TMK ▸ Madde 510

TMK 510. Madde

(1) Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

TMK 510. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 457 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin (1) nolu bendinde mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak “ağır bir cürüm” öngörülmüşiken, yapılan değişiklikle bunun yerine “ağır bir suç ” deyimi kullanılmıştır. Nitekim maddenin İsviçre MedenîKanunundaki aslıolan 477 nci maddesinde ve bundan esinlenen 1984 tarihli Öntasarıda da “cürüm” yerine “suç ” sözcüğükullanılmıştır. Mirasçılıktan çıkarılanın işlediği suçun ağır suçoluşturup oluşturmadığına hukuk hâkimi, ceza hukukunun buna ilişkin kurallarıyla bağlıolmaksızın karar verecektir. Maddenin (2) numaralıbendinde “Murisine veya ailesine karşıkanunen mükellef olduğu vazifeleri” yerine daha anlaşılır bir ifade olarak “Mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşıaile hukukundan doğan yükümlülükleri” terimi kullanılmıştır. Bu değişiklik de 1984 tarihli Öntasarının düzenlemesine uygundur.

Açıklama

TMK Madde 510, mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarabileceği sebepleri düzenleyen, cezalandırıcı (olağan) mirasçılıktan çıkarmanın temelini oluşturan hükümdür. Saklı pay normalde mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü sınırlar (TMK m.505); ancak bu madde, ağır kusurlu davranışları nedeniyle saklı paylı mirasçının bu korumadan yoksun bırakılabileceği istisnaî hâlleri sayar. İki çıkarma sebebi öngörülmüştür: mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi; ya da mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi. Gerekçede, eski Kanunun 457. maddesini karşılayan metinde ‘ağır cürüm’ yerine ‘ağır suç’ deyiminin tercih edildiği ve hâkimin bu suçun ağırlığına ceza hukuku kurallarıyla bağlı olmaksızın karar vereceği vurgulanmıştır.

Maddenin uygulama mekanizması, iki sebebin kapsamının somut olayda hâkim tarafından değerlendirilmesine dayanır. Birinci bentteki ‘ağır suç’, mutlaka bir ceza mahkûmiyetini gerektirmez; hukuk hâkimi, eylemin mirasbırakan veya yakınlarına yönelmiş ve aile bağını koparacak ağırlıkta olup olmadığını bağımsızca takdir eder. ‘Yakınları’ kavramı, kan hısımlarıyla sınırlı olmayıp mirasbırakanın eşi, nişanlısı ya da yakın dostlarını da kapsayacak biçimde geniş yorumlanır. İkinci bentteki ‘aile hukukundan doğan yükümlülükler’ ise nafaka, bakım, koruma ve gözetme gibi TMK’nın aile hukuku kitabından kaynaklanan ödevleri ifade eder; bunların ‘önemli ölçüde’ yerine getirilmemesi aranır, önemsiz aksaklıklar çıkarma için yeterli değildir. Çıkarmanın geçerli olması, ayrıca sebebin tasarrufta açıkça gösterilmesine (TMK m.512) bağlıdır; sebep belirtilmeden yapılan çıkarma hüküm doğurmaz. Hâkim her iki sebepte de eylemin ağırlığını ve süreklilik gösterip göstermediğini somut olayın koşullarına göre değerlendirir.

Bu düzenlemenin sonucu, geçerli bir çıkarmayla mirasçının hem miras payından hem de saklı pay korumasından yoksun kalmasıdır (TMK m.511). Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlalinin yıllarca süren ilgisizlik, terk ve bakım yükümlülüğünün sürekli ihmali gibi nitelikli davranışlarla ortaya çıkması gerektiğini kabul etmektedir. Somut örnek: babasını yıllarca arayıp sormayan, hastalığında bakımını üstlenmekten kaçınan ve ona şiddet uygulayan oğul, TMK Madde 510 uyarınca hem ağır suç hem de aile hukuku yükümlülüklerinin ihlali sebebiyle mirasçılıktan çıkarılabilir. Mirasbırakan vasiyetnamesinde bu sebepleri açıkça göstermek zorundadır; aksi hâlde çıkarma, sebep ispatlanamadığı gerekçesiyle saklı pay ölçüsünde etkisiz kalır.