TMK ▸ Madde 950

TMK 950. Madde

(1) Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.

(2) Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.

(3) Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.

TMK 950. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 864 üncümaddesini karşılamaktadır. Maddeyle alacaklıya, zilyetliğinde bulunan ve borçlu ya ait taşınır eş ya ve kıymetli evrak üzerinde kanunîbir rehin hakkıtanınmaktadır. Bunun için alacaklının bu nesnelere borçlunun rızası ile zilyet olması, borcun muaccel olması, borç ile bu nesneler arasında bir irtibatın olmasışartlarıaranmıştır. Ticarîilişkilerden tacirler arasında doğan alacaklarda bu irtibat karine olarak varsayılmıştır. Son fıkra ile iyiniyetin korunabildiği hâllerde (m. 988 ve 990) alacaklı ya borçlu ya ait olmayan taşınır nesneler üzerinde de hapis hakkı (Rettentionsrecht ) tanınmıştır. Maddeyle hapis hakkı ile alacaklı ya tanınan hak “hapsetme” şeklinde ifade olunmuşsa da, alacaklı ya tanınan yetki aşağıdaki madde hükmünde de açıklandığı gibi sadece eşyayıvermekten kaçınma değil, teslime bağlırehin hükümlerine göre rehin konusunu para ya çevrilmesini isteme hakkıda vardır.

Açıklama

TMK Madde 950, kanundan doğan bir teminat hakkı olan hapis hakkının koşullarını düzenlemektedir. Hapis hakkı, alacaklının zilyetliğinde bulunan borçluya ait taşınır veya kıymetli evrak üzerinde, sözleşmeye gerek olmaksızın doğrudan kanunla tanınan bir rehin hakkıdır. Hapis hakkının ayrık durumlarını gösteren TMK m.951, aciz halini düzenleyen TMK m.952 ve hükümlerini belirleyen TMK m.953 ile birlikte hapis hakkı rejiminin başlangıç hükmünü oluşturur. Maddenin son fıkrasında zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunmasına ilişkin yollama, TMK m.988 ve m.990 hükümleriyle bağlantılıdır ve hapis hakkının kapsamını borçluya ait olmayan eşyaya da genişletir.

Maddenin işleyişinde birinci fıkra, hapis hakkının üç temel koşulunu belirler: alacaklının borçluya ait taşınır veya kıymetli evrağa borçlunun rızasıyla zilyet olması, alacağın muaccel olması ve eşya ile alacak arasında niteliği itibarıyla bir bağlantı bulunması. Bu üç koşul birlikte gerçekleştiğinde alacaklı, borç ödeninceye kadar eşyayı hapsedebilir. İkinci fıkra, tacirler arasındaki ilişkilerde önemli bir kolaylık sağlar: zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa, eşya ile alacak arasındaki bağlantı var sayılır; böylece tacirin ayrıca bağlantıyı ispat yükü hafifler. Üçüncü fıkra ise iyiniyetin korunduğu ölçüde, eşya borçluya ait olmasa bile alacaklının hapis hakkına sahip olabileceğini kabul eder.

Bu düzenlemenin sonucu, koşulları gerçekleşen alacaklının eşyayı geri vermekten kaçınabilmesi ve borç ödenmezse TMK m.953 uyarınca eşyayı paraya çevirterek alacağını öncelikle tahsil edebilmesidir. Eşya borçlunun rızası dışında, örneğin gasp veya hırsızlıkla ele geçirilmişse hapis hakkı doğmaz. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, özellikle tacirler arasında bağlantı karinesinin işletilmesini, ancak zilyetliğin borçlunun rızasıyla kazanılmış olması koşulunun aranmasını benimsemektedir. Somut örnek olarak, bir oto tamircisinin onardığı aracı, onarım ücreti muaccel olduğu ve ücret ile araç arasında doğal bağlantı bulunduğu için, ücret ödeninceye kadar müşteriye teslim etmekten kaçınması hapis hakkının tipik bir uygulamasıdır. Buna karşılık araç, sahibinin bilgisi ve rızası dışında tamirhanede bırakılmış olsaydı, zilyetlik borçlunun rızasıyla kazanılmadığından hapis hakkı doğmaz ve tamirci aracı bu temelde alıkoyamazdı.