TMK ▸ Madde 55

TMK 55. Madde

(1) Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri saklıdır.

TMK 55. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 52 nci maddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanundaki kenar başlıktan esinlenen yürürlükteki metnin kenar başlığı, kanun yapma tekniğine uygun olarak kısaltılarak “Saklıhükümler” şeklinde kaleme alınmıştır. Madde, yürürlükteki metinden ve 1984 tarihli Öntasarının 53 üncü maddesinden farklı olarak, tek fıkra ya indirilmiş ve yürürlükteki metnin “İktisadî bir gaye takip eden cemiyetler, şirketler hakkındaki hükümlere tâ bidir.” şeklindeki ifadesi, gereksiz olduğu düşüncesiyle hükümden çıkarılmıştır. Hukuk sistemimizde dernekler, dar anlamda iktisadî amaçgüdemeyecekleri ve üyelerine iktisadî yarar sağlamak yahut kazançpaylaştırmak amacıyla kurulamayacakları için, bu amaçlar için kurulabilecek ve tüzel kişiliğe sahip bulunacak kişi topluluklarıda sadece ticaret şirketleridir. Bu sebeple, maddede sadece “kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri”nin saklıolduğu belirtilmekle yetinilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 55, kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümlerinin saklı olduğunu belirterek Medeni Kanun’un tüzel kişiler bölümünün uygulama alanını sınırlandıran bir saklı hüküm getirir. Bu düzenleme, Medeni Kanun’daki genel tüzel kişilik hükümlerinin her tüzel kişiye aynı biçimde uygulanmasını önler; kamu tüzel kişileri kendi özel kanunlarına, ticaret şirketleri ise Türk Ticaret Kanunu’na tâbidir. Madde 47 ve devamındaki tüzel kişilere ilişkin genel hükümler bu iki kategori için ancak özel kanunlarında boşluk bulunması hâlinde tamamlayıcı nitelikte uygulanabilir. Hüküm, Medeni Kanun’un özel hukuk tüzel kişilerine, özellikle dernek ve vakıflara yönelik bir genel düzenleme olduğunu, kamu ve ticaret alanının ayrı rejimlere bırakıldığını açıkça ortaya koyar.

Uygulamada bu saklı hüküm, hangi tüzel kişiye hangi mevzuatın uygulanacağını belirleyen bir yönlendirme işlevi görür. Kamu tüzel kişileri, belediyeler, üniversiteler, meslek kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar kendi kuruluş kanunlarına tâbidir; bunların organları, malvarlığı rejimi ve sona ermesi Medeni Kanun’a göre değil ilgili özel kanunlara göre belirlenir. Ticaret şirketleri ise -anonim, limited, kollektif ve komandit şirketler- Türk Ticaret Kanunu’nun ayrıntılı hükümlerine bağlıdır; bunların kuruluşu, ehliyeti, organ yapısı ve tasfiyesi TTK’da düzenlenmiştir. Dernekler ise dar anlamda iktisadî amaç güdemeyeceği ve üyelerine kazanç paylaştıramayacağı için, kazanç amacıyla kurulan tüzel kişiler yalnızca ticaret şirketleri olarak şekillenir; bu yüzden madde sadece bu iki kategoriyi saklı tutmuştur.

Saklı hükmün doğurduğu pratik sonuç, bir tüzel kişiye ilişkin uyuşmazlıkta öncelikle özel kanunun, ardından Medeni Kanun’un uygulanmasıdır. Özel kanunda hüküm bulunmayan hâllerde Medeni Kanun’un genel tüzel kişilik hükümleri kıyasen devreye girebilir. Yargıtay uygulamasında, ticaret şirketlerine ilişkin uyuşmazlıklarda TTK’nın özel hükümlerinin önceliği vurgulanır; Medeni Kanun hükümleri ancak TTK’da boşluk bulunması hâlinde tamamlayıcı olarak uygulanır. Somut örnek: bir anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, TMK Madde 50’deki organ sorumluluğu hükmüne göre değil, TTK’nın yönetim kurulu sorumluluğuna ilişkin özel hükümlerine göre belirlenir. Benzer biçimde bir belediyenin malvarlığının tasfiyesi Madde 53’e değil belediye mevzuatına tâbidir. Böylece TMK Madde 55, tüzel kişiler hukukunda rejim ayrımını netleştiren bir yön gösterici işlev üstlenir.