TMK ▸ Madde 967
Madde 966
MADDE 967

1. Rehinden kurtarmayı isteme hakkı

Madde 968

TMK 967. Madde

(1) Rehnedilen taşınır, satılıncaya kadar rehin makbuzunun geri verilmesi suretiyle rehinden kurtarılabilir.

(2) Rehin makbuzu geri verilmezse, alacağın muaccel olmasından sonra hak sahibi olduğunu ispat eden kimse taşınırı rehinden kurtarabilir.

(3) Ödünç veren, rehnedilen taşınırı makbuzun teslimi karşılığı geri verme hakkını açıkça saklı tutmuş olsa bile; alacağın muaccel olmasının üzerinden altı ay geçtikten sonra hakkını ispat eden kimse, taşınırı rehinden kurtarabilir.

TMK 967. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 881 inci maddesini karşılamaktadır. Madde kaynak Kanunun 912 nci maddesine uygun olarak üçfıkra hâlinde düzenlenmişolup, konu başlığıiçeriğe uygun olarak “rehnin sona ermesi” şeklinde kaleme alınmıştır. Maddeyle rehnedenin, rehnedilen taşınırımakbuzu geri vererek rehinden kurtarma hakkı düzenlenmektedir. 178

Açıklama

TMK Madde 967, taşınır rehni karşılığı ödünç verme işletmelerinde rehnin sona ermesini, yani rehnedilen taşınırın rehinden kurtarılmasını düzenler. Birinci fıkraya göre taşınır, satılıncaya kadar rehin makbuzunun geri verilmesiyle rehinden kurtarılabilir. Hüküm, rehnin kurulmasını teslim ve makbuza bağlayan TMK m.964 ile ödünç verenin haklarını gösteren TMK m.968’i bütünler; rehnin paraya çevrilmesi (TMK m.965) gerçekleşmeden önceki dönemde rehin verene tanınan kurtarma hakkını güvence altına alır. Makbuz, burada hem ispat hem de tasarruf işlevi gören bir belge konumundadır. Düzenleme, rehin verenin borcunu ödeyerek malını geri alma yönündeki temel menfaatini koruyan bir güvence niteliği taşır.

Maddenin işleyişi üç ayrı durumu kapsar. Kural olarak makbuzu ibraz eden kişi, taşınırı rehinden kurtarabilir; çünkü makbuz, rehin ilişkisini ve kurtarma yetkisini gösterir. Makbuzun ibraz edilememesi hâlinde, ikinci fıkra uyarınca alacak muaccel olduktan sonra, hak sahibi olduğunu ispat eden kişi taşınırı kurtarabilir. Üçüncü fıkra ise ödünç verenin makbuz hamiline iade hakkını açıkça saklı tuttuğu durumlarda dahi, alacağın muaccel olmasından itibaren altı ay geçince, hakkını ispat eden kişinin malı kurtarabileceğini öngörür. Böylece makbuzun kaybı veya ele geçirilemediği hâllerde gerçek hak sahibinin malını kaybetmesi önlenir. Bu kademeli yapı, hem makbuza dayalı tedavül güvenliğini hem de gerçek hak sahibinin korunmasını dengeli biçimde gözetir.

Hükmün sonucu, rehin verenin malını borcunu ödeyerek geri alma imkânının korunması ve işletmenin keyfî biçimde malı elinde tutmasının engellenmesidir. Altı aylık sürenin işlevi, makbuz hamiline ödeme kaydının yarattığı belirsizliği zamanla gidererek gerçek hak sahibine yol açmaktır. Örneğin rehin makbuzunu kaybeden bir borçlu, alacak muaccel olduktan altı ay sonra mahkemede hak sahipliğini ispat ederek, işletme makbuz hamiline iade hakkını saklı tutmuş olsa bile taşınırı kurtarabilir. Yargıtay’ın rehnin sona ermesi ve teslim koşullu rehin ihtilaflarına ilişkin içtihatları, hak sahipliğinin ispatı ve sürelerin hesaplanmasında bu hükmün lafzına bağlı kalınmasını gerektirmekte; makbuzun yokluğunda dahi gerçek hak sahibinin korunduğunu teyit etmektedir.

Madde 966
MADDE 967

1. Rehinden kurtarmayı isteme hakkı

Madde 968