TTK 799. Madde
(1) Çekten cayma ancak ibraz süresi geçtikten sonra hüküm ifade eder.
(2) Çekten cayılmamışsa, muhatap, ibraz süresinin geçmesinden sonra da çeki ödeyebilir.
TTK 799. Madde Gerekçesi
Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 711 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek ve üçüncü fıkraya yer verilmeksizin Tasarıya alınmıştır. 6762 sayılı Kanunun “Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksızın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten menedebilir.” şeklindeki hükmü CBA’nın 32 nci maddesinde yer almamaktadır. 6762 sayılı Kanun, maddenin üçüncü fıkrasını İsv.BK. m. 1119 (3) hükmünden aynen aktarmıştır. Kaynak öğretide de tartışmalara yol açan, amaç ve faydası pek belirlenemeyen bu hüküm, Türkiye’de yanlış anlamalara neden olmuş ve çekin niteliğiyle bağdaştırılması mümkün olmayan bir uygulamanın yerleşmesine de sebebiyet vermiştir. Karışıklık yaratmaktan başka hiçbir yarar sağlamayan ve çekin değerini düşüren bu hüküm kaldırılmıştır.
TTK 799. Madde Açıklaması
TTK Madde 799, çek hukuku alanında genel olarak konusunu düzenlemektedir. TTK ve 5941 sayılı Çek Kanunu çerçevesinde düzenlenen bu hüküm, genel olarak ilkesini çek uygulamasına özgü koşullar açısından somutlaştırmaktadır. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 711. maddesiyle büyük ölçüde örtüşmekle birlikte 6102 sayılı TTK sistematizasyonu çerçevesinde güncellenmiştir. Çek, ticari hayatta en yaygın kullanılan ödeme araçlarından biri olması nedeniyle bu madde kapsamındaki hükümler özellikle bankacılık ve perakende sektörlerinde pratik açıdan büyük önem taşımaktadır. Hükmün uygulama alanı, hamil, keşideci ve muhatap banka arasındaki üçlü ilişkiyi doğrudan etkilemektedir. Çek hukukunun kambiyo senetleri arasındaki özgün konumu, bu maddenin uygulanmasında bankacılık ve ticaret hukukunu birbirine bağlayan bir köprü işlevi görmesini sağlamaktadır.
Uygulamada TTK Madde 799 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, yasal sürelere uyulmamasından kaynaklanan hak kayıplarıdır. Kambiyo senetlerinde ibraz, protesto ve başvurma sürelerine ilişkin kurallar emredici nitelikte olup taraflarca değiştirilemez. Örneğin ibraz süresini geçiren hamil, ciro edenler aleyhine başvurma hakkını yitirebilmekte; bu durum icra takiplerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmaktadır. Uygulamada bankalar ve avukatlar, genel olarak konusundaki takvim hesaplamalarında tatil günleri, resmi engeller ve mücbir sebepler gibi istisnai durumları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Süre hatalarının telafisi oldukça güç olduğundan işlemlerin başlangıcından itibaren dikkatli bir takvim yönetimi şarttır.
TTK Madde 799 hükmüne aykırılığın sonuçları arasında en sık karşılaşılan durum, hamilin başvurma haklarını yitirmesi ya da bankanın ödeme ret gerekçesinin mahkemece meşru sayılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu madde kapsamındaki uyuşmazlıklarda şekil ve süre koşullarına katı biçimde uyulmasını aramakta; iyi niyetli hamilin korunmasını da ön planda tutmaktadır. 5941 sayılı Çek Kanunu’yla birlikte oluşan bütüncül yasal çerçeve, hem ticaret hem de icra hukukunda bu hükmün uygulanmasını yakından etkilemektedir. Hukuki süreçlerde avukatların ilgili Yargıtay içtihadını ve TTK sistematiğini eş zamanlı değerlendirmesi, müvekkillerinin haklarının etkin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
