TBK ▸ Madde 287
Madde 286
MADDE 287

Bağışlanan için

Madde Listesi
Madde 288

TBK 287. Madde

Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

TBK 287. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 236 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 286 ncı maddesinde, bağışlananın bağışlamayı kabul ehliyeti düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 236 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Bağışlamayı kabul eden hakkında” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Bağışlanan için” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 287. maddesi, bağışlananın bağışlamayı kabul ehliyetini düzenleyen özel bir hükümdür. Bu madde, fiil ehliyeti bulunmayan ancak ayırt etme gücü olan kişilerin bağışlama kabul etme hakkını güvence altına alır. 818 sayılı Kanun’un 236. maddesini karşılamaktadır.

Madde, fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar şeklinde düzenler.

Bu hüküm, bağışlama kabul etme konusunda özel bir ehliyet rejimi kurar. Normal ehliyet kurallarından farklı olarak, bağışlama kabul için tam fiil ehliyeti aranmaz; ayırt etme gücü yeterlidir.

Bu özel düzenleme, bağışlamanın ekonomik yapısından kaynaklanır. Bağışlama, bağışlanan açısından sadece yarar sağlar; hiçbir yükümlülük doğurmaz (yüklemeli bağışlama hariç). Normal karşılıklı sözleşmelerde olduğu gibi karşılık verme, bedel ödeme gibi yükümlülükler yoktur. Bu nedenle kabul etme kapasitesi için daha düşük ehliyet yeterli görülmüştür.

Ayırt etme gücü, TMK m. 13’te tanımlanmıştır: yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, ayırt etme gücü sahibidir.

Fiil ehliyeti bulunmayan ancak ayırt etme gücüne sahip kişiler iki grupta değerlendirilebilir: küçükler (18 yaş altı ama belirli olgunluk düzeyinde olan kişiler) ve kısıtlılar (mahkeme tarafından vesayet altına alınmış ancak ayırt etme gücünü tamamen kaybetmemiş kişiler).

Bu kişiler, normal olarak hukuki işlem yapma konusunda sınırlıdır. Ancak bağışlama kabul etme özel bir alan olarak öne çıkar. Onlara karşılıksız yarar sağlayan işlemler, onları hukuki açıdan dezavantaja uğratmaz; bu nedenle kabul etme kapasitesi tanınmıştır.

Örneğin 15 yaşında bir çocuk, büyükbabasından bir saat hediyesi alabilir. Bu 15 yaşındaki çocuk tam ehliyetli değildir; ancak ayırt etme gücü vardır. Saat hediyesini kabul etmek için yasal temsilcinin (ebeveyn) önceden rızasına ihtiyacı yoktur.

Ancak bu ehliyet mutlak değildir. Yasal temsilciye müdahale hakkı tanınmıştır: bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

Yasal temsilci (veli, vasi), bağışlamayı iki şekilde engelleyebilir. Birincisi, önceden veya aynı zamanda kabulü yasaklamak. İkincisi, sonradan bağışlanılan şeyin iadesini emretmek. Her iki durumda da bağışlama ortadan kalkar ve mal geri verilmek zorundadır.

Bu yasal temsilci müdahalesi, küçüğün veya kısıtlının menfaatlerini korumak için önemlidir. Bazı bağışlamalar, görünüşte karşılıksız olsa bile, küçüğün uzun vadeli menfaatleri açısından uygun olmayabilir. Örneğin büyük bir emlakın bağışlanması, kişinin hayat planlamasını zorlaştırabilir; bakım yükümlülükleri, vergi sorumlulukları gibi külfetler getirebilir.

Yasal temsilci, bu tür durumlarda müdahale hakkına sahiptir. Müdahale hakkı, bağışlama anında veya sonrasında kullanılabilir. Sınırsız bir süre de değildir; makul bir süre içinde karar vermek beklenir.

"Ortadan kalkar" ifadesi, geriye etkili iptal anlamına gelir. Bağışlama hiç yapılmamış gibi değerlendirilir. Bağışlanan mal, bağışlayana geri verilmek zorundadır. Eğer mal kullanılmış veya değişikliğe uğramışsa, sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde çözüm yapılır.

Bu düzenleme, özellikle küçüklerin bağışlama ilişkilerinde önemlidir. Büyükler (dedeler, amcalar, tanıdıklar) küçüklere doğum günü, bayram, özel günler için hediyeler verebilir. Bu hediyeler genellikle makul değerde ve ebeveyn itirazı gerektirmez.

Ancak büyük değerli bağışlamalar farklıdır. Eğer bir dede, torununa büyük miktarda para veya değerli mülk bağışlamak isterse, ebeveynler bu bağışlamayı değerlendirme hakkına sahiptir. Küçüğün yaşına, aile ilişkilerine, uzun vadeli menfaatlerine göre karar verilir.

Kısıtlı kişiler için de benzer koruma vardır. Vasi, kısıtlı kişinin aldığı bağışlamaları denetleyebilir. Eğer bağışlama, kısıtlı kişinin menfaatlerine uygun değilse (örneğin bakım yükümlülüğü getiriyor, yüklemeli bağışlama niteliğinde, karmaşık hukuki sonuçlar doğuruyor), vasi müdahale edebilir.

Doktrinde bu madde, "ayırt etme gücü temelinde sınırlı ehliyet tanıma" olarak değerlendirilmektedir. Normal ehliyet kurallarından farklı olan bu özel rejim, bağışlamanın karakteristik ekonomik yapısına uygundur. Yargıtay kararları, yasal temsilcinin müdahale hakkını ve zamanını titizlikle değerlendirmektedir.

Uygulamada bu madde, aile içi hediyeleşmelerde, torunlara-çocuklara yapılan bağışlamalarda, vesayet altındaki kişilere yapılan hediyelerde önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, bağışlama ilişkilerinin fonksiyonel ve koruyucu biçimde yürütülmesini sağlayan kritik bir ehliyet kuralıdır.

Madde 286
MADDE 287

Bağışlanan için

Madde Listesi
Madde 288
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-287/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık