TTK ▸ Madde 468
Madde 467
MADDE 468

a) Hakların kullanılması, sermaye taahhüdü

Madde Listesi
Madde 469

TTK 468. Madde

(1) Değiştirme ve alım hakları, esas sözleşmenin şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükmüne gönderme yapan yazılı bir beyan ile kullanılır; mevzuat, ihraç izahnamesinin yayımlanmasını gerekli gördüğü takdirde, buna da göndermede bulunulur.

(2) Taahhüdün ifası, para yatırılması veya takas yoluyla bir mevduat veya katılım bankası aracılığıyla gerçekleştirilir.

(3) Pay sahipliği hakları sermaye taahhüdünün ifası ile doğar.

TTK 468. Madde Gerekçesi

468 inci madde sermaye artırımının gerçekleştirilmesinin şeklini ve maddî şartlarını düzenlemektedir. Birinci fıkra: Birinci fıkra, değiştirme veya alım hakkının kullanılmasının şeklî şartlarını göstermektedir. Yenilik doğurucu nitelikteki bu haklar, sahibinin şirkete yönelteceği yazılı bir beyanla kullanılır. Bu beyanda şarta bağlı sermaye artırımının dayanağı olan esas sözleşme hükmüne göndermede bulunulur. Gönderme ile kastedilen sadece esas sözleşme hükmüne ilişkin madde numarasının belirtilmesi değildir; somut olaya uygun olarak kullanılan hak, değiştirilecek veya alınacak payın cinsi, sayısı, itibarî değeri (varsa) grubu, çıkarma bedeli ve saire hakkında beyanda bulunulmasıdır. Sermayenin yeni sermaye getirmesi yoluyla artırılmasında öngörülmüş bulunan iştirak taahhütnamesinin yerini burada bu beyan aldığından, esas sözleşmeye yapılan gönderme de 459 (2) hükmünün işlevini yerine getirmektedir. Yazılı beyan geçerlilik şartıdır, esas sözleşme hükmüne yapılan göndermenin içeriği ise kullanılan hakkın şirket tarafından belirlenebilmesine yardımcı olan bir unsurdur. Bazı belirtici açıklamalar veya yollamalardaki eksikliklere rağmen, kullanılan hak belirlenebiliyorsa beyan geçersiz olmaz, aksi halde hukukî sonuç doğurmaz. Başka bir deyişle eksiklik ve aksaklıklar esas noktalarda olmamalıdır. Mehazdaki “kanun” sözcüğü, “mevzuat” olarak hukukumuza aktarılmıştır. Çünkü, “kanun” sözcüğü Türk Ticaret Kanunu veya diğer bir kanun şeklinde özgüleyici ve sınırlayıcı bir şekilde yorumlanabilir, böylece idarî tasarruflar dışlanabilirdi. Oysa izahname hukukumuzda tebliğlerle de düzenlenebilmektedir. Hükümde açıklık bulunmasa bile beyanın şirkete yöneltilmesi doğru olur. Ancak, ikinci fıkrada yer alan bankaya yapılması halinde de beyan geçerli sayılmalıdır. Çünkü, hüküm beyanın yöneltileceği yere ilişkin emredici bir kural koymadığı gibi banka en az şirket kadar hatta şirketten çok daha fazla işlev sahibidir (bakınız. İkinci fıkra). İkinci fıkra: Taahhüdün ifası (daha önce açıklandığı gibi) ya payın (pay senedinin) bedeli olan paranın yatırılması ya da takas ile gerçekleşir. Kanun burada şartlara uygunluğun incelenmesi görevini bankaya bırakmıştır. Banka bir alımı veya değiştirmeyi gerçekleştiren temsilci konumundadır. Bu konum İsviçre öğretisinde, vatanı olan Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanılan “principal warrant/conversion agent” terimlerinden esinlenilerek “Options-oder Wandelstelle” olarak adlandırılır. İnceleme sonucunda, ifanın somut olayda gerçekleşmiş olduğu kararını şirket değil banka verdiği için, ifa konusu payın oluşumunda bankanın işlevi sorgulanması gereken önemdedir. Bankanın taahhüdün ifasını kabul etmesi ona oluşumda hukukî bir rol tanımıştır. Hükmün bankaya yüklediği görev ve ona verdiği yetki gereği, bankanın yurtiçinde bulunması şarttır. Bankanın, taahhüdün ifasını kabul edebilmesi için esas sözleşme hükmünü ve hak sahibinin beyanını incelemesi ve şartların oluşup oluşmadığına karar vermesi gerekir. Özel inceleme yükümü, bankaya sorumluluk yükler. Tasarı bu sorumluluğu özel olarak düzenlememiş, genel hükümlere bırakmıştır. Banka olumlu sonuca varınca beyanda belirtilen payları ilgili senetle değiştirirken ve/veya alım hakkı sahibinin tasarrufuna hazır hâle getirirken bedeli de şirkete alacak yazar. Kendisini alacaklandırmışsa, esas sermaye sistemindeki sermaye artırımının aksine para bloke edilmez ve şirketin kullanımına hazır hâle gelir. Bankanın hatası çıkarılan payların geçerliliğini etkilemez. Böyle bir hatanın ayrıntılı ve kapsamlı sonuçları içtihada ve öğretiye aittir. Üçüncü fıkra: Bankanın taahhüdün ifasını kabul etmesiyle ilgili paylar sahibinin tasarrufuna bırakılırken paysahipliği hakları da kullanılabilir hâle gelir. Yeni paysahibinin bildirim yükümünün düzenlenmesi ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (m. 210) ile Sermaye Piyasası Kurulunun yetkisindedir.

Açıklama

TTK Madde 468, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerde sermaye artırımına ilişkin kapsamlı hükümler bütününde hakların kullanılması, sermaye taahhüdü konusunu ele almaktadır. Anonim şirket finansmanının temel araçlarından biri olan sermaye artırımı, pay sahiplerinin rüçhan haklarının korunması ve alacaklılar güvencesi bakımından katı bir usul rejimine tabi tutulmaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili SPK tebliğleri, halka açık şirketlerde bu hükmü tamamlayan özel düzenlemeler öngörmektedir. Gerçek bir sermaye artırımı için taahhüt edilen payların bedelinin en az dörtte birinin tescilden önce ödenmesi, geri kalan kısmın ise belirli bir süre içinde tamamlanması zorunludur; bu kurallar sermayenin gerçekten karşılanması ilkesinin somut yansımalarıdır.

Uygulamada TTK Madde 468, anonim şirket sermaye artırım sürecinin hem usul hem de esas boyutlarını belirlemektedir. Pay sahiplerinin rüçhan haklarının kullandırılması, rüçhan hakkının kısıtlanmasında genel kurul onayı ve bu kısıtlamanın haklı nedenlere dayanması zorunluluğu, uygulamada en sık karşılaşılan hukuki sorunlardandır. Kayıtlı sermaye sistemindeki şirketlerde yönetim kurulunun sermaye artırım yetkisinin sınırları ve kullanım süresi de bu madde çerçevesinde tartışılmaktadır. Sermaye taahhütlerinin yerine getirilmemesi hâlinde yönetim kurulunun alması gereken önlemler de pratik açıdan önem taşımaktadır. İç kaynaklardan sermaye artırımı ile dış kaynaklı artırım arasındaki usul farklılıkları, sermaye artırım kararının genel kurulda ya da kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunda alınması ile denetleme raporunun hazırlanması aşamaları dikkatle izlenmesi gereken adımlardır.

TTK Madde 468’ye aykırı biçimde yürütülen sermaye artırım süreçleri, hem iptal davasına hem de yönetim kurulunun tazminat sorumluluğuna konu olabilmektedir. Rüçhan hakkının hukuka aykırı kısıtlanması, pay sahiplerinin bu kısıtlamayı öğrendikleri tarihten itibaren belirli bir süre içinde dava açmalarına imkân vermektedir. Yargıtay, kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan artırım yetkisinin sınırları ve süresi konusunda katı bir yorum benimsemekte; bu yetkinin kötüye kullanılmasına karşı pay sahiplerinin korunmasını ön plana çıkarmaktadır. Denetim raporlarındaki eksiklikler nedeniyle sermaye artırımının iptal edildiğine ilişkin emsal kararlar da mevcuttur. Sermaye artırımının ticaret siciline tescilinden önce gerçekleştirilen işlemlerin hukuki geçerliliği ve tescil tarihiyle önceki tarihli işlem yapma yasağı, uygulamada dikkatli yönetilmesi gereken bir diğer önemli meseledir.

Madde 467
MADDE 468

a) Hakların kullanılması, sermaye taahhüdü

Madde Listesi
Madde 469
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/ttk-madde/madde-468/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık