TMK ▸ Madde 50

TMK 50. Madde

(1) Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır.

(2) Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar.

(3) Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.

TMK 50. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 48 inci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metnin hem kenar başlığıhem de hüküm fıkralarıdil açısından sadeleştirildiği gibi, metne hükmün anlam ve amacı açısından önemli olan bazıeklemeler de yapılmıştır. Birinci fıkra, 1984 tarihli Öntasarının 49 uncu maddesinde de yapıldığı gibi, yürürlükteki metnin dil açısından sadeleştirilmiş ve günümüz diline çevrilmişşeklidir. İkinci fıkrada, yürürlükteki metnin hem dil açısından sadeleştirilmesi, hem de düzenlenmek istenen konunun daha açık ifade edilebilmesi amacıyla bazıaçılardan tamamlanmasısöz konusudur. Bu fıkrada, organların hukukî işlemleri ve diğer bütün hukukî fiilleriyle tüzel kişiyi borçaltına sokabilecekleri belirtilmiştir. Üçüncüfıkrada düzenlenmek istenen konu ise, “organ”ın sorumluluğu değil, organıoluşturan kişinin ve ya kişilerin sorumluluğu olduğu için, hüküm, bu açıdan tamamlanmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Diğer taraftan hükme, yürürlükteki metinden farklı olarak, bir de “.. ayrıca..” sözcüğüeklenmiştir; çünküorganıoluşturan kişilerin kişisel sorumluluklarıtüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayan ve onun yanında yer alan bir sorumluluktur. Kaynak Kanunun 55 inci maddesinin üçüncüfıkrasında ve 1984 tarihli Öntasarının 49 uncu maddesinin üçüncüfıkrasında da aynıhususlar vurgulanmıştır.

Açıklama

TMK Madde 50, tüzel kişinin iradesinin nasıl açıklanacağını ve organların doğurduğu sonuçları düzenleyerek organ teorisinin temelini kurar. Birinci fıkraya göre tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır; çünkü gerçek kişiler gibi doğal bir iradeye sahip olmayan tüzel kişi, ancak organları eliyle hukuk âleminde irade beyan edebilir. Bu hüküm, Madde 49’daki fiil ehliyetinin organlarla kazanılması kuralının doğal uzantısıdır. İkinci fıkra, organların hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacağını öngörerek organların eylemlerinin doğrudan tüzel kişiye izafe edileceğini belirler. Üçüncü fıkra ise organları oluşturan kişilerin kusurlarından dolayı ayrıca kişisel sorumluluğunu düzenler. Böylece madde, tüzel kişinin iradesi, sorumluluğu ve organ üyelerinin kişisel sorumluluğu arasındaki ilişkiyi bütünsel biçimde kurar.

Uygulamada organ teorisi, tüzel kişinin yalnızca hukukî işlemlerden değil haksız fiillerden de sorumlu tutulmasını sağlar. İkinci fıkradaki ‘diğer bütün fiilleriyle’ ifadesi, organların sözleşme dışı eylemlerini, yani haksız fiillerini de kapsar; organ, görevi sırasında üçüncü kişiye zarar verirse bu zarardan tüzel kişi sorumlu olur. Bu, tüzel kişinin temsilci kullanma sorumluluğundan farklı, doğrudan ve aslî bir sorumluluktur; organın fiili tüzel kişinin kendi fiili sayılır. Üçüncü fıkradaki ‘ayrıca’ sözcüğü kritik öneme sahiptir: organı oluşturan kişilerin kişisel sorumluluğu, tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, onun yanında yer alır. Zarar gören, hem tüzel kişiye hem de kusurlu organ üyesine başvurabilir; bu, müteselsil sorumluluğa benzer bir koruma sağlar ve zarar görenin tatminini güçlendirir.

Bu sorumluluk yapısının pratik sonucu, organ üyesinin kusurlu davranışından doğan zararda iki ayrı sorumluluk adresinin bulunmasıdır. Tüzel kişi, organın fiilinden Madde 50/2 uyarınca sorumlu tutulurken, kusurlu organ üyesi Madde 50/3 uyarınca kişisel malvarlığıyla ayrıca sorumludur. Yargıtay içtihadında, dernek veya vakıf yöneticilerinin görevleri sırasında üçüncü kişilere verdikleri zararlardan hem tüzel kişinin hem de kusurlu yöneticinin sorumlu olduğu, zarar görenin her ikisine de başvurabileceği vurgulanır. Somut örnek: bir derneğin yönetim kurulu başkanı, dernek adına yaptığı bir işlemde üçüncü kişiyi kasten yanıltarak zarara uğratırsa, zarar gören hem derneğe (Madde 50/2) hem de kusurlu başkana (Madde 50/3) karşı tazminat davası açabilir; başkanın kişisel sorumluluğu derneğin sorumluluğunu kaldırmaz. Böylece TMK Madde 50, tüzel kişinin hukuk yaşamına katılımını ve zarar görenin korunmasını birlikte güvence altına alır.