TBK 468. Madde
I. İşçiye deneme amacıyla bir iş verilmişse, aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşme deneme süresi için kurulmuş sayılır.
II. İşçi, işveren tarafından aralıksız olarak çalıştırıldığı takdirde, aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşme belirsiz süreyle yapılmış sayılır; diğer durumlarda sözleşmenin belirli süreyle yapıldığı kabul edilir.
TBK 468. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “IV. Sona ermesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının iki fıkradan oluşan 468 inci maddesinde, evde hizmet sözleşmesinin sona ermesi düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında, işçiye deneme amacıyla bir iş verilmesi durumunda, aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşmenin deneme için kurulmuş sayılacağı belirtilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, işçi, işveren tarafından aralıksız olarak çalıştırılıyorsa, aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşmenin belirsiz süreyle yapılmış sayılacağı; diğer durumlarda ise, sözleşmenin belirli süreyle yapıldığı kabul edilmiştir. Böylece, maddenin ikinci maddesinde, işçinin işveren tarafından aralıksız olarak çalıştırılıp çalıştırılmamasına göre, bir âdi karine olarak, sözleşmenin belirsiz süreyle ve belirli süreyle yapıldığı durumlara yer verilmiştir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 354 üncü maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 468. maddesi, evde hizmet sözleşmesinin sona ermesi bakımından iki temel karineyi ortaya koyar: Deneme amaçlı iş verilmişse sözleşmenin deneme süresi için kurulmuş sayılması, aralıksız çalışma halinde sözleşmenin belirsiz süreli, diğer durumlarda belirli süreli kabul edilmesi. İki fıkradan oluşan madde, tarafların aksini kararlaştırmamış olmaları halinde uygulanacak varsayılan hükümleri düzenler.
Birinci fıkra, işçiye deneme amacıyla bir iş verilmesi durumunda, aksi kararlaştırılmadıkça sözleşmenin deneme süresi için kurulmuş sayılacağını düzenler. Bu karine, evde hizmet sözleşmesinin uygulama özelliklerini yansıtır. İşveren, işçinin üretim kalitesini, teslim disiplinini, iş yapış biçimini değerlendirmeden ona uzun vadeli bir taahhüt vermek istemeyebilir. Bu nedenle ilk iş genellikle deneme niteliğinde verilir; işçi de bu dönemde işvereni ve iş koşullarını tanır.
Deneme süresinin önemi, TBK m.433 paralelinde tarafların fesih süresine uymaksızın ve tazminatsız sözleşmeyi sona erdirebilmelerindedir. Deneme amaçlı verilen iş başarılı tamamlansa bile, bu durum otomatik olarak uzun vadeli sözleşme kurulması anlamına gelmez; sonraki iş için yeni anlaşma gerekir. Ancak taraflar deneme dönemi sonrasında düzenli ilişkiye geçmek istediğini açıkça beyan ederse sözleşme bu yönde dönüşür.
"Aksi kararlaştırılmadıkça" ifadesi, tarafların bu karineyi yazılı anlaşmayla değiştirebileceklerini gösterir. İlk verilen iş için "deneme amaçlı değil, kalıcı sözleşmenin başlangıcı" olarak kararlaştırılabilir. Bu kararlaştırma, sözleşme şartlarında açıkça belirtilmelidir.
İkinci fıkra, çalışmanın süreklilik yapısına göre iki farklı karine getirir. İşçi aralıksız olarak çalıştırılıyorsa sözleşme belirsiz süreli, aralıklı çalışmada ise belirli süreli sayılır.
Aralıksız çalışma, sürekli iş akışı bulunması, işçinin düzenli olarak iş alıp teslim etmesi, ilişkinin bir bütün olarak sürmesi anlamına gelir. Bu tür ilişkilerde iş her biri bağımsız sözleşmeler zinciri değil, tek bir sürekli ilişkidir. Bu nedenle kanun, sözleşmeyi belirsiz süreli kabul eder ve hizmet sözleşmesinin genel fesih kuralları (bildirim süreli fesih, haklı nedenli fesih, iş güvencesi dahil) uygulanır.
Aralıklı çalışma ise her iş ayrı ayrı verilir ve tamamlanır; iki iş arasında ilişkinin sürüp sürmediği belirsizdir. Bu durumda her iş için ayrı bir belirli süreli sözleşme kabul edilir; iş tamamlanınca sözleşme sona erer. Sonraki iş yeni bir sözleşme demektir.
Bu karineler önemli hukuki sonuçlar doğurur. Belirsiz süreli sözleşme varsa işçi: TBK m.432’deki bildirim süreleri, m.424’teki yıllık izin, m.440’taki ölüm hali ödemesi, iş güvencesi kapsamında ise İş Kanunu m.18-21’deki korumalar, feshe karşı koruma (TBK m.434), ihbar tazminatı talep hakları kazanır. Kıdem tazminatı ise hizmet süresinin 1 yılı aşması hâlinde doğar.
Belirli süreli sözleşme varsa (aralıklı çalışma) işçi, her iş için ayrı hesaplama yapar. Kümülatif kıdem hakkı için süreklilik karinesinin tersine döndürülmesi gerekir; işçi, fiilen sürekli çalıştığını ispatlayabilirse karine aleyhine yorum yapılır. Yargıtay, pratikte aralıklı görünen ama düzenli iş veren ilişkilerde işçinin lehine "fiilen sürekli" kabulüne yönelmektedir.
Ayrıca belirsiz süreli sözleşmenin feshi için TBK m.431 vd. hükümleri uygulanır; haklı sebep yoksa bildirim süresine uymak, süresine ait ücreti ödemek gerekir. Belirli süreli sözleşmede ise fesih bildirim süresi geçerli değildir; sözleşme iş tamamlanınca kendiliğinden sona erer (TBK m.430).
Uygulamada evde çalışan işçilerin süreklilik-aralıklılık ayrımı önemli uyuşmazlık konusudur. İşçi genellikle sürekli çalışma iddiasıyla daha geniş korumayı talep eder; işveren ise aralıklı nitelendirerek yükümlülüklerini sınırlamaya çalışır. Hâkim bu ayrımı iş akışının düzeni, iş verilme sıklığı, ara dönem uzunluğu, tarafların beklentisi gibi kriterlerle değerlendirir.
