TTK 1258. Madde
(1) Bu Bölüm hükümlerinin uygulanmasında taşıma süresi;
a) Yolcu ve kabin bagajı bakımından, yolcunun bir yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu süre hariç, yolcunun veya kabin bagajının gemide bulunduğu veya gemiye alındığı veya gemiden çıkartıldığı süreyi ya da ücretinin taşıma ücreti kapsamında olması ya da kullanılan aracın taşıyan tarafından yolcunun emrine verilmiş bulunması şartıyla, bunların karadan gemiye veya gemiden karaya götürülmeleri amacıyla su üzerinde yapılan ek taşıma süresini,
b) Kabin bagajı bakımından, bagajın taşıyana veya adamlarına teslim edilmiş olup da bunlar tarafından yolcuya henüz geri verilmemiş olması şartıyla, yolcunun bir yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu süreyi,
c) Diğer bagaj bakımından, taşıyan veya adamları tarafından kıyıda veya gemide teslim alındıkları andan yolcuya teslim edildikleri ana kadar geçen süreyi, kapsar.
TTK 1258. Madde Gerekçesi
2002 Atina Sözleşmesinin 1 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden alınmak suretiyle düzenlenmiştir.
TTK 1258. Madde Açıklaması
TTK Madde 1258, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun yolcu taşıma sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde taşıma süresi konusunu düzenlemektedir. Bu düzenleme, deniz yoluyla yolcu ve bagaj taşınmasına ilişkin 2002 Atina Sözleşmesi’nin iç hukukumuza yansıması niteliğindedir; Sözleşme’nin sorumluluk rejimine paralel hükümler öngörülmüştür. Deniz yoluyla yolcu taşımacılığının kendine özgü tehlike ve sorumluluk yapısı, bu alandaki hukuki çerçevenin Türk Borçlar Kanunu’nun genel taşıma hükümlerinden bağımsız, özel ve emredici nitelikte ayrı bir sistem olarak kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır. TTK’nın bu bölümündeki hükümlerin büyük bölümü, uluslararası deniz hukukuyla uyumlu olarak hazırlanmış olup 6102 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte iç hukukumuz uluslararası standartlara kavuşturulmuştur.
Uygulamada TTK Madde 1258, deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yapan deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yapan işletmeciler, gemi sahipleri ve seyahat şirketleri arasındaki uyuşmazlıklarda belirleyici rol oynamaktadır. Yolcunun kaza sonucu ölümü veya yaralanması, bagajının zayi ya da hasara uğraması gibi somut durumlarda taşıyanın hukuki sorumluluğunun kapsamı, bu madde hükmü çerçevesinde belirlenmektedir. Taşıyan, kanunda öngörülen sorumluluk sınırlarını aşağıya çeken sözleşme koşulları kararlaştıramaz; böyle bir düzenleme yapılmış olsa dahi söz konusu koşullar yolcuya karşı geçersiz sayılır. Yolcunun bildirim yükümlülüğüne uymaması ise ispat yükünü etkileyebilmekte; öngörülen sürelerin kaçırılması alacak hakkının yitirilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle denizcilik işletmelerinin sözleşme ve sigorta politikalarını bu madde hükümleriyle titizlikle uyumlu hâle getirmesi zorunludur.
TTK Madde 1258’ye aykırılığın hukuki sonuçları hem maddi hem de usul hukuku boyutunda kendini göstermektedir. Emredici nitelikteki hükümlere aykırı sözleşme koşulları geçersiz sayılmakta; bu hükümlerden yolcu aleyhine sapma mümkün bulunmamaktadır. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “2002 Atina Sözleşmesinin 1 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden alınmak suretiyle düzenlenmiştir..” Zamanaşımı sürelerinin aşılması veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, alacağın tamamen yitirilmesine yol açabilmektedir. Yargıtay’ın bu alandaki yerleşik içtihadına göre ispat külfeti, bildirim süreleri ve sorumluluk sınırlarının yorumu katı biçimde ele alınmakta; taşıyanın muafiyet iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Bu doğrultuda denizcilik işletmelerinin hukuki ve sigorta yapılanmalarını TTK Madde 1258 hükümleriyle eksiksiz biçimde uyumlu hâle getirmeleri zorunludur.
