TMK 474. Madde
(1) Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir.
TMK 474. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 418 inci maddesini karşılamaktadır. Maddeye açıklık getirmesi bakımından görüşüne başvurulacak olan bilirkişinin resmîsağlık kurulu olmasıgereğine işaret edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 474, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılması koşulunu düzenler. Hükme göre, bu kişiler üzerindeki vesayetin kaldırılmasına ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi hâlinde karar verilebilir. Madde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamayı düzenleyen TMK Madde 405 ile doğrudan bağlantılıdır ve o sebeple kurulan vesayetin hangi delil ölçütüyle kaldırılabileceğini gösterir. Gerekçede, eski Kanunun 418. maddesini karşıladığı ve maddeye açıklık getirmek amacıyla görüşüne başvurulacak bilirkişinin tek hekim değil resmî sağlık kurulu olması gereğine özellikle işaret edildiği belirtilmektedir. Böylece ispat standardı kesin bir kurala bağlanmıştır.
Uygulama mekanizması bakımından maddenin en belirleyici özelliği, ispat için resmî sağlık kurulu raporunun zorunlu kılınmasıdır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tıbbi nitelikte bir sebep olduğundan, bu sebebin ortadan kalktığı hususu hâkimin gözlemiyle, tanık beyanıyla veya tek bir hekimin görüşüyle saptanamaz; mutlaka bir resmî sağlık kuruluşunun heyet raporuyla belgelenmesi gerekir. Vesayetin kaldırılması istemi, kısıtlının kendisi, vasisi veya menfaati bulunan ilgililer tarafından vesayet makamına yöneltilebilir. Vesayet makamı, kişiyi tam teşekküllü bir hastaneye sevk ederek sağlık kurulu raporu aldırır; rapor, kısıtlamayı gerektiren ruhsal durumun ortadan kalktığını ve kişinin işlerini görebilecek hâle geldiğini açıkça ortaya koymalıdır. Rapor olumlu değilse veya tereddüt içeriyorsa, vesayet makamı kaldırma kararı veremez; gerektiğinde Adli Tıp Kurumu’ndan da görüş alınabilir.
Resmî sağlık kurulu raporu olmaksızın yalnızca kişinin iyileştiği yönündeki beyanlara veya tek hekim görüşüne dayanılarak vesayet kaldırılamaz; bu koşula uyulmadan verilen karar bozma sebebidir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı vesayetin kaldırılmasında mutlaka resmî sağlık kurulu raporu alınması gerektiği, eksik araştırmayla karar verilemeyeceği istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. Somut bir örnek: psikotik bir rahatsızlık nedeniyle kısıtlanan bir kişi, uzun süreli tedavi sonucu iyileşip ayırt etme gücünü tam olarak kazanırsa, vesayetin kaldırılmasını isteyebilir; ancak vesayet makamı bu istemi ancak tam teşekküllü hastaneden alınacak sağlık kurulu raporunun kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını saptaması hâlinde kabul edebilir. Aksi hâlde vesayet sürdürülür.
