TMK ▸ Madde 612

TMK 612. Madde

(1) En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.

(2) Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.

TMK 612. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 552 nci maddesini karşılamaktadır. 119 Yürürlükteki maddenin, kaynak İsviçre MedenîKanununun 573 üncümaddesiyle ve MedenîKanunun ruhu ile bağdaşmayan metninin uygulanamayacağıöğretide ve Yargıtay içtihatlarında belirtilmiş, bu konuda ortaya çıkan boşluğun kaynak İsviçre MedenîKanununun 573 üncümaddesi göz önünde tutularak doldurulmasıkabul edilmiştir. Madde bu esas dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir.

Açıklama

TMK Madde 612, en yakın yasal mirasçıların tamamının reddettiği mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğini ve tasfiye sonunda arta kalan değerlerin reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceğini düzenler. Hüküm, tüm en yakın mirasçıların reddi hâlinde mirasın sahipsiz kalmasını önlemek ve terekenin alacaklılarının korunmasını sağlamak amacıyla özel bir tasfiye usulü öngörür. Bu tasfiye, TMK m.611’deki bir mirasçının reddi sonucu payın diğer hak sahiplerine geçmesi düzeninden ve TMK m.605 vd. genel ret rejiminden ayrılır; çünkü artık geçecek bir alt kademe mirasçısı kalmamıştır. Madde gerekçesinde, yürürlükten kalkan 552. maddenin İsviçre Medeni Kanunu’nun 573. maddesiyle ve Medeni Kanunun ruhuyla bağdaşmayan metninin öğreti ve Yargıtay içtihatlarınca uygulanamaz bulunduğu, ortaya çıkan boşluğun kaynak maddeye göre doldurulduğu belirtilmiştir.

Tasfiye, İcra ve İflas Kanunu’nun iflas tasfiyesine ilişkin hükümlerine göre, sulh mahkemesinin gözetiminde yürütülür. Bu süreçte tereke malvarlığı paraya çevrilir, alacaklılara çağrı yapılır ve bilinen tereke borçları öncelikle bu aktiften karşılanır. Mirasçılar bu tasfiyede kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulmazlar; ret kararının temel sonucu olarak yalnızca terekenin aktifi borçların karşılanmasına tahsis edilir. Tasfiye memuru veya görevlendirilen iflas idaresi, alacakların sıra cetvelini oluşturur ve ödemeleri bu cetvele göre yapar. Bu mekanizma, hem terekenin borçlarının düzenli biçimde tasfiyesini sağlar hem de mirasçıları aşan borçların kişisel sorumluluk doğurmasını engelleyerek reddin asıl koruyucu işlevini hayata geçirir.

Tasfiye sonunda borçlar ödendikten sonra bir değer artığı kalırsa, ikinci fıkra gereği bu artık, mirası hiç reddetmemişler gibi hak sahiplerine, yani reddeden yasal mirasçılara verilir. Böylece red, sırf borçtan kurtulmaya yönelik bir koruma aracı olarak işler ve mirasçıların aleyhine haksız bir kayba yol açmaz. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, en yakın mirasçıların tümünün reddi hâlinde mirasın hükmen reddi sonucunun doğduğunu ve tasfiyenin iflas hükümlerine göre yapılması gerektiğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut bir örnekle: ölen kişinin eşi ve çocuklarının tamamı borca batık görünen mirası reddederse, tereke TMK Madde 612 uyarınca iflas usulüyle tasfiye edilir; satılan taşınmazın bedeliyle borçlar kapatıldıktan sonra elde kalan tutar varsa, bu artık değer reddetmiş olan eş ve çocuklara dağıtılır.