TBK 572. Madde
I. Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlüdür.
II. Ardiyeci, saklatana, malların durumunu incelemesi ve örnek alması için, alışılmış iş zamanlarında; gerekli koruma önlemlerini alabilmesi için de her zaman izin vermek zorundadır.
TBK 572. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 572 nci maddesinde, ardiyecinin saklama borcu düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 474 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Ardiye sahibinin muhafaza borcu” şeklindeki ibare, Tasarıda, “II. Ardiyecinin saklama borcu” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 474 üncü maddesi tek fıkradan oluştuğu hâlde, bu fıkranın birinci ve ikinci cümleleri, birbiriyle bağlantılı oldukları göz önünde tutularak, Tasarının 572 nci maddesinin birinci fıkrasında birlikte kaleme alınmıştır.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 572. maddesi, ardiyecinin kendisine bırakılan mallar üzerindeki saklama borcunu ve bu borcun kapsamını düzenlemektedir. Hüküm, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 474. maddesinin karşılığı olup, eski düzenlemede tek fıkra hâlinde yer alan birbirine bağlantılı cümleler, yeni kanunda sistematik bakımdan iki fıkrada toplanmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, ardiyeciye malları bir komisyoncu gibi özenle saklama yükümlülüğü getirilmiş; mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik meydana geldiğinde, durumun imkân ölçüsünde saklatana bildirilmesi zorunlu kılınmıştır. Komisyoncunun özen yükümlülüğüne yapılan atıf, ardiyecinin objektif ve yüksek bir özen gösterme borcu altında bulunduğunu ortaya koyar. Burada aranan özen, ortalama bir kişinin değil, aynı alanda faaliyet gösteren dikkatli ve basiretli bir tacirin özenidir. Bu sebeple ardiyecinin sorumluluğu, Türk Ticaret Kanunu’nun basiretli tacir ölçüsüyle birlikte değerlendirilir ve hafif kusurundan dahi sorumlu tutulur. Bildirim yükümlülüğü ise, malın niteliğinin bozulmaya başlaması, ambalajında hasar oluşması, yangın veya su baskını gibi olağanüstü durumların ortaya çıkması hâlinde özel bir önem kazanır; ardiyecinin, malı koruma altına almak için gerekli tedbirleri derhâl alması ve aynı anda saklatanı durumdan haberdar etmesi beklenir. Saklatanın, malın durumuna ilişkin zamanında bilgilendirilmemesi, ardiyecinin sorumluluğunu ağırlaştıran bir kusur oluşturur. İkinci fıkrada, ardiyecinin saklatana karşı üstlendiği iki yönlü bir katlanma borcu düzenlenmiştir. Saklatan, malların durumunu incelemek ve örnek almak için alışılmış iş zamanlarında; gerekli koruma önlemlerini alabilmek için ise her zaman işletmeye girme ve mala erişme hakkına sahiptir. Bu düzenleme, mal üzerinde malik veya hak sahibi sıfatı korunan saklatanın, zilyetliğin devredilmiş olmasına rağmen malıyla olan fiilî bağını sürdürebilmesi amacına hizmet eder. Ardiyecinin, bu inceleme ve önlem alma hakkını engellemesi, sözleşmeye aykırılık oluşturur ve tazminat sorumluluğu doğurur. Fıkrada ‘alışılmış iş zamanları’ ve ‘her zaman’ ayrımı özenle kurulmuştur. Rutin inceleme ve örnek alma işlemleri, işletmenin düzenini bozmamak için çalışma saatleri içinde yapılırken, koruma gerektiren acil durumlarda zamansal sınırlama uygulanmaz. Yargıtay kararlarında, ardiyecinin özen borcuna aykırılığı ile zarar arasındaki illiyet bağının saklatan tarafından ispat edilmesi gerektiği; buna karşılık kurtuluş beyyinesi getirmenin ardiyeciye düştüğü kabul edilmektedir. Depolarda yaşanan yangın, hırsızlık veya ıslanma olaylarında, ardiyecinin alması gereken teknik önlemleri almış olup olmadığı, bilirkişi marifetiyle incelenir ve uygun güvenlik sisteminin bulunmaması, haber verme yükümlülüğünün ihlali veya bakım eksikliği hâllerinde sorumluluk doğar. Böylece madde, saklatanın mal üzerindeki ekonomik menfaatini koruyan kapsamlı bir güvence sistemi kurmaktadır.
