Hasta Hakları Yönetmeliği 6. Madde
Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de
içerir.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 6. maddesi, sağlık hizmetlerine erişim hakkını adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde tanımlayarak hasta haklarının pozitif boyutunu düzenler. Madde, iki cümleden oluşan kısa yapısına rağmen hem hastanın hizmetten faydalanma hakkını hem de karşı tarafın — kurum ve personelin — yükümlülüğünü birlikte ortaya koyar. Bu bakımdan “karşılıklı ilişki” tasarımı, yönetmeliğin sistematiği için belirleyici bir örnek oluşturur.
“Adalet ve hakkaniyet ilkeleri” ifadesi, tıbbi etik literatüründeki justice (adalet) prensibine karşılık gelmektedir. Beauchamp ve Childress’ın biyoetik ilkeler kataloğunda adalet, kaynakların makul, eşit ve objektif kıstaslara dayalı biçimde dağıtılmasını gerektirir. Yönetmelik bu ilkeyi Türk hukuk geleneğindeki “hakkaniyet” kavramıyla da birleştirerek, katı eşitlik yerine hastanın durumuna uygun adil muameleyi öngörür. Dolayısıyla aynı tıbbi durumdaki hastalar arasında ayrım yapılmaması, farklı durumdaki hastalara ise durumuna uygun farklı muamele yapılması gerekir.
Maddenin kapsamı geniş tutulmuştur: sağlıklı yaşamanın teşviki, koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi edici sağlık hizmetleri bir arada sayılmıştır. Bu yaklaşım, hasta haklarının yalnızca hastalık hâliyle sınırlı olmadığını; sağlığın korunması, hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşam biçiminin teşviki gibi proaktif alanları da kapsadığını gösterir. Dünya Sağlık Örgütü’nün Alma-Ata Bildirgesi ve Sağlıkta Sosyal Belirleyiciler yaklaşımıyla örtüşen bu anlayış, sağlık hakkının modern yorumunu yansıtır.
“İhtiyaçlarına uygun olarak faydalanma” ifadesi, önemli bir nüansı barındırır. Hasta, sağlık hizmetinden kendi ihtiyacına uygun olarak yararlanmalıdır; gereksiz müdahaleye maruz kalmamak da bu hakkın bir yüzüdür. Böylece madde, overtreatment olarak adlandırılan aşırı tedavi sorununa da bir cevap üretir. Aynı zamanda undertreatment yani yetersiz tedavi de hak ihlalidir; hastanın tıbben gerekli olan hizmetten yoksun bırakılması bu maddenin açık ihlalini oluşturur.
İkinci cümle, sağlık hizmeti verenlere aktif bir yükümlülük yükler. “Adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüğü” ifadesi, sağlık kurumlarının ve personelinin hastalar arasında keyfi tercih yapmamasını, gerektiğinde kaynakları objektif kriterlerle tahsis etmesini gerektirir. Sıraya koyma, randevu verme, yatak tahsisi gibi operasyonel kararların tümü bu yükümlülüğün kapsamındadır.
Uygulamada bu madde, Hasta Hakları Kurullarına yapılan şikayetlerde sıkça anılır. Özellikle bazı hastaların öncelik gözetilmesi, bazılarının ise geciktirilmesi iddialarında 6. madde çerçevesinde değerlendirme yapılır. Acil servislerde triaj süreçlerinin objektif tıbbi kriterlere dayanıp dayanmadığı, yoğun bakımda yatak tahsisinin şeffaf ve eşit biçimde yapılıp yapılmadığı bu madde bağlamında tartışılır. Avukatlar açısından 6. madde, bir hastanın sağlık hizmetine erişiminin haksız yere kısıtlandığını iddia ettiği tüm davalarda başvurulabilecek genel ilke hükmüdür. Bu maddeye dayanan şikayetlerde ispat yükü, kurumun eşit muameleyi somut kriterlerle gösterebilmesine geçer.
