TMK 602. Madde
(1) Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TMK 602. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 580 inci maddesini karşılamaktadır. İsviçre MedenîKanununun 601 inci maddesinde olduğu gibi yürürlükteki metinde de vasiyet alacağının zamanaşımı, miras sebebiyle istihkak davasıyla ilgili kısımda (m.637 vd.) düzenlenmiştir. Oysa öğretide kabul edildiği üzere, vasiyet alacaklısının istem hakkının miras sebebiyle istihkak davasıile ilgisi yoktur. Bu nedenle bu maddenin, vasiyet alacağınıdüzenleyen maddeleri takiben burada yer almasıuygun bulunmuştur. Maddede hüküm değişikliği yoktur. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.
Açıklama
TMK Madde 602, vasiyet alacaklısının sahip olduğu kişisel istem hakkının on yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğunu düzenleyerek bu hakkın süresiz biçimde ileri sürülmesini engeller. Maddenin gerekçesinde vurgulanan önemli bir sistematik tercih dikkat çeker: eski 743 sayılı Kanunda vasiyet alacağının zamanaşımı, miras sebebiyle istihkak davasıyla ilgili bölümde düzenlenmişti. Oysa öğretide kabul edildiği üzere vasiyet alacaklısının istem hakkının, miras sebebiyle istihkak davasıyla (TMK Madde 637 ve devamı) hiçbir ilgisi yoktur; bu hak, mirasçılığa değil kişisel bir alacağa dayanır. Bu nedenle düzenleme, vasiyet alacaklısının istemini düzenleyen TMK Madde 600 ve TMK Madde 601’in hemen ardına yerleştirilmiş, hüküm değişikliği yapılmaksızın yalnızca arılaştırılarak yeniden kaleme alınmıştır.
Hükmün işleyişinde sürenin başlangıç anı belirleyicidir. On yıllık zamanaşımı, kural olarak vasiyet alacaklısının ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesi anından itibaren işlemeye başlar. Ancak vasiyet borcu daha sonraki bir tarihte muaccel olacak biçimde düzenlenmişse, örneğin mirasbırakan kazandırmanın belirli bir yaşın doldurulması üzerine verilmesini öngörmüşse, süre bu muacceliyet tarihinden itibaren başlar. Bu ayrım pratikte büyük önem taşır; çünkü vasiyetnamenin açılması ve tebliği ile öğrenme anı çoğu kez örtüşse de, koşula veya vadeye bağlı kazandırmalarda muacceliyet daha ileri bir tarihe ötelenebilir. Zamanaşımı bir hak düşürücü süre olmayıp def’i niteliğinde olduğundan, hakim tarafından resen dikkate alınamaz; vasiyet yükümlüsünün bunu açıkça ileri sürmesi gerekir.
Zamanaşımı süresinin dolmasının sonucu, alacağın ortadan kalkması değil, eksik borca dönüşmesidir; vasiyet yükümlüsü süreyi def’i olarak ileri sürerse ifadan kaçınabilir, ancak yine de gönüllü ifa geçerli kalır ve geri istenemez. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vasiyet alacağına ilişkin uyuşmazlıklarda zamanaşımının ancak usulüne uygun olarak ileri sürülmesi halinde değerlendirilebileceğini, resen gözetilemeyeceğini kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: mirasbırakan, vasiyetnamesinde komşusuna bir yazlık dairesini bırakmış, vasiyet alacaklısı bu kazandırmayı vasiyetnamenin açılmasıyla 2010 yılında öğrenmiştir. Buna rağmen daireyi 2021 yılında talep ederse, mirasçılar on yıllık sürenin dolduğunu def’i olarak ileri sürerek teslim isteminden kurtulabilirler. Böylece TMK Madde 602, vasiyet alacaklısının harekete geçmesi için makul fakat sınırlı bir zaman dilimi tanır.
