TMK 970. Madde
(1) İşletme olarak taşınmaz rehni karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak üzere yetkili makamdan izin alanlar, özel bir rehin sözleşmesi ve teslim yükümlülüğü olmasa bile, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış alacakları ile cari işlerinden doğan alacaklarını karşılık göstererek rehinli tahvil çıkarabilirler.
TMK 970. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 884 üncümaddesini karşılamaktadır. Maddeyle taşınmaz rehni karşılığıödünçverme işiyle uğraşan kredi işletmelerine, sahip olduklarıtaşınmaz rehinleri ve cari işlemlerinden doğan alacaklarınıgüvence göstererek, bunların karşılığı olarak rehinli tahvilat çıkarma olanağıyaratılmaktadır. Yürürlükte metindeki “Hükümetçe tayin edilenler” ifadesi yerine “yetkili makamdan izin alanlar” ifadesi tercih edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 970, taşınmaz rehni karşılığında ödünç verme işini işletme olarak yürütmek üzere yetkili makamdan izin almış kuruluşlara rehinli tahvil çıkarma yetkisi tanır. Hüküm, taşınmaz rehnine ilişkin genel kuralları (TMK m.850 vd., özellikle ipotek hükümleri m.881 vd.) tamamlayan, ipotekli kredi kurumlarına özgü bir finansman aracını düzenler. Düzenleme, banka ve kredi kuruluşlarının tabi olduğu Bankacılık Kanunu ile sermaye piyasası mevzuatıyla da bağlantılıdır; zira çıkarılacak rehinli tahviller, kıymetli evrak niteliğindeki borçlanma senetleridir. Maddenin özelliği, özel bir rehin sözleşmesi ve teslim yükümlülüğü aranmaksızın, mevcut taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış alacakların ve cari işlerden doğan alacakların doğrudan karşılık gösterilebilmesidir.
Maddenin uygulanabilmesi için kuruluşun, taşınmaz rehni karşılığı ödünç verme işiyle işletme olarak uğraşması ve yetkili makamın iznine sahip olması gerekir. İzin, faaliyetin önkoşulu olup denetim altında yürütülmesini sağlar. Bu çerçevede kuruluş, elindeki ipotekli alacakları ve cari işlerinden doğan alacaklarını bir havuz olarak göstererek bunların karşılığında rehinli tahvil ihraç eder. Tahvil sahipleri, bu güvence havuzu üzerinde imtiyazlı bir konumda bulunur; böylece kuruluş, sahip olduğu alacak portföyünü likiditeye dönüştürerek yeni kredi kaynağı yaratır. Yükümlülük olarak kuruluş, çıkardığı tahvillerin tutarı ile karşılık gösterilen alacaklar arasındaki dengeyi gözetmek ve mevzuatın öngördüğü güvence oranlarını korumak durumundadır.
Bu mekanizmanın hukuki sonucu, tahvil hamillerinin alacaklarının gösterilen rehinli alacak havuzuyla güvenceye kavuşmasıdır; kuruluşun ödeme güçlüğüne düşmesi hâlinde bu hamiller karşılık havuzu üzerinde öncelik iddia edebilir. Yetkili makamdan izin alınmadan yürütülen faaliyet ise hukuka aykırı sayılır ve ilgili kuruluş idari yaptırımlarla karşılaşır. Uygulamada bu hüküm, ipotek finansmanı kuruluşlarının teminatlı menkul kıymet ihracına temel teşkil eder; örneğin bir ipotek kredisi şirketi, müşterilerine kullandırdığı konut ipotek kredilerinden doğan alacaklarını karşılık göstererek yatırımcılara rehinli tahvil satabilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairelerinin rehinli kıymetli evrak ihtilaflarına ilişkin içtihatları, karşılık havuzunun yeterliliği ve hamillerin önceliği bakımından bu hükmün yorumunda yön gösterici niteliktedir.
