TMK ▸ Madde 723

TMK 723. Madde

(1) Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.

(2) Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.

(3) Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.

TMK 723. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 649 uncu maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medeni Kanununun 672 nci maddesine uygun olarak birinci fıkra iki fıkra hâ line getirilmek suretiyle üçfıkra hâ linde kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

TMK Madde 723, başkasının malzemesiyle yapılan yapılarda, malzeme sökülüp alınmadığında devreye giren tazminat rejimini düzenleyerek, m.722’deki bütünleyici parça kuralının yarattığı malvarlığı kaymasını telafi eder. Madde m.722 ve m.724 ile birlikte ‘yapı’ üçlemesini oluşturur: m.722 mülkiyet ilişkisini ve sökme talebini, m.723 sökme gerçekleşmediğinde ödenecek tazminatı, m.724 ise istisnaî mülkiyet aktarımını düzenler. Birinci fıkraya göre malzeme araziye yapışıp bütünleyici parça hâline geldikten sonra sökülüp alınmazsa, arazi maliki malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Gerekçede açıklandığı üzere hüküm, eski 743 sayılı Kanunun 649. maddesini karşılamakta ve İsviçre Medenî Kanununun 672. maddesine uygun olarak tek fıkralık düzenleme üç fıkra hâline getirilerek, tarafların iyiniyetli olup olmamasına göre tazminat miktarı farklılaştırılmıştır.

Tazminatın ölçüsü, tarafların iyiniyetine bağlı olarak kademelendirilir. Birinci fıkradaki ‘uygun tazminat’, her iki taraf da iyiniyetli olduğunda uygulanan dengeli ölçüdür ve malzemenin değeri ile arazi malikinin elde ettiği zenginleşme gözetilerek belirlenir. İkinci fıkra uyarınca, yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse, yani başkasının malzemesini bilerek ve haksız biçimde kullanmışsa, hâkim malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazminine karar verebilir; burada salt malzeme bedeli değil, dolaylı zararlar da kapsama girebilir. Üçüncü fıkra ise dengeyi ters yönde kurar: yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçemez; böylece kötüniyetli malzeme sahibinin haksız menfaat elde etmesi engellenir. Bu kademeli yapı, kusur ve iyiniyet durumunu tazminatın belirlenmesinde doğrudan etkili kılar.

Hükmün doğurduğu sonuç, malzeme mülkiyetinin araziye bağlanması karşısında malzeme sahibinin malvarlığının parasal olarak korunmasıdır; sökme imkânsız veya aşırı zararlı olduğunda tazminat tek telafi yolu hâline gelir. Yargıtay içtihadında, tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların iyiniyet durumunun ayrı ayrı araştırılması, malzemenin niteliği ile arazi malikine sağladığı fayda arasında bilirkişi incelemesiyle bağ kurulması ve sebepsiz zenginleşme ilkeleriyle uyumlu bir sonuca varılması istenir. Somut bir örnek: bir müteahhidin, sahibinin rızası olmadan komşu deposundaki demir ve çimentoyu bilerek alıp arazi sahibinin binasında kullanması hâlinde, arazi maliki iyiniyetli değilse malzeme sahibi zararının tamamını talep edebilir; buna karşılık malzemeyi haksız kullanan bizzat malzeme sahibiyse, alacağı tazminat o malzemenin arazi için taşıdığı en düşük değerle sınırlı kalır.