TMK ▸ Madde 609

TMK 609. Madde

(1) Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.

(2) Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

(3) Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.

(4) Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

(5) Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

TMK 609. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 549 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi İsviçre MedenîKanununun 570 inci maddesinde olduğu gibi ayrıbir fıkraya dönüştürülmüş, maddenin ilk üçfıkrasıarılaştırılmak suretiyle daha anlaşılır hâle getirilmiştir. Maddeye dördüncüve beşinci fıkralar eklenmiştir. Bu fıkralar kaynak Kanunda yoktur. Bu yeni iki fıkra ile reddin şekline ve ret iradesinin açıklanmasıüzerine yapılmasıgereken işlemlere açıklık getirilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 609, mirasın reddinin şeklini ve usulünü düzenler. Birinci fıkraya göre ret, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır; ikinci fıkra reddin kayıtsız ve şartsız olmasını zorunlu kılar. Üçüncü fıkra, sulh hâkiminin bu beyanı bir tutanakla tespit etmesini, dördüncü fıkra ise süresi içinde yapılan ret beyanının mirasın açıldığı yer sulh mahkemesinin özel kütüğüne yazılmasını ve mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilmesini öngörür. Beşinci fıkra, tutanak ve kütüğün nasıl tutulacağının Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenleneceğini belirtir. Hüküm, TMK m.605’teki ret hakkının ve TMK m.606’daki sürenin kullanılış biçimini somutlaştırır. Madde gerekçesinde, İsviçre Medeni Kanunu’nun 570. maddesine uygun biçimde yeniden düzenlendiği ve dördüncü ile beşinci fıkraların reddin sonuçlarını açıklığa kavuşturmak için eklendiği belirtilmiştir.

Usul bakımından red, çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup mirasın açıldığı yerdeki sulh hukuk mahkemesine yöneltilir. Reddin kayıtsız ve şartsız olması koşulu büyük önem taşır: mirasçı, mirası ‘şu borç ödenirse kabul ederim’ gibi bir şarta bağlayamaz veya yalnızca bir kısmını reddedemez; ret bölünemez ve koşula bağlanamaz bir irade açıklamasıdır. Sözlü beyanda bulunulduğunda hâkim bunu tutanağa geçirir ve böylece beyan resmî biçimde belgelenir. Süresi içinde yapılmış ret, sulh mahkemesinin tuttuğu özel ret kütüğüne işlenir; bu kütük, terekeyle ilgili üçüncü kişilerin ve alacaklıların mirasçılık durumunu öğrenebilmesi açısından alenilik işlevi görür. Mirasçı talep ederse, reddini ispatlayan bir belge alarak ileride açılabilecek tereke davalarında konumunu kanıtlayabilir.

Usule uygun yapılan reddin sonucu, mirasçının terekenin aktif ve pasifinden TMK m.611 uyarınca elini çekmesi ve payın hak sahiplerine geçmesidir; şarta bağlı veya kısmi bir ret beyanı ise geçersiz sayılır ve sonuç doğurmaz. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, ret beyanının süresinde ve kayıtsız şartsız yapılması gerektiğini, sulh mahkemesine yöneltilmeyen veya tutanağa bağlanmayan beyanın geçerli ret sayılamayacağını kabul etmektedir. Somut bir örnekle: eşinin ölümünden sonra üç aylık süre içinde sulh hukuk mahkemesine giderek mirası reddettiğini sözlü olarak beyan eden bir mirasçının bu beyanı, hâkim tarafından tutanağa geçirilip TMK Madde 609 uyarınca özel kütüğe işlenir; mirasçı dilerse reddi gösteren belgeyi alır ve daha sonra tereke alacaklılarının açtığı davada bu belgeyle borçtan sorumlu olmadığını ispatlar.