TMK 492. Madde
(1) Sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davası kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Tazmin ettirilemeyen zararlar için Devlete karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi, zararın vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından başlayarak bir yıldır.
(3) Vesayet dairelerinde görevli olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı genel hükümlere tâbidir.
(4) Devletin rücu davası, rücu hakkının doğumunun üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TMK 492. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 436 ncımaddesini karşılamakta olan madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte yeniden kaleme alınmıştır. Yeni düzenleme vesayet organlarının sorumluluğu eskisinden farklıesaslara bağlandığından sorumluluğa ilişkin zamanaşımının düzenlenmesinde de bu husus dikkate alınmıştır. Sorumlu vasi ve kayyıma karşıaçılacak tazminat davasıkesin hesabın tebliğedildiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımına tâbi olacaktır. Yasal danışmanlar için kesin hesap söz konusu olmayacağıcihetle bunlara karşıaçılacak davaların zamanaşımıgenel hükümlere tâbi olacaktır. Devlete karşıaçılacak tazminat davalarında, vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilmeyeceği anlaşılan zararlar açısından, bu durumun anlaşılmasından itibaren bir yıllık bir zamanaşımısöz konusu olacaktır. Buna karşılık, vesayet makamlarında görevli olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayıDevlete karşıaçılacak davaların zamanaşımıgenel hükümlere tâbi olacaktır.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 492. maddesi, sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davasının kesin hesabın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Bu özel bir yıllık zamanaşımı, vesayet ilişkisinin kapanmasından sonra hesap verebilirliğin ne kadar süreyle devam edeceğini belirler.
Sürenin başlangıcı kesin hesabın tebliğidir; onay kararı değil tebliğ tarihi esas alınır. Tebliğ yapılmamışsa zamanaşımı işlemez; vasi, hesabı vesayet makamına sunmuş olsa da ilgili kişiye tebligat yapılmadan süre başlamaz. Bir yıllık süre içinde açılmayan davalar usulden reddedilir; mahkeme zamanaşımını re’sen dikkate almaz, def’i olarak ileri sürülmesi gerekir.
Bir yıllık süre oldukça kısadır; bu nedenle TMK 493’teki olağanüstü zamanaşımı hükmü tamamlayıcı rol üstlenir. Hesap yanlışlığı veya sorumluluk sebebi öğrenilmeden önce bir yıllık süre geçmişse —örneğin hesapta gizlenen bir kalem sonradan ortaya çıkmışsa— TMK 493 uyarınca öğrenmeden itibaren ayrı bir bir yıllık süre başlar. Yargıtay, zamanaşımının başlangıcı için hem tebliğin gerçekleşmesi hem de alacaklının durumu öğrenebildiği an şartını birlikte değerlendirmekte; salt biçimsel tebliği yeterli bulmayan kararlar da vermektedir.
