TMK 750. Madde
(1) Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan yetkilerin kullanılması için gerekli işlere ve bunların giderlerine, kendi yararlanması oranında katılmakla yükümlüdür.
TMK 750. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 674 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı İsviçre aslıolan 698 inci maddede “Giderlere katılma yükümlülüğü ” şeklindedir. 1984 tarihli Öntasarının 669 uncu maddesinde de aynıkenar başlığıkullanılmaktadır. Oysa bu madde sadece giderlere değil, diğer bir işin yapılmasına katılmayıda düzenlemektedir. Bu nedenle kenar başlık hem giderlere hem de diğer işlere katılmayıkapsayacak şekilde, sadece “Katılma yükümlülüğü ” şeklinde kaleme alınmıştır. Örneğin, gideri gerektirmediği hâ lde, bir kararın alınmasına katılma da bir yükümlülüktür. Madde kenar başlığı ile birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK m.750, katılma yükümlülüğü başlığı altında orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kurallarının işleyişinde önemli bir düğüm noktasını düzenlemektedir. Maddenin açılış cümlesi — “Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan yetkilerin kullanılması için gerekli işlere ve bunların giderlerine, kendi yararlanması oranında katılmakla yükümlüdür.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; hükmün tek fıkrası içinde kuralın tüm unsurları toplanmıştır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 674. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece doğal kaynaklar üzerinde özel mülkiyetle kamu yararı arasındaki denge bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Maddenin tek fıkrası “Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan yetkilerin kullanılması için gerekli işlere ve bunların giderlerine, kendi yararlanması oranında katılmakla yükümlüdür.” ifadesiyle hükmün esasını kurmaktadır. Bu düzenlemenin unsurları tek tek ele alındığında, kaynak, özel su, ortak su, sınır belirleme, kamuya ait ve yararlı sular kavramlarının somut olayda nasıl karşılanacağı ortaya çıkar. Özellikle kuralın uygulanabilmesi için öngörülen koşulların her birinin ispatı ayrı ayrı yapılmalı; aksi takdirde hak talebinin dayanaktan yoksun kalma riski doğar.
Madde, TMK 750-761, Orman Kanunu, Su Kanunu (4736), Mera Kanunu, Kadastro Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. katılma yükümlülüğüna ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 750. maddeyi değil, TMK 715 (sahipsiz şeyler), 743 (geçit), Orman K. m.2 (orman sayılan yerler) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 750. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14., 16. ve 20. Hukuk Daireleri kararları, katılma yükümlülüğü konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 750. madde, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, katılma yükümlülüğü kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 750-761, Orman Kanunu) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 750. madde, orman, su, ağaç ve sınır ilişkileri; taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırıcı kuralları içinde doğal kaynaklar üzerinde özel mülkiyetle kamu yararı arasındaki denge amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
