TMK 699. Madde
(1) Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir.
(2) Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir.
(3) Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.
TMK 699. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 628 inci maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 651 inci maddesi de göz önünde tutulmak suretiyle kaleme alınmış ve ayrıca maddeye bir fıkrada eklenmiştir. Kaynak Kanunun 651 inci maddesinin Almanca metni dikkate alınarak kenar başlık “Paylaşma biçimi” şeklinde değiştirilmiştir. Yürürlükteki metindeki üçüncüfıkra, maddenin ikinci fıkrasının sonuna eklenmiştir. Maddenin üçüncüfıkrasına eklenen ikinci cümle ile, satışın paydaşlar arasında artırma ile yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıtutulmuştur.
Açıklama
TMK Madde 699, paylı mülkiyetin sona ermesinde paylaşmanın hangi biçimlerde gerçekleştirileceğini ve anlaşmazlık hâlinde hâkimin nasıl karar vereceğini düzenler. Birinci fıkraya göre paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde yapılır. Bu hüküm, TMK m.698’deki paylaşma isteme hakkının somut uygulama araçlarını ortaya koyar ve paydaşlara öncelikle kendi aralarında anlaşma serbestisi tanır. Aynen taksim, malın fiziken bölünerek paydaşlara dağıtılması; satış yoluyla paylaşma ise malın paraya çevrilip bedelinin paylar oranında bölüştürülmesidir. Paydaşlar serbest iradeleriyle bu biçimlerden herhangi birini seçebilir.
İkinci ve üçüncü fıkralar, paydaşların paylaşma biçiminde anlaşamaması durumunda devreye girer ve hâkime kademeli bir yetki tanır. Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemiyle hâkim öncelikle malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verir; bölünen parçaların değerleri birbirine denk düşmüyorsa, eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanır. Ancak bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse, özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesi mümkün değilse, hâkim açık artırmayla satışa hükmeder. Burada önemli bir sınır vardır: satışın yalnızca paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilebilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır; aksi hâlde satış herkese açık yapılır.
Bu kademeli sistem, paylı mülkiyetin tasfiyesinde “önce aynen taksim, mümkün değilse satış” ilkesini benimser ve malın mümkün olduğunca paydaşlar elinde kalmasını gözetir. Yargıtay’ın ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarına ilişkin yerleşik içtihadı, aynen taksimin mümkün olup olmadığının bilirkişi incelemesiyle araştırılması, ancak taksimle önemli değer kaybı doğacaksa satışa karar verilmesi gerektiğini vurgular. Somut bir örnek: üç paydaşa ait büyük bir arsa, imar durumu elveriyorsa üç eşdeğer parsele bölünüp her paydaşa bir parsel verilebilir; parsellerin değeri eşit çıkmazsa düşük değerli parselin sahibine para ödenerek denkleştirme yapılır. Ancak arsa küçükse ve bölündüğünde her parça değer yitirecekse, hâkim açık artırmayla satışına karar verir ve bedel paylar oranında dağıtılır.
