TMK 809. Madde
(1) İntifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan bağışlamalarda bağışlayandan güvence istenemez.
TMK 809. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 733 üncü maddesini karşılamaktadır. 155 Madde, bağışlayanın intifa hakkıkendisinde kalmak üzere yaptığıbağışlamalar bakımından kendisinden güvence istenemeyeceği esasınıgetirmiş; yürürlükteki metinden farklı olarak, kanunî intifa hakkıdüzenlenmediğinden sadece bağışl ama esas alınarak kaleme alınmıştır. Kenar başlık maddeyle uyumlu hâ le getirilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 809, intifa hakkına bağlı güvence düzenlemesinin özel bir istisnasını kurar. Kanun, intifa hakkının konusu olan malları malik açısından koruma altına almak için Türk Medeni Kanunu’nun 808. maddesinde malike güvence isteme yetkisi tanımıştır. Ne var ki, bağışlayan kişi taşınır ya da taşınmazı bağışlarken intifa hakkını kendi üzerinde tuttuğunda, mülkiyet bağışlanana geçmekte fakat kullanma ve yararlanma yetkisi bağışlayanda kalmaktadır. İşte bu özel durumda, mülkiyeti kazanan bağışlanan, eski malik konumundaki bağışlayandan güvence talep edemez. Gerekçede de belirtildiği üzere bu hüküm yürürlükten kalkan 743 sayılı Kanun’un 733. maddesini karşılamakta, ancak kanunî intifa hakkı ayrıca düzenlenmediğinden yalnızca bağışlama esas alınarak kaleme alınmıştır.
Hükmün uygulanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: intifa hakkının bir bağışlama işlemine dayanması ve bağışlayanın bu hakkı bizzat kendi üzerinde saklı tutmasıdır. Bu yapıda bağışlayan, malını karşılıksız olarak bağışlamakla zaten cömertçe bir tasarrufta bulunmuş; buna karşılık ömrü boyunca yararlanma yetkisini kendisine ayırmıştır. Kanun koyucu, böyle bir kişiden ayrıca teminat istenmesini hakkaniyete aykırı bulmuştur. Çünkü bağışlanan, mülkiyeti hiçbir bedel ödemeden elde etmiştir ve bağışlayanın elinde kalan yararlanma yetkisinin doğuracağı olağan aşınma ya da değer kaybı riskine katlanması, işlemin niteliği gereği beklenen bir sonuçtur. Dolayısıyla 808. maddedeki güvence mekanizması bu özel sözleşme tipinde işletilemez ve bağışlanan mahkemeden teminat kararı alamaz.
Bu kuralın pratik sonucu, bağışlanan malikin teminat davası açma yolunun kapanmasıdır; açılırsa dava reddedilir. Örneğin, yaşlı bir kişi kentteki dairesini oğluna bağışlayıp tapuda kendi lehine ölünceye kadar intifa hakkı tescil ettirirse, oğul daha sonra dairenin değerinin düştüğünü ya da bakımsız kaldığını ileri sürerek babasından güvence isteyemez; ancak hakkın hukuka aykırı kullanımı söz konusu olursa TMK Madde 807 uyarınca gözetim yoluna başvurabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı da intifa saklı tutularak yapılan bağışlamalarda bağışlananın teminat talebini kabul etmemekte, tarafların iradesinin bu riski baştan üstlendiğini vurgulamaktadır. Böylece hüküm, bağışlama işleminin özgül dengesini koruyarak bağışlayanı gereksiz teminat yükünden bağışık tutar.
