TTK 435. Madde
(1) Oy hakkı, payın, kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğar.
TTK 435. Madde Gerekçesi
Oy hakkı payın taahhüt edilmesiyle değil, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen tutarın ödenmesiyle doğar. 344 üncü ve devamı madde hükümleri uyarınca pay taahhüdünde bulunanlar ödeme yükümünü yerine getirmedikçe bu paylar için oy kullanamazlar.
Açıklama
TTK Madde 435, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirket genel kuruluna ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde oy hakkının doğumu hususunu hükme bağlamaktadır. Pay sahipliğinin en temel haklarından biri olan genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının düzenlenmesi, şirket yönetiminin meşruiyetini doğrudan belirlemektedir. Genel kurulda temsil yetkisine sahip kişilerin belirlenmesi, vekâletname usulünün ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, hem pay sahipliği hukukunun hem de prosedür hukukunun ortak ilgi alanına girmektedir. Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğler, halka açık şirketler açısından bu hükmü tamamlayan özel düzenlemeler içermekte; elektronik genel kurul sistemine ilişkin Ticaret Bakanlığı tebliğleri de kapsam dahilindedir.
Uygulamada TTK Madde 435, anonim şirkette pay sahiplerinin genel kurula katılma ve oy haklarının kullanılma biçimini doğrudan belirlemektedir. Pay sahibinin bizzat veya temsilci aracılığıyla oy kullanması, yetkili temsilcinin belirlenmesi ve vekâletname formu şartları bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. Oy hakkının kısıtlandığı durumlar (oydan yoksunluk, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu) ile kurumsal temsilcilerin yükümlülükleri uygulamada önemli tartışmalara konu olmaktadır. Halka açık şirketlerde MKK nezdinde kayıtlı pay sahiplerinin tespiti de bu hükmün pratik uygulamasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Tevdi eden temsilcisinin faaliyetlerine ilişkin sınırlar, organ temsilcisinin yetkilerini aşan davranışlarının hukuki sonuçları ve bağımsız temsilci atanmasının usulü, şirketlerin genel kurul hazırlık süreçlerinde titizlikle gözden geçirilmesi gereken hususlardır. Birden fazla hak sahibinin bulunduğu durumlarda şirketle tek bir muhatap belirlenmesine ilişkin düzenleme de uygulamada bilhassa miras durumlarında belirleyici olmaktadır.
TTK Madde 435’ye aykırı biçimde gerçekleşen genel kurul oylama süreçleri, hem alınan kararların iptali hem de oy hakkından yoksun bırakılan pay sahiplerinin tazminat talepleri açısından yargısal denetime açıktır. Yargıtay, yetkisiz temsilci aracılığıyla kullanılan oyların kural olarak geçersiz sayılması gerektiğini kabul etmekle birlikte iyiniyet korumasına ilişkin istisnalara da yer vermektedir. Vekâletname formundaki eksiklikler, temsilci bildirimlerinin gecikmesi ve oyda imtiyaz hakkının kullanım sınırları, içtihat açısından önem taşıyan başlıca meselelerdir. Elektronik genel kurul sisteminde oy kullanımına ilişkin teknik sorunlar ile güvenli elektronik imza zorunluluğuna yönelik istisnalar da giderek artan bir güncellik kazanmaktadır. Hukuka aykırı oy kullanımını tespit etmek için gerçek zamanlı hukuki denetim mekanizmalarının oluşturulması, şirket uyum süreçlerinde önem kazanan bir eğilimi yansıtmaktadır.
