TBK ▸ Madde 570
Madde 569
MADDE 570

Mislî şeylerin saklanması

Madde Listesi
Madde 571

TBK 570. Madde

I. Saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o paranın yararı ve hasarı kendisine ait olur.

II. Paranın mühürsüz ve açık olarak bırakılmış olması, örtülü anlaşma sayılır.

III. Saklayan, saklatan tarafından kendisine açıkça yetki verilmedikçe, saklanan diğer mislî eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarrufta bulunamaz.

TBK 570. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 570 inci maddesinde, mislî şeylerin saklanması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 472 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Usulsüz tevdi” şeklindeki ibare, Tasarıda, “B. Mislî şeylerin saklanması” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 472 nci maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, bu maddenin ikinci fıkrası ayrı konulara ilişkin olması nedeniyle, Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 570. maddesi, uygulamada usulsüz tevdi adıyla bilinen ve para ile diğer misli şeylerin saklanmasında karşımıza çıkan özel saklama türünü düzenlemektedir. Hüküm, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 472. maddesinin karşılığı olup Usulsüz tevdi kenar başlığı Mislî şeylerin saklanması olarak değiştirilmiştir. Mülga kanunda iki fıkra hâlinde bulunan düzenleme, Yeni Borçlar Kanunu’nda içerik bakımından daha belirgin bir ayrıma tabi tutulmuş ve üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Bu ayrımla, para ile diğer misli şeyler arasındaki rejim farkı daha net biçimde ortaya konmuştur.

Maddenin birinci fıkrasına göre saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o paranın yararı ve hasarı kendisine ait olur. Bu düzenleme, olağan saklama ilişkisinden oldukça farklı bir hukuki sonuç doğurmaktadır. Olağan saklamada saklanan eşyanın mülkiyeti saklatanda kalırken, misli şeylerin usulsüz saklanmasında mülkiyet saklayana geçer; saklayan aldığı parayı kullanma yetkisine kavuşur, buna karşılık aynı cins, nitelik ve miktarda geri verme borcu altına girer. Bu yönüyle sözleşme, tüketim ödüncü (karz) ile büyük bir benzerlik gösterir; aralarındaki temel fark, akdin saklatan lehine kurulmuş olması ve saklayanın menfaatini değil saklatanın güvenliğini esas almasıdır. Bir başka farklılık, geri verme zamanının belirlenmesinde görülür; usulsüz tevdide saklatan parayı her zaman isteyebilirken, ödünçte ödünç alanın süreden önce iadeye zorlanması kural olarak mümkün değildir. Mülkiyet devredildiği için saklayan, paranın değer kaybı, hırsızlık, yangın veya beklenmedik hâlden doğan kayıp riskini bizzat taşır; aynı zamanda o paradan elde edeceği her türlü faydayı da kendisi için kullanır.

Maddenin ikinci fıkrası bir karine getirerek uygulamada ispat güçlüğünü aşmaya çalışmaktadır. Buna göre paranın mühürsüz ve açık olarak bırakılmış olması, örtülü anlaşma sayılır. Mühürlü veya kapalı kese ya da zarfla teslim edilen parada tarafların niyetinin paranın aynen muhafazası olduğu kabul edilirken; açık biçimde, yani saklayanın paraya erişebileceği hâlde teslim, kullanım yetkisinin örtülü olarak verildiğini gösterir. Bu karine, özellikle geleneksel bankacılık anlayışının temelini oluşturmaktadır; mevduat sözleşmeleri bu maddeye dayalı olarak saklama niteliğinde değerlendirilmektedir. Karine aksi ispat edilebilir nitelikte olduğundan, saklatan paranın aynen iadesinin amaçlandığını ispat edebilirse olağan saklama hükümleri uygulanır.

Maddenin üçüncü fıkrası, misli nitelik taşıyan diğer eşyalar ile kıymetli evrak bakımından birinci fıkradaki esnekliğin geçerli olmadığını vurgulamaktadır. Buna göre saklayan, saklatan tarafından kendisine açıkça yetki verilmedikçe, saklanan diğer misli eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarrufta bulunamaz. Dolayısıyla buğday, tahıl, akaryakıt, metal, şeker gibi misli eşyalar ile senet, bono, hisse gibi kıymetli evrak açısından paradan farklı olarak açık yetki aranmakta ve örtülü anlaşma yeterli sayılmamaktadır. Bu ayrım, paranın dolaşım özelliği ve ekonomik hayatta oynadığı özgün rol dikkate alınarak yapılmış isabetli bir tercihtir. Kıymetli evrak söz konusu olduğunda, hak ve senedin birliği ilkesi gereği yetkisiz tasarruf saklatanı ciddi zarara uğratabileceğinden, açık yetki şartı saklatanı korumaya yönelik bir emniyet vanası işlevi görür.

Uygulamada 570. madde, bankacılıkta mevduat ve cari hesap ilişkilerinin, silolarda buğday depolamasının, tank çiftliklerinde akaryakıt saklamasının ve aracı kurumlarda kıymetli evrak muhafazasının hukuki temelini oluşturmaktadır. Yargıtay, mevduat sözleşmelerinin usulsüz tevdi niteliğinde olduğunu, bu nedenle mevduatın çalınması veya bankanın iflası gibi hâllerde rizikonun bankada kaldığını benimsemektedir. Bu kabul, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile bankacılık düzenlemelerinin arka planını da oluşturur.

Madde 569
MADDE 570

Mislî şeylerin saklanması

Madde Listesi
Madde 571
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-570/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık