TMK 592. Madde
(1) Aşağıdaki hâllerde sulh hâkimi re’sen mirasın resmen yönetilmesine karar verir:
1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,
2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,
3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,
4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse.
(2) Mirasbırakan terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış ise, önemli bir engel bulunmadıkça terekenin yönetimi ona verilir.
(3) Mirasbırakan velâyet veya vesayet altında idiyse; veli veya vasi bir sakınca olmadıkça terekenin yönetimiyle görevlendirilir.
(4) Sulh hâkimi, terekeyi yönetmekle görevlendirilen kimseye, istemi hâlinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret ödenmesine karar verir.
TMK 592. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 533 üncümaddesini karşılamaktadır. Kenar başlıklarıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin (1) numaralıbendinde yer alan “mirasçının… hissesi hakkında” şeklindeki ifade metinden çıkarılmıştır. Zira mirasçılar arasında miras ortaklığısöz konusu olup, paylıbir hak sahipliği mevcut değildir. Bu nedenle maddede hisseden söz edilmesi isabetli görülmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında resmen yönetme görevini kimin yerine getireceği düzenlenmiştir. Maddenin üçüncüfıkrasında, tereke yönetiminin mirasbırakanın veli veya vasisine verilmesi, bunda bir sakınca bulunmamasıkoşuluna bağlanmıştır. İsviçre MedenîKanununun 554 üncümaddesinin beşinci bendinde bu husus vesayetle sınırlıolarak düzenlenmiştir. Ancak aynıihtiyacın velâyette de doğacağıdüşüncesiyle, velâyet altında ölen kişiler için de hüküm getirilmiştir. Yürürlükteki maddede terekeyi resmen yöneten kimseye verilecek ücret konusunda bir boşluk bulunduğundan, bunu gidermek amacıyla, resmîyöneticilerin istemleri üzerine kendilerine uygun bir ücret ödenmesi maddeye son fıkra olarak eklenmiştir.
Açıklama
TMK Madde 592, terekenin resmen yönetilmesine hangi hallerde karar verileceğini düzenleyerek bu koruma kurumunun uygulama koşullarını belirler. Maddeye göre sulh hakimi, dört halde resen mirasın resmen yönetilmesine karar verir: mirasçılardan birinin uzun süredir bulunamaması ve temsilci de bırakmaması halinde menfaat gerektiriyorsa; hak sahiplerinden hiçbirinin mirasçılığını yeterince ispatlayamaması veya mirasçı bulunup bulunmadığının şüpheli olması; mirasçıların tamamının bilinmemesi; ya da kanunda özel olarak öngörülmüş bulunması. Gerekçede belirtildiği üzere, eski metindeki ‘mirasçının hissesi hakkında’ ifadesi çıkarılmıştır; çünkü mirasçılar arasında paylı bir hak sahipliği değil, elbirliği halinde miras ortaklığı söz konusudur. Hüküm, yöneticinin görev ve sorumluluğunu düzenleyen TMK Madde 593 ile mirasçıların bilinmemesine ilişkin TMK Madde 594 ile birlikte değerlendirilmelidir.
Maddenin işleyişinde yönetimin kime verileceğine ilişkin sıralama dikkat çeker. İkinci fıkra uyarınca, mirasbırakan terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere bir vasiyeti yerine getirme görevlisi atamışsa, önemli bir engel bulunmadıkça terekenin yönetimi ona verilir; böylece mirasbırakanın iradesine öncelik tanınır. Üçüncü fıkra ise mirasbırakan velayet veya vesayet altında idiyse, bir sakınca olmadıkça veli veya vasinin tereke yönetimiyle görevlendirileceğini öngörür. Gerekçede vurgulandığı üzere İsviçre Medeni Kanunu bu hususu yalnızca vesayetle sınırlı düzenlerken, aynı ihtiyacın velayette de doğacağı düşüncesiyle Türk kanun koyucu velayet altında ölenler için de hüküm getirmiştir. Dördüncü fıkra, terekeyi yönetmekle görevlendirilen kişiye, istemi halinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret ödenmesine karar verileceğini düzenleyerek yöneticinin emeğini güvence altına alır.
Bu hükmün uygulanmaması veya gerekli hallerde resmen yönetime başvurulmaması, hak sahiplerinin terekenin bozulması, değer kaybetmesi ya da üçüncü kişilerce zarara uğratılması riskiyle karşı karşıya kalması sonucunu doğurur; bu nedenle hakim koşulların varlığında resen harekete geçmek zorundadır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, terekenin resmen yönetilmesi koşullarının gerçekleşmesi halinde sulh hakiminin bu yönde karar vermekle yükümlü olduğunu ve yönetici ücretinin terekeden karşılanacağını kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: mirasbırakanın tek mirasçısı yıllardır yurt dışında olup adresi ve temsilcisi bilinmiyorsa ve terekede korunması gereken işletme bulunuyorsa, sulh hakimi menfaat gereği resmen yönetime karar verir ve bir yönetici atayarak ona terekeden uygun ücret ödenmesini hükme bağlar. Böylece TMK Madde 592, terekenin belirsizlik dönemlerinde korumasız kalmasını engeller.
