TBK 110. Madde
Borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa, alacaklının temerrüdü hâlinde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.
TBK 110. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 94 üncü maddesini karşılamaktadır.
Tasarının tek fıkradan oluşan 109 uncu maddesinde, alacaklının temerrüde düşmesi durumunda, yapma edimi borçlusunun sözleşmeden dönmesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 94 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Borcun mevzuu bir şey olmadığı surette” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Diğer edimlerde” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 94 üncü maddesinin sonunda kullanılan “akdi feshedebilir.” şeklindeki ibare, Tasarıda “sözleşmeden dönebilir.” şekline dönüştürülmüştür.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 110. maddesi, alacaklının temerrüdünün verme edimleri dışındaki yapma edimleri bakımından doğuracağı hukukî sonuçları düzenleyen tamamlayıcı bir hükümdür. Tevdi ve satma yolu taşınır malların teslimine ilişkin verme edimleri için uygun olsa da yapma, yapmama veya katlanma edimlerinde borçlunun farklı bir çözüm yoluna ihtiyacı vardır. Madde bu ihtiyacı karşılayarak borçluya sözleşmeden dönme hakkı tanımaktadır. Hüküm, 818 sayılı eski Kanun’un 95. maddesini karşılamakta olup alacaklının temerrüdü konusunu tamamlamaktadır.
Madde, borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa, alacaklının temerrüdü hâlinde borçlunun, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebileceğini düzenlemektedir. Bu atıf, temerrüde düşen borçluya karşı alacaklıya tanınan seçimlik hakların (aynen ifayı isteme, sözleşmeden dönme, tazminat isteme) bu defa borçlu tarafından kullanılabileceği anlamına gelir. Dolayısıyla borçlu, TBK m. 125 ve devamındaki hükümler çerçevesinde ek süre vererek veya doğrudan sözleşmeden dönerek alacaklının temerrüdüne tepki gösterebilir.
Hükmün uygulama alanı, özellikle eser sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, vekâlet sözleşmesi ve kira sözleşmesi gibi yapma veya katlanma edimlerinin ön planda olduğu borç ilişkilerinde önem kazanır. Örneğin yüklenici eseri yapmak üzere hazır bulunmasına rağmen iş sahibi işyerini açmaz, malzemeyi temin etmez veya çalışma koşullarını sağlamazsa alacaklının temerrüdü oluşur. Bu durumda yüklenici, TBK m. 125 gereği iş sahibine uygun bir süre vererek sözleşmeden dönebilir ve uğradığı zararı tazmin edebilir.
Doktrinde bu hüküm, "eksik tevdi imkânı" nedeniyle verme edimleri dışındaki edimler bakımından borçlu lehine getirilen bir denge hükmü olarak değerlendirilmektedir. Zira yapma edimlerinde borçlu, yerine getireceği edimi bir yere bırakıp borçtan kurtulamaz; ifa ancak alacaklının işbirliği ile mümkündür. Alacaklı bu işbirliğinden kaçındığında borçlunun sınırsız süreyle bekleme yükümlülüğü olamaz; bu nedenle sözleşmeden dönme hakkı tanınmıştır.
Uygulamada bu hüküm, inşaat sözleşmelerinde iş sahibinin onayları geciktirmesi, eğitim sözleşmelerinde öğrencinin derslere katılmaması, bakım-onarım sözleşmelerinde aracın teslim edilmemesi gibi durumlarda devreye girer. Yargıtay kararları, alacaklının temerrüdüne dayalı sözleşmeden dönme hakkının kullanılması için borçlunun öncelikle usulüne uygun bir ifa teklifinde bulunmuş olmasını, alacaklıya makul bir süre vermiş olmasını ve alacaklının bu süre içinde işbirliğinden kaçınmasını aramaktadır. Sözleşmeden dönme sonucunda taraflar arasındaki ilişki sona erer; borçlu uğradığı gerçek zararı ve yoksun kalınan kazancı tazminat olarak isteyebilir. Bu düzenleme, ifa engellerinin tüm türleri karşısında borçluyu koruyan kapsayıcı bir sistem oluşturmaktadır.
