TTK ▸ Madde 480

TTK 480. Madde

(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez.

(2) Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden anonim şirketlerde esas sözleşme ile yönetim kuruluna primli pay çıkarma yetkisi tanınabilir.

(3) Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır.

(4) Pay devirlerinin şirketin onayına bağlı olduğu hâllerde, esas sözleşmeyle pay sahiplerine sermaye taahhüdünden doğan borçtan başka, belli zamanlarda tekrarlanan ve konusu para olmayan edimleri yerine getirmek yükümlülüğü de yüklenebilir. Bu ikincil yükümlülüklerin nitelik ve kapsamları pay senetlerinin veya ilmühaberlerin arkasına yazılabilir.

TTK 480. Madde Gerekçesi

Birinci fıkra: 6762 sayılı Kanunun m. 405 (1)’in -bazı değişikliklerle – yerini alan ve tek borç ilkesine açıkça yer veren bu hüküm, anonim şirketlerde, Tasarı ile ona dayalı esas sözleşme düzenini egemen kılmayı, borçlar hukuku sözleşmeleriyle oluşturulabilecek yan düzenin esas sözleşme düzenini ortadan kaldırmasına sınırsız bir şekilde izin vermemeyi amaçlamaktadır. “Paysahipleri sözleşmesi” veya “ortaklar sözleşmesi” diye Türkçeye çevrilen, ancak dünyada “shareholders agreement” terimi ile adlandırılan, bazen de “joint-venture sözleşmesi” başlığını taşıyan, son yılların dünya çapında en “populer” atipik sözleşmesi olan bu sözleşme, yabancı öğretide kullanılan terim ile esas sözleşme düzeni yanında, çoğu kez ona ve kanuna hükmeden veya ikisini de birden bertaraf eden bir “yan düzen” yaratmıştır. Ulusal hukukun uygun görmediği ve bu sebeple emredici hükümlerle koruma altına aldığı hemen hemen her menfaat veya hak (çoğu kez) yan düzenle ya zedelenmekte ya da sınırlandırılmaktadır. Bu yan düzen güçlüye, hukukunu getirmek, hakimiyet kurmak, istediği an istediği fiyatla karşı tarafın paylarını almak veya paylarını satmak hakkını sağlamaktadır. Veto hakları da bu düzenin önemli silahıdır. Kara Avrupası hukukları olabildiği oranda bu yan düzeni sınırlamaya çaba harcamaktadır. Tek borç ilkesi, hükümde “esas sözleşmeyle paysahibine, pay bedelini veya payın itibarî değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez” şeklinde ifade olunmuştur. Bu hüküm, yan düzenin esas sözleşmeyle düzenlenmesine engel olduğu kadar emredici niteliği sebebiyle yan düzenin bazı hükümlerini sorgulanabilir konuma getirmektedir. Hüküm başka kanunlara engel olucu bir aracı içermemekte, bu görevi sınırlı bir şekilde 340 ıncı maddenin son cümlesi üstlenmiş bulunmaktadır. İlke yönünden 6762 sayılı Kanunun 405 inci maddesinin birinci fıkrasının ifadesinde değişiklik yapılmıştır. Mevcut metin “fazla bir şey ödemeye esas mukavele ile dahi mecbur tutulamaz” diyerek ödeme sözcüğünü vurgulamıştı. Bu da, Türk öğretisinde, hükmün sermaye ve prim borcu dışındaki diğer para borçlarını kapsamadığı görüşünün ileri sürülmesine sebep olmuştu. Onun için 480 inci maddede “borç yükletilemez” ifadesi bilinerek kullanılmıştır. Hükümdeki borç sözcüğü geniş anlam taşımaktadır. İkinci fıkra: Hüküm, kayıtlı sermaye sistemini seçmiş halka açık anonim şirketler için SerPK madde 12 ile uyum sağlamak amacıyla öngörülmüştür. Üçüncü fıkra: Hüküm, 6762 sayılı Kanunun 405 inci maddesinin ikinci fıkrasının tekrarıdır. Dördüncü fıkra: İkincil yükümü düzenleyen bu hüküm 6762 sayılı Kanundaki hükmün tekrarıdır.

Açıklama

TTK Madde 480, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirket paylarına ilişkin sistematik düzenlemeleri içinde i̇lke konusunu ele almaktadır. İmtiyazlı paylar rejimi, anonim şirketin sermaye yapısında çeşitlilik sağlamak ve belirli pay gruplarına özel haklar tanımak suretiyle şirketin finansman ve yönetim esnekliğini artırmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşme serbestisi ilkesi ve Sermaye Piyasası Kanunu’nun halka açık şirketlere yönelik özel hükümleri de bu düzenlemenin yorumunda dikkate alınmaktadır. İmtiyazlı payların esas sözleşmeye açıkça yazılması zorunludur; belirsiz ve muğlak imtiyaz hükümlerinin hukuki etkisi tartışmalıdır. Nitekim oyda imtiyazlı paylar, kâr payında öncelikli paylar ve tasfiye artığında öncelikli paylar şeklinde farklı kategoriler esas sözleşmede birbirinden ayrıştırılarak düzenlenmelidir.

Uygulamada TTK Madde 480, anonim şirkette imtiyazlı pay sınıflarının belirlenmesi ve bu paylara tanınan üstün hakların çerçevesinin çizilmesi bakımından belirleyici olmaktadır. Oy hakkında imtiyaz, kâr payında öncelik, tasfiye artığında öncelik gibi farklı imtiyaz türleri, esas sözleşmede bu madde esas alınarak öngörülmektedir. İmtiyazlı pay sahiplerinin özel kurulunun ne zaman toplantıya çağrılması gerektiği ve bu kurulun kararlarının genel kurul kararlarıyla olan ilişkisi, uygulamada sık karşılaşılan hukuki sorunların başında gelmektedir. Oy hakkında imtiyazın azami sınırı ile tek pay sahipli şirketlerdeki imtiyaz kullanımı, uygulamada tartışmalı konular arasındadır. Oyda imtiyazlı paylar ihraç eden şirketlerde kurumsal yönetim uyum raporları özel bir önem kazanmakta; SPK düzenlemeleri de halka açık şirketlere yönelik ek kısıtlamalar getirmektedir.

TTK Madde 480’ye aykırı esas sözleşme hükümleri geçersizdir ve ticaret sicilince tescil edilmez; tescil edilmiş olsalar bile bu hükümlere dayanılarak ileri sürülen imtiyaz talepleri hukuken geçersiz sayılır. Yargıtay, imtiyazlı pay sahiplerine tanınan üstün hakların sınırlarını yorumlarken pay sahipleri eşitliği ilkesini ve şirketin menfaatlerini dengeleme gerekliliğini gözetmektedir. Özel kurulun onayı alınmadan imtiyazlı payları etkileyen esas sözleşme değişikliklerinin geçersizliği, Yargıtay’ın bu alandaki yerleşik kararlarıyla pekiştirilmiş temel bir kuraldır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/ttk-madde/madde-480/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık