TMK 652. Madde
(1) Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
(2) Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
(3) Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
TMK 652. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde İsviçre Medenî Kanununa 1984 yılında eklenen 612a maddesinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Bu maddeyle sağkalan eşin korunmasıamacıgüdülmektedir. Kaldıki mal rejimiyle ilgili 240 ıncı maddede benzer bir hüküm mevcuttur. Burada, sağkalan eşe konut ve ev eşyasıyla ilgili olarak tanınmışolan mülkiyet ya da haklısebeplerin varlığıhâ linde istem üzerine intifa ya da oturma hakkıtanınmasının olanağıgetirilmektedir.
Açıklama
TMK Madde 652, eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eşe, terekede bulunan aile konutu ve ev eşyası bakımından ayrıcalıklı bir özgüleme hakkı tanır. Hüküm, miras paylaşmasının genel kurallarına bir istisna oluşturur ve sağ kalan eşin alıştığı yaşam çevresinde kalmasını koruma amacı güder. Düzenleme, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesini düzenleyen TMK m.240 ile yakından bağlantılıdır; orada da edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesinde benzer bir özgüleme öngörülmüştür. Aile konutu kavramı yönünden TMK m.194’teki koruyucu rejim, evlilik birliği sona erse de terekede süren değer olarak konutun önemini pekiştirir. Böylece miras hukuku ile aile hukuku hükümleri birbirini tamamlayan bir koruma şebekesi oluşturur.
Maddenin işleyişinde sağ kalan eş, konut ve ev eşyası üzerinde kendi miras payına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir; bu istem paylaşma davasında veya tereke ortaklığının giderilmesi sürecinde ileri sürülür. İkinci fıkra, haklı sebeplerin bulunması hâlinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına imkân verir; bu istem sağ kalan eşten gelebileceği gibi diğer yasal mirasçılardan biri tarafından da yöneltilebilir. Üçüncü fıkra ise sınır çizer: mirasbırakanın meslek ya da sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı işi sürdürmesi için zorunlu olan bölümler bu hakkın dışında tutulmuştur. Ayrıca tarımsal taşınmazlara ilişkin özel miras hükümleri saklı tutularak özgüleme talebinin kapsamı daraltılmıştır.
Hakkın kullanılması, sağ kalan eşin payını aşan değer için diğer mirasçılara denkleştirme ödemesi yapmasını gerektirebilir; mahkeme, konutun ve eşyanın değerini bilirkişi marifetiyle belirleyerek hakkaniyetli bir paylaşım kurar. Uygulamada Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, özgüleme isteminin paylaşma sırasında değerlendirilmesi gerektiğini, sağ kalan eşin korunması amacının haklı sebep takdirinde gözetilmesini vurgulamaktadır. Somut bir örnekte, eşinin ölümüyle terekede 1/2 payı bulunan kadın, üzerinde yaşadığı daire için TMK Madde 652 uyarınca mülkiyetin kendisine özgülenmesini istemiş; daire değerinin payını aşan kısmını diğer mirasçı çocuklara nakden ödeyerek konutta kalmaya devam etmiştir. Böylece aile bütünlüğü ve sağ kalan eşin barınma güvenliği, terekenin parçalanmasına karşı korunmuş olur.
