TBK 11. Madde
I. Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün gönderildiği andan başlayarak hüküm doğurur.
II. Açık bir kabulün gerekli olmadığı durumlarda, sözleşme önerinin ulaşma anından başlayarak hüküm doğurur.
TBK 11. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 11 inci maddesinde, hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmelerde ve taraflar arasında, süregelen bir iş ilişkisinin varlığında olduğu gibi, açık bir kabule gerek bulunmayan durumlarda, sözleşmenin hangi andan başlayarak hükümlerini doğuracağı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun söz konusu maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Gaipler arasında vuku bulan bir akdin hangi zamana istinat ettiği” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmenin hüküm anı” şeklinde değiştirilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TBK md. 11, hazır olmayan taraflar arasında sözleşmenin hangi anda hüküm ifade etmeye başladığını düzenler. Hüküm, sözleşmenin kurulma anı ile hüküm doğurma anı arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturur ve ulaşma ile gönderme teorileri arasında hassas bir denge kurar.
Birinci fıkraya göre hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün gönderildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Bu düzenleme, sözleşmenin kurulma anını kabul beyanının önerene ulaştığı an olarak tayin etmekle birlikte, sözleşmenin hüküm doğurma anını geriye dönük olarak kabulün gönderildiği ana bağlar. Sözleşmenin kurulma anı ile hüküm doğurma anı arasındaki bu ayrım, uygulamada önemli sonuçlar yaratır. Özellikle risk geçişi, zamanaşımı başlangıcı, edim yükümlülüğünün doğuşu gibi meselelerde hüküm doğurma anı esas alınır.
Kabulün gönderildiği an, kabul eden tarafın iradesini usulüne uygun biçimde yola çıkardığı andır. Posta ile gönderimde postaya verildiği an, kurye aracılığıyla gönderimde kuryeye teslim edildiği an, elektronik iletişimde ise iletinin gönderilme anı esas alınır. Kabulün gönderildiği anın ispatı kabul eden tarafa aittir.
İkinci fıkra önemli bir istisna getirir. Açık bir kabulün gerekli olmadığı durumlarda sözleşme önerinin ulaşma anından başlayarak hüküm doğurur. Bu hüküm, örtülü kabul yoluyla kurulan sözleşmelerde (TBK md. 6) hüküm doğurma anının farklı tespit edileceğini gösterir. Örtülü kabulde ortada belirli bir "gönderme" anı bulunmadığından, önerinin muhataba ulaşma anı esas alınır. Bu düzenleme, örtülü kabulün pratikteki uygulanışına uygun bir çözümdür.
Hüküm doğurma anı ile kurulma anı arasındaki farklılık önemli hukuki sonuçlar yaratır. Örneğin satım sözleşmesinde kabul posta ile gönderilmiş, daha sonra mal teslim edilmeden yok olmuşsa, hüküm doğurma anı kabul gönderildiği an olarak kabul edileceğinden risk alıcıya o tarihten itibaren geçer. Benzer biçimde, sözleşmenin yapılma anından itibaren işlemeye başlayan süreler bakımından kurulma anı değil, hüküm doğurma anı belirleyicidir.
Doktrinde madde 11, gönderme teorisinin Türk hukukundaki özgül yansıması olarak değerlendirilir. Genel kural ulaşma teorisi (TBK md. 10 bağlamında) olmakla birlikte, hüküm doğurma anı bakımından gönderme anının esas alınması karşılıklı taraflar arasındaki adaleti koruyan bir tercihtir. Alman Medeni Kanunu’na ve İsviçre Borçlar Kanunu’na paralel bir düzenlemedir.
Yargıtay kararlarında özellikle taşıma sözleşmelerinde, mal satımında risk geçişi hesaplamalarında, sigortanın yürürlüğe girme anının belirlenmesinde madde 11 çerçevesinde hüküm doğurma anı değerlendirmeleri yapılmaktadır. Elektronik ticarette otomatik sipariş onayı gönderilen durumlarda gönderme anının tespiti yine bu madde ışığında ele alınır. E-posta, kısa mesaj, elektronik posta kutusu gibi araçlarda gönderme anı, sistemin gönderen tarafın kontrolünden çıktığı andır; henüz muhataba ulaşmamış olması hüküm doğurma anını etkilemez. Pratik olarak sözleşmenin gecikmeli ulaşması durumunda dahi tarafların edim yükümlülükleri gönderme anından başlayarak doğmuş sayılır.
