü fıkra ise hâkimin kişiyi bizzat dinlemesini güvence altına alır. Madde, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının genel usulünü düzenleyen m.436, kuruma yerleştirmeyi düzenleyen m.432 vd. ve itirazı düzenleyen m.435 ile bir bütün oluşturur; ayrıca 6/12/2019 tarihli 7196 sayılı Kanun’la üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle iki günlük karar süresi getirilmiştir.

Maddenin işleyişinde hâkim, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması talebini basit yargılama usulüne göre inceler; bu usul, dilekçeler aşamasının kısa tutulması ve duruşmaların hızla sonuçlandırılmasıyla, özgürlüğü kısıtlanan kişinin gereksiz yere belirsizlikte kalmasını önler. İkinci fıkra gereğince, kişinin kendi hak ve yetkilerini bilemeyecek durumda olabileceği göz önünde tutularak, gerektiğinde barolarca görevlendirilecek bir avukat aracılığıyla adli yardım sağlanır; böylece teknik bilgiden yoksun veya akıl sağlığı etkilenmiş kişinin savunmasız kalması engellenir. Üçüncü fıkra, değişik hâliyle hâkime üç somut yükümlülük yükler: ilgili kişiyi bizzat dinlemek, tahkikatı tamamlamak ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını vermek. Salt vekilin veya temsilcinin beyanı yeterli sayılmaz; hâkimin kişiyle doğrudan teması zorunludur.

Hâkimin kişiyi bizzat dinlemeden veya iki günlük süreyi aşarak karar vermesi, usule aykırılık oluşturur ve verilen kararın denetim makamı önünde bozulmasına yol açabilir; özellikle dinlenme güvencesinin ihlali, Anayasa’nın 19. maddesi ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 5. maddesi kapsamında kişi özgürlüğüne aykırılık iddiasına da temel oluşturur. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, özgürlüğün kısıtlanması kararlarında hâkimin kişiyi bizzat dinlemesinin ve resmî sağlık kurulu raporunun zorunlu olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: ağır akıl hastalığı nedeniyle bir kişinin tedavi kurumuna yerleştirilmesi istendiğinde, hâkim dosyayı basit yargılama usulüne göre ele alır, kişiye baro tarafından bir avukat görevlendirilmesini sağlar, kişiyi bizzat dinler ve tahkikatı tamamladıktan sonra en geç iki gün içinde kararını verir. Bu adımların atlanması kararı sakatlar.