TMK 450. Madde
(1) Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, vasi önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde, onun görüşünü almakla yükümlüdür.
(2) Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz.
TMK 450. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 393 üncü maddesini karşılamaktadır. 87 Maddede vasinin önemli işlerde vesayet altındaki kişinin görüşünüalma yükümlülüğü getirilmiştir. İsviçre Medenî Kanununun 409 uncu maddesinde bu görüşün alınmasında küçük için bir yaşölçüsü getirilmiştir. Buna göre küçük onaltıyaşında ise görüşüne başvurulabilecektir. Ancak böyle bir yaşsınırının getirilmesi isabetli görülmemiştir. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 nci maddesinin (1) numaralıbendinde “görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini açıkl ama, bu görüşlerde çocuğun yaşı ve olgunluğuna göre gereken özenin gösterilmesine” riayet hükmüöngörülmüştür. Bu nedenledir ki, Alman Medenî Kanununun 1827 nci maddesinden, görüşüne başvurma konusunda getirilmişbulunan yedi yaşsınırı kaldırılmıştır. Bu gerekçelerle maddeye bir yaşsınırıkonulmadan, çocuğun görüşlerine başvurmada ölçü olarak “görüşlerini oluşturma ve açıkl ama yeteneğine sahip” olma ölçüsü getirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasıyürürlükteki ikinci fıkradan arılaştırmak suretiyle aynen alınmıştır.
Açıklama
TMK Madde 450, vasinin önemli işlerde karar vermeden önce vesayet altındaki kişinin görüşünü alması yükümlülüğünü düzenler. Maddeye göre vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, vasi önemli işlerde karar vermeden önce olanak ölçüsünde onun görüşünü almakla yükümlüdür; ikinci fıkraya göre vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz. Maddenin gerekçesinde, görüş alma konusunda bir yaş sınırı getirilmediği, bunun yerine Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesiyle uyumlu olarak görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneği ölçütünün benimsendiği açıklanır. Bu hüküm, vesayet altındaki kişiyi salt bir koruma nesnesi olmaktan çıkarıp kendi hayatını ilgilendiren kararlara katan modern bir yaklaşımı yansıtır. Hüküm, hesabın incelenmesinde korunan kişinin hazır bulundurulmasını öngören TMK m.454 ile aynı katılım ilkesine dayanır.
Uygulamada görüş alma yükümlülüğü, vesayet altındaki kişinin yaşamını veya malvarlığını önemli ölçüde etkileyen kararlarda gündeme gelir; örneğin önemli bir taşınmazın satışı, mesleki bir yönelimin belirlenmesi, oturulacak yerin değiştirilmesi veya ciddi bir tıbbi müdahaleye ilişkin tutum gibi kararlar bu kapsamdadır. Görüş alma, kişinin görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip olmasına bağlıdır; bu, sabit bir yaş eşiğine değil, kişinin somut olgunluk ve kavrayış düzeyine göre belirlenir. Vasi, olanak ölçüsünde bu görüşü almak zorundadır; ancak görüşü almak, ona mutlaka uymak anlamına gelmez. Vasi, korunan kişinin yararını gözeterek farklı bir karar verebilir, fakat görüşü dinlemiş ve değerlendirmiş olması gerekir. Bu yükümlülük, kararın meşruiyetini artırır ve korunan kişinin onurunu, özerkliğini gözetir; aynı zamanda vasinin keyfî davranmasını engelleyen bir denge işlevi görür.
İkinci fıkra, görüş alma yükümlülüğünün vasinin sorumluluğunu hafifletmeyeceğini açıkça belirtir: vesayet altındaki kişinin işi onaylamış olması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz. Dolayısıyla vasi, korunan kişinin rızasına sığınarak yanlış veya zararlı bir karardan doğan sorumluluktan kaçamaz; özen yükümlülüğü (TMK m.454) ve buna bağlı tazminat sorumluluğu (TMK m.467) varlığını korur. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vasinin önemli işlemlerde korunan kişinin görüşünü alması gerektiğini, ancak bu görüşün alınmış olmasının vasinin özen ve sorumluluk yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: kendisine vasi atanan ve görüşlerini ifade edebilen bir kişinin oturduğu evin satılarak başka bir yere taşınılması gündeme geldiğinde, vasi karar vermeden önce korunan kişinin bu konudaki görüşünü almak zorundadır; ancak korunan kişi taşınmaya razı olsa bile, satış kişinin yararına aykırı sonuç doğurursa vasi yine de sorumlu tutulabilir.
