TMK 949. Madde
(1) Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir.
TMK 949. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 863 inci maddesini karşılamaktadır. Madde hükmü ile taşınmaz rehnine paralel olarak alacaklının rehnedilen taşınıra “ temellükü ” ( lex commissoria ) yasaklanmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 949, taşınır rehninde lex commissoria yasağı olarak bilinen kuralı düzenlemektedir. Hükme göre, borcun ödenmemesi halinde rehnedilen taşınırın mülkiyetinin doğrudan alacaklıya geçeceğini öngören sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu kural, taşınmaz rehninde de geçerli olan benzer yasakla (TMK m.873) paralellik gösterir ve teslime bağlı rehnin paraya çevrilmesine ilişkin emredici düzenleme ile İcra ve İflas Kanunu’nun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dair hükümleriyle bağlantılıdır. Yasağın amacı, borçlunun içinde bulunduğu mali zorluktan yararlanılarak, çoğu zaman alacaktan daha değerli olan rehin konusu eşyanın hukuka aykırı biçimde alacaklıya bırakılmasını ve borçlunun mağdur edilmesini önlemektir.
Maddenin işleyişinde, rehin sözleşmesine konulan ve borç vadesinde ödenmezse eşyanın mülkiyetinin kendiliğinden alacaklıya geçeceğini öngören kayıt, taraflar bu konuda anlaşmış olsalar bile hüküm doğurmaz. Yasak yalnızca böyle bir temellük kaydını geçersiz kılar; rehin sözleşmesinin kendisi geçerliliğini korur. Alacaklının izleyebileceği yol, borç ödenmediğinde eşyanın mülkiyetini doğrudan üzerine geçirmek değil, kanunda öngörülen usule göre eşyayı icra yoluyla paraya çevirterek satış bedelinden alacağını tahsil etmektir. Böylece eşyanın gerçek değeri açık satışla belirlenir, alacağı aşan tutar borçluya iade edilir ve borçlu eşyanın değeri ile borç arasındaki farktan yoksun bırakılmaz.
Bu düzenlemenin sonucu, temellük kaydının geçersizliği nedeniyle alacaklının vade sonunda eşyanın maliki olamaması, ancak rehin hakkını paraya çevirme yoluyla kullanabilmesidir. Borç muaccel olduktan sonra tarafların eşyanın devri konusunda yeni ve serbestçe oluşmuş bir anlaşma yapmaları ise -baştan kararlaştırılmış otomatik temellük olmadığından- mümkündür. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, rehin sözleşmelerindeki bu tür temellük şartlarını resen geçersiz sayarak alacaklının ancak paraya çevirme yoluna gidebileceğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut örnek olarak, bir kuyumcuya teminat amacıyla altın bırakan borçlunun, borcunu ödememesi durumunda altının kuyumcunun mülkiyetine geçeceğine ilişkin sözleşme maddesi geçersizdir; kuyumcu ancak altını usulüne göre sattırarak alacağını alabilir, satış bedeli borçtan fazlaysa aşan kısmı borçluya iade etmek zorundadır. Böylece borçlu, eşyanın gerçek değeri ile borç arasındaki farkı kaybetmekten korunmuş olur.
