TBK 288. Madde
I. Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
II. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
III. Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.
TBK 288. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 287 nci maddesinde, bağışlama sözü verme düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Bağışlama vaadi” şeklindeki ibare, Tasarının 287 nci maddesinde, “C. Kurulması / I. Bağışlama sözü verme” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 238 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “Bağışlama taahhüdü tenfiz edilince” şeklindeki ibare, Tasarıda “Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde” şeklinde; “elden yapılmış bağışlama gibi olur.” şeklindeki ibare de “elden bağışlama hükmündedir.” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı fıkranın son cümlesi olarak, Tasarı metnine eklenen hüküm şöyledir: “Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.”
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 288. maddesi, bağışlama sözü verme (bağışlama vaadi) sözleşmesinin şekil şartlarını düzenleyen önemli bir hükümdür. Bağışlama sözü verme, bağışlayanın ileride bağışlama yapacağını taahhüt ettiği ön sözleşme niteliğindedir. 818 sayılı Kanun’un 238. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası temel şekil kuralını koyar: bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Bu hüküm, bağışlama sözü verme için yazılı şekil zorunluluğu getirir. Sözlü veya örtülü vaatler geçerli değildir; mutlaka yazılı belge bulunmalıdır. Yazılı şekil, geçerlilik koşuludur; uyulmadığı takdirde sözleşme kesin hükümsüz olur.
Bu katı şekil şartının arkasında birkaç temel amaç vardır. Birincisi, bağışlayanın düşünme ve değerlendirme süresi sağlamaktır. Bağışlama önemli bir ekonomik karar olduğundan, aceleyle yapılmaması için yazılı şekil gerekir. İkincisi, bağışlama iradesinin netliğini sağlamaktır. Yazılı belge, iradenin açık ve kesin olduğunu gösterir. Üçüncüsü, ispat kolaylığı sağlamaktır. Sözlü vaatler sonradan tartışmalı olabilir.
Bağışlama sözü verme, elden bağışlamadan (TBK m. 289) farklıdır. Elden bağışlama, malın hemen teslimi ile gerçekleşir ve yazılı şekil aranmaz. Bağışlama sözü verme ise gelecekteki bir bağışlamayı taahhüt etmektir; bu taahhüt yazılı olmalıdır.
İkinci fıkra, taşınmaz bağışlamaları için daha katı bir şekil şartı getirir: bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
Bu hüküm, taşınmaz bağışlama vaadi için resmi şekil şartı öngörür. Adi yazılı şekil yeterli değildir; noter veya tapu memuru önünde resmi şekilde düzenlenme gereklidir.
Taşınmaz bağışlamalarının yüksek değerli ve hukuki sonuçları kalıcı olduğundan, bu katı şekil şartı uygundur. Taşınmaz bağışlamak, bağışlayanın önemli ekonomik varlığını karşılıksız devretmesidir. Böyle bir kararın resmi kontrol altında alınması, bağışlayanın düşünmesini ve kararının ciddiyetini sağlar.
Resmi şekil şartı, TBK m. 237’deki taşınmaz satışı şekil şartıyla paraleldir. Satış ve bağışlama, taşınmaz üzerindeki en önemli mülkiyet devri işlemleridir; her ikisi de resmi şekle tabidir. Bu paralellik, taşınmaz işlemlerinin güvenliğini sağlar.
Taşınmaz üzerindeki ayni haklar da bu kapsamdadır: mülkiyet, irtifak, intifa, sükna, üst hakkı gibi. Bunların bağışlama yoluyla devri, resmi şekil gerektirir.
Üçüncü fıkra, önemli bir düzenleyici hüküm getirir: şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir.
Bu hüküm, şekilsiz bağışlama vaadinin sonradan ifa edilmesinin hukuki sonucunu düzenler. Örneğin bir kişi sözlü olarak 10.000 TL bağışlama vaadinde bulunmuş, sonradan bu parayı vermiş. Vaat sözlü olduğu için yazılı şekle uymamıştır ve geçersizdir; ancak fiilen yerine getirildiğinde "elden bağışlama" hükmündedir.
Elden bağışlama, TBK m. 289 uyarınca yazılı şekle bağlı değildir; malın tesliminle kurulur. Bu nedenle sonradan ifa edilen vaat, elden bağışlama gibi değerlendirilir ve geçerli sayılır. Bu, bağışlayanın iradesini korumayı amaçlar.
Ancak önemli bir istisna vardır: ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.
Bu istisna, taşınmaz bağışlamalarını kapsar. Resmi şekle tabi bağışlamalar için şekilsiz vaadin sonradan ifa ile geçerli hâle gelmesi mümkün değildir. Örneğin bir kişi sözlü olarak taşınmaz bağışlamayı vaat etmiş ve tapuda devir yapmış olsa bile, şekilsiz başlangıç iradesi nedeniyle bağışlama geçersizdir.
Bu katı kural, taşınmaz mülkiyetinin şeffaflığını ve kesinliğini korur. Taşınmaz kayıtları tartışmasız olmalıdır; fiili devir tek başına yeterli değildir, resmi belge gereklidir.
Pratik örnek: A, B’ye sözlü olarak "sana bir milyon TL bağışlayacağım" demiş. Bu vaat yazılı olmadığı için geçersizdir. A bu parayı B’ye verse, TBK m. 288/3 uyarınca elden bağışlama hükmünde sayılır ve geçerli olur. Ancak aynı A, sözlü olarak "sana bu evi bağışlıyorum" demiş ve tapuda devir yapmış olsa bile, bu taşınmaz için geçerli olmaz; resmi bağışlama vaadi olmadığı için hukuki olarak itiraza açıktır.
Bağışlama vaadi, geri alınabilir niteliktedir. Bağışlayan, vaat sözleşmesinden TBK m. 294’teki sebeplere dayanarak dönebilir. Bu koruma, bağışlayan için önemlidir; koşullar değiştiğinde vaadi yerine getirmek zorunda kalmaz.
Vaat sözleşmesinden dönme, yazılı şekle tabi değildir; ancak iyi niyet kurallarına uygun olmalıdır. Keyfi dönmeler, bağışlanan için zarar yaratabilir ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Doktrinde bu madde, "bağışlama vaadinin hukuki çerçevesi" olarak değerlendirilmektedir. Şekil şartları, bağışlayanın iradesinin ciddiyetini ve düşünülmüş olmasını sağlar. Yargıtay kararları, yazılı şekil şartına katı uyum aramakta; taşınmaz bağışlamalarında resmi şekle kesin şekilde bağlı kalınmasını vurgulamaktadır.
Uygulamada bu madde, büyük miktarlı bağışlamalarda, hayır kurumlarına yapılan taahhütlerde, aile içi mal devri vaatlerinde, vakıf kuruluşu sözleşmelerinde önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, bağışlama hukukunun temel şekil ve geçerlilik kurallarını belirleyen kritik bir hükümdür.
