TMK 298. Madde
(1) Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler.
(2) Dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
TMK 298. Madde Gerekçesi
1984 tarihli Öntasarının 298 inci maddesinin ilk iki fıkrasından alınmıştır. Yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddeleri, itiraz hakkınıanaya, çocuğa, çocuğun ölümühâ linde onun altsoyuna, Hazineye ve diğer ilgililere tanımaktadır. Maddede ise anaya, çocuğa ve çocuğun ölümühâ linde onun altsoyuna, Cumhuriyet savcısına, Hazineye ve diğer ilgililere tanımanın iptali davasıaçma hakkıtanınmıştır. Dava, ikinci fıkra gereğince, tanıyana ve ya tanıyan ölmüşse mirasçılarına yöneltilecektir.
Açıklama
TMK Madde 298, tanımanın iptali davasını açabilecek ilgilileri ve bu davanın kime karşı yöneltileceğini genel biçimde belirleyerek, tanıyanın iradesi dışındaki kişilerin de soybağına itiraz edebilmesini sağlar. Hüküm, tanıyanın kendi dava hakkını düzenleyen TMK m.297’den ayrı olarak üçüncü kişilerin ve kamusal makamların dava hakkını kurar; bu yönüyle ispat yükünü belirleyen TMK m.299 ve hak düşürücü süreleri saptayan TMK m.300 ile birlikte uygulanır. Maddenin gerekçesinde, hükmün 1984 tarihli Öntasarının 298. maddesinin ilk iki fıkrasından alındığı, yürürlükten kalkan eski Kanunun 293 ve 294. maddelerindeki itiraz hakkı sahiplerinin çevresini koruyarak Cumhuriyet savcısını da açıkça eklediği belirtilmiştir. Böylece tanımanın gerçeğe aykırılığı hâlinde geniş bir denetim olanağı yaratılmıştır.
Maddenin işleyişinde birinci fıkra, iptal davası açabilecekleri sayar: ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer. Diğer ilgililer ifadesi, tanımanın iptalinde hukuki menfaati bulunan kişileri, örneğin gerçek baba olduğunu iddia eden erkeği veya mirasçılık menfaati zedelenen kişileri kapsayacak biçimde geniş yorumlanır. Cumhuriyet savcısı ve Hazinenin dava hakkı, tanıma kurumunun kamu düzeniyle ve nüfus kayıtlarının doğruluğuyla ilgisinden kaynaklanır. İkinci fıkra ise davalı tarafı belirler: dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Bu davacılar, TMK m.299 uyarınca tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlü olup, davayı TMK m.300’deki bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler içinde açmak zorundadır; süreler resen denetlenir.
Tanımanın iptaline karar verilmesi, tanımayla kurulan soybağını geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır; çocuk tanıyanın nüfusundan düşülür, mirasçılık ve nafaka ilişkisi son bulur. Bu nedenle dava, çocuğun menfaatlerini doğrudan etkilediğinden mahkemeler titizlikle inceleme yapar ve günümüzde DNA raporunu esas alır. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi, dava hakkı sahiplerinin sıfatını ve hukuki menfaatini araştırmakta, diğer ilgililer sıfatıyla açılan davalarda davacının somut menfaatini ispatlamasını aramaktadır. Somut örnek olarak: bir erkek, evlilik dışı doğan çocuğu tanımış, ancak çocuğun gerçek babası olduğunu iddia eden başka bir erkek ortaya çıkmışsa, bu kişi diğer ilgili sıfatıyla tanıyana karşı tanımanın iptali davası açabilir; tanıyan dava sırasında ölürse dava onun mirasçılarına yöneltilir ve genetik inceleme sonucuna göre soybağı yeniden belirlenir.
