TTK ▸ Madde 833

TTK 833. Madde

(1) 832 nci maddede yazılı senetleri vermeksizin, yalnız mal ve hububatı saklama sözleşmesiyle kabul etmek üzere açılan diğer kurumlar ve yerler hakkında umumi mağazalara ait hükümler geçerli olmaz. Bu hususta Türk Borçlar Kanununun saklama sözleşmesi hakkındaki hükümleri uygulanır.

(2) Tevdi edilmiş şeyler karşılığında verilen ancak, kanunun aradığı şekil şartlarına uymayan senetlerle, bu şekil şartlarına uygun olup da izin almamış olan kurumlar tarafından verilen senetler, kıymetli evrak olmayıp teslim alma makbuzları veya ispat belgeleri hükmündedir.

TTK 833. Madde Gerekçesi

Bu madde, 6762 sayılı Kanunun 745 inci maddesinden, dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır.

TTK 833. Madde Açıklaması

TTK Madde 833, makbuz senedi ve varant hukuku alanında i̇stisnalar konusunu düzenlemektedir. Söz konusu hüküm, TTK kapsamında makbuz senedi ve varant belgelerine ilişkin i̇stisnalar meselesini düzenlemektedir. Bu belgeler, özellikle tarım ürünleri ve sanayi mallarının depolanarak finansmana konu edilmesinde kullanılan kıymetli evrak niteliğindedir. Madde, 6762 sayılı eski TTK’nın 745. maddesiyle benzer bir yaklaşım sergilemekte; depo işletmecisi, mevdi sahibi ve kredi veren kuruluş arasındaki üçlü hukuki ilişkiyi dengeli biçimde düzenlemektedir. Makbuz senedi ve varantın birlikte ya da ayrı ayrı kullanılabilmesi, bu belgelere özgü ticari esnekliğin hukuki temelidir. Lisanslı depoculuk uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu maddenin uygulama alanı önemli ölçüde genişlemiş; finans sektörüyle tarım hukukunun kesişim noktasında kritik bir rol üstlenmiştir.

Uygulamada TTK Madde 833 kapsamında öne çıkan başlıca sorun, makbuz senedi ile varantın ayrılması hâlinde alacaklının haklarının korunmasındaki güçlüklerdir. Varantı elinde bulunduran alacaklı ile makbuz senedi hamilinin çıkarları zaman zaman çatışabilmektedir. Depo işletmecisinin her iki belge hamilini birbirinden bağımsız biçimde tanımak zorunda olması, özellikle iflâs ve haciz durumlarında ciddi pratik sorunlara neden olmaktadır. Uygulamada özellikle rehin hakkının kurulması ve satışının gerçekleştirilmesi aşamalarında i̇stisnalar ilkesine sıkı sıkıya uyulması, tarafların haklarını güvence altına almak açısından zorunludur.

TTK Madde 833 kapsamındaki yükümlülüklere aykırılık, senet hamilinin depo edilmiş mal üzerindeki haklarını yitirmesi ya da rehin alacaklısının satış hakkının engellenmesi gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, makbuz senedi ve varant uyuşmazlıklarında belgelerin devir zincirini ve depo sözleşmesinin koşullarını birlikte incelemektedir. Bu madde kapsamındaki güvence mekanizmaları, özellikle tarım sektöründe uygulanan lisanslı depoculuk sisteminin hukuki altyapısını pekiştirmektedir. Finansman aracı olarak makbuz senedi ve varantın etkin kullanımı, ancak ilgili TTK hükümlerine tam uyum sağlandığında mümkün olmaktadır. Tarafların uzman hukuki danışmanlık alması, risklerin önceden yönetilmesi bakımından kaçınılmazdır. Uygulamada bu maddenin gereği gibi yorumlanabilmesi için TTK’nın sistematik bütünlüğü içinde ilgili emredici hükümlerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Açıklama

TTK Madde 833, umumi mağazalara ilişkin özel rejimin sınırını çizerek hangi saklama yerlerinin bu hükümlerin dışında kaldığını belirler. Birinci fıkra uyarınca, 832 nci maddede sayılan makbuz senedi ve varantı vermeksizin yalnızca mal ve hububatı saklama sözleşmesiyle kabul etmek üzere açılan diğer kurum ve yerler hakkında umumi mağaza hükümleri uygulanmaz; bunlar bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun saklama sözleşmesine ilişkin genel hükümleri devreye girer. Böylece düzenleme, kıymetli evrak üreten ayrıcalıklı depolama ile sıradan emanet ilişkisi arasına net bir hat çeker ve umumi mağaza rejiminin yalnızca senet düzenleme yetkisine sahip izinli kuruluşlara özgülenmesini sağlar.

Hükmün ikinci boyutu, düzenlenen senetlerin hukuki niteliğine yöneliktir. İkinci fıkraya göre, tevdi edilen şeyler karşılığında verilmiş olsa da kanunun aradığı şekil şartlarına uymayan senetler ile bu şartlara uygun olmakla birlikte izin almamış kurumlarca verilen senetler kıymetli evrak sayılmaz; bunlar teslim alma makbuzu veya ispat belgesi hükmündedir. Uygulamada bu, işleticinin senetleri ya tam ve usulüne uygun düzenlemesini ya da hiç düzenlememesini zorunlu kılar. Eksik bir varant veya makbuz senedi, hamiline rehin veya mülkiyet devri sağlamaz; yalnızca malın tevdi edildiğini ispata yarayan bir belge işlevi görür ve ciro yoluyla dolaşım kabiliyetinden yoksun kalır. İzin ve şekil şartının birlikte aranması, bu senetlere bağlanan rehin ve mülkiyet sonuçlarının ancak güvenilir kuruluşlarca üretilmesini sağlar.

Bu ayrımın pratik sonucu, teminat ve devir işlemlerinin geçerliliğini doğrudan etkilemesidir. Kıymetli evrak vasfını taşımayan bir belgeye dayanılarak yapılan ciro, alacaklıya TTK’nın varant hamiline tanıdığı rehin hakkını kazandırmaz; alacaklı ancak genel hükümlere göre talepte bulunabilir. Örneğin izinsiz bir soğuk hava deposunun verdiği makbuza güvenerek kredi açan bir banka, malın üzerinde senet kaynaklı bir rehin hakkı elde edemez ve borçlunun iflası hâlinde rüçhanlı alacaklı konumuna geçemez. TTK Madde 833 bu nedenle hem mevduat sahibini hem de senedi devralan üçüncü kişileri, yalnızca izinli ve şekle uygun düzenlenmiş senetlere güvenmeye yönelten bir koruma işlevi taşır.