TMK 512. Madde
(1) Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
(2) Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
(3) Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
TMK 512. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 459 uncu maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkra yürürlükteki birinci fıkra hükmünüaynen tekrar etmektedir. Ancak kenar başlık “Beyyine külfeti” yerine “İspat yükü ” olarak değiştirilmiştir. 98 Maddenin ikinci fıkrası, birbirinden farklıiki konuyu düzenlemekte olduğundan kaynak Kanunun 479 uncu maddesine uygun olarak arılaştırılarak daha anlaşılır hâle getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 512, mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun geçerliliği için aranan sebep gösterme zorunluluğunu ve çıkarma sebebinin ispat yükünün kime düştüğünü düzenler. Hüküm, çıkarma sebeplerini sayan TMK m.510 ile çıkarmanın hükümlerini gösteren TMK m.511 arasındaki halkayı tamamlar; çünkü bir çıkarma tasarrufunun ayakta kalabilmesi, hem sebebin tasarrufta gösterilmesine hem de itiraz hâlinde bu sebebin ispatına bağlıdır. Gerekçede, eski Kanunun 459. maddesini karşılayan metnin kenar başlığının ‘Beyyine külfeti’ yerine ‘İspat yükü’ olarak değiştirildiği, ikinci fıkranın birbirinden farklı iki konuyu düzenlediği için sadeleştirilerek anlaşılır hâle getirildiği belirtilmiştir. Düzenleme, ispat yükünün genel kuralını koyan TMK m.6 ile uyum içindedir ve çıkarma kurumunun keyfîliğe kaçmasını önleyen bir güvence işlevi görür.
Maddenin uygulama mekanizması üç aşamalıdır. Birinci fıkraya göre çıkarma ancak mirasbırakanın tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmiş olması hâlinde geçerlidir; sebep gösterilmeyen çıkarma baştan geçersizdir. İkinci fıkra ispat yükünü dağıtır: çıkarılan kimse itiraz ettiğinde, belirtilen sebebin gerçekten var olduğunu ispat külfeti çıkarmadan yararlanan mirasçıya ya da vasiyet alacaklısına düşer. Böylece çıkarılan, sebebin yokluğunu değil; çıkarmadan yararlanan, sebebin varlığını ispatlamak zorundadır. Üçüncü fıkra ise iki olasılığı sonuca bağlar: sebep ispat edilemez ya da tasarrufta hiç belirtilmemişse, tasarruf çıkarılanın saklı payı dışında yerine getirilir; yani çıkarma tümüyle değil, yalnızca saklı pay ölçüsünde etkisiz kalır. Ancak mirasbırakan çıkarmayı, sebep hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, bu kez çıkarma bütünüyle geçersiz olur ve çıkarılan tüm payına kavuşur.
Bu düzenlemenin sonucu, çıkarmanın geçerliliğinin biçimsel olarak sebep gösterilmesine, esasen ise ispatına bağlı olmasıdır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, çıkarma sebebinin ispatlanamaması hâlinde tasarrufun yalnızca saklı pay ölçüsünde tenkis edileceğini, saklı payı aşan kısımda geçerli kalabileceğini kabul etmektedir. Somut örnek: mirasbırakan vasiyetnamesinde ‘kızımı bana ağır hakaretler ettiği için mirasçılıktan çıkarıyorum’ demiş, kız ise itiraz etmiştir. TMK Madde 512 uyarınca bu hakaretin gerçekten gerçekleştiğini ispat yükü, çıkarmadan yararlanan diğer mirasçıdadır. Sebep ispatlanamazsa kız saklı payını alır, vasiyetin geri kalanı yürürlükte kalır. Buna karşılık mirasbırakan, kızının kendisine hakaret ettiğini sanarak çıkarma yapmış ancak bunun başka biri olduğu açık bir yanılma ile ortaya çıkarsa, çıkarma tümüyle geçersiz sayılır.
