TTK ▸ Madde 1259

TTK 1259. Madde

(1) Onikiden fazla yolcu taşımak için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde, taşımanın tamamını veya bir kısmını üstlenen veya gerçekleştiren bütün taşıyanlar, yolcuların ölümünden veya yaralanmalarından doğabilecek sorumluluklarına karşı sigorta yaptırmakla yükümlüdürler. (Değişik cümle: 4/7/2024-7519/20 md.) Zorunlu sigorta bedelinin sınırı her kaza için yolcu başına, uluslararası sefer yapabilmek için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 250.000 Özel Çekme Hakkından, uluslararası sefer için gerekli ruhsatı olmayan bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde 100.000 Özel Çekme Hakkından az olamaz.

(2) Birinci fıkradaki şartları yerine getirmeyen geminin yola çıkmasına izin verilmez.

TTK 1259. Madde Gerekçesi

2002 Atina Sözleşmesinin zorunlu sigortayı hükme bağlayan 4bis maddesinin birinci fıkrası ile 12’inci fıkrasından hareketle sevkedilen bu maddede, taşıyanların yolcuların ölümünden veya yaralanmasından doğabilecek sorumluluklarına karşı güvence teşkil etmek üzere bir zorunlu sigortayı yaptırmakla yükümlü kılınmışlardır. Maddede taşıyana zorunlu sigortaya alternatif olarak bir banka yahut benzeri bir malî kuruluşun garantisi gibi bir malî güvence verme imkânının bahşedilmesi, zorunlu sigorta uygulaması ile uzlaşmayacağından uygun bulunmamıştır.

TTK 1259. Madde Açıklaması

TTK Madde 1259, TTK’nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaret hukukunun yolcu taşıma sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde zorunlu sigorta konusunu düzenlemektedir. Bu düzenleme, deniz yoluyla yolcu ve bagaj taşınmasına ilişkin 2002 Atina Sözleşmesi’nin iç hukukumuza yansıması niteliğindedir; Sözleşme’nin sorumluluk rejimine paralel hükümler öngörülmüştür. Deniz yoluyla yolcu taşımacılığının kendine özgü tehlike ve sorumluluk yapısı, bu alandaki hukuki çerçevenin Türk Borçlar Kanunu’nun genel taşıma hükümlerinden bağımsız, özel ve emredici nitelikte ayrı bir sistem olarak kurgulanmasını zorunlu kılmaktadır. TTK’nın bu bölümündeki hükümlerin büyük bölümü, uluslararası deniz hukukuyla uyumlu olarak hazırlanmış olup 6102 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte iç hukukumuz uluslararası standartlara kavuşturulmuştur.

Uygulamada TTK Madde 1259, deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yapan deniz yoluyla yolcu taşımacılığı yapan işletmeciler, gemi sahipleri ve seyahat şirketleri arasındaki uyuşmazlıklarda belirleyici rol oynamaktadır. Yolcunun kaza sonucu ölümü veya yaralanması, bagajının zayi ya da hasara uğraması gibi somut durumlarda taşıyanın hukuki sorumluluğunun kapsamı, bu madde hükmü çerçevesinde belirlenmektedir. Taşıyan, kanunda öngörülen sorumluluk sınırlarını aşağıya çeken sözleşme koşulları kararlaştıramaz; böyle bir düzenleme yapılmış olsa dahi söz konusu koşullar yolcuya karşı geçersiz sayılır. Yolcunun bildirim yükümlülüğüne uymaması ise ispat yükünü etkileyebilmekte; öngörülen sürelerin kaçırılması alacak hakkının yitirilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle denizcilik işletmelerinin sözleşme ve sigorta politikalarını bu madde hükümleriyle titizlikle uyumlu hâle getirmesi zorunludur.

TTK Madde 1259’ye aykırılığın hukuki sonuçları hem maddi hem de usul hukuku boyutunda kendini göstermektedir. Emredici nitelikteki hükümlere aykırı sözleşme koşulları geçersiz sayılmakta; bu hükümlerden yolcu aleyhine sapma mümkün bulunmamaktadır. Kanun koyucunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, “2002 Atina Sözleşmesinin zorunlu sigortayı hükme bağlayan 4bis maddesinin birinci fıkrası ile 12’inci fıkrasından hareketle sevked…” Zamanaşımı sürelerinin aşılması veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, alacağın tamamen yitirilmesine yol açabilmektedir. Yargıtay’ın bu alandaki yerleşik içtihadına göre ispat külfeti, bildirim süreleri ve sorumluluk sınırlarının yorumu katı biçimde ele alınmakta; taşıyanın muafiyet iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Bu doğrultuda denizcilik işletmelerinin hukuki ve sigorta yapılanmalarını TTK Madde 1259 hükümleriyle eksiksiz biçimde uyumlu hâle getirmeleri zorunludur.