TMK 650. Madde
(1) Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay oluştururlar.
(2) Anlaşma olmazsa, mirasçılardan her biri, payların oluşturulmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Payların oluşturulmasında hâkim, yerel âdetleri, mirasçıların kişisel durumlarını ve çoğunluğun arzusunu göz önünde bulundurur.
(3) Payların özgülenmesi mirasçıların anlaşması uyarınca yapılır. Buna olanak bulunmazsa kur’a çekilir.
TMK 650. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 590 ıncı maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 611 inci maddesindeki aslına uygun olarak üçfıkra hâ line getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasında yer alan “Hisseler mirasçılardan sağolanlar ile istihlâ f edilenlerin adedince teşkil olunur” ifadesi yerine “Mirasçılar, tereke mallarından mirasçıve ya ortak kök sayısınca pay oluştururlar” ifadesine yer verilerek, hüküm açıkça anlaşılır hâ le getirilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 650, miras paylaşımının teknik omurgasını oluşturan pay oluşturma aşamasını düzenler ve paylaşmayı isteme hakkını tanıyan TMK m.642 ile mirasçıların eşitliğini güvenceye alan TMK m.649’un somut hayata geçirilmesini sağlar. Hükmün ilk fıkrasına göre mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay oluştururlar. Buradaki kök esası, halefiyet yoluyla mirasçı olanların durumunu dikkate alır; örneğin önce ölen bir çocuğun yerine geçen torunlar, ana babalarının kökünü temsil ettiklerinden tek bir pay üzerinden hesaba katılırlar. Hüküm İsviçre Medeni Kanunu m.611’den alınmış olup üç fıkraya kavuşturularak yeniden kaleme alınmış, ancak esasa ilişkin bir değişiklik getirilmemiştir.
Pay oluşturmanın işleyişi öncelikle mirasçıların kendi aralarındaki anlaşmaya dayanır; serbest iradeyle paylar belirlenebildiği sürece hâkimin müdahalesine gerek yoktur. Anlaşma sağlanamadığında ikinci fıkra devreye girer ve mirasçılardan her biri payların oluşturulmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Hâkim payları oluştururken üç ölçütü gözetmekle yükümlüdür: yerel âdetler, mirasçıların kişisel durumları ve çoğunluğun arzusu. Bu ölçütler, örneğin bir mirasçının zaten oturduğu taşınmazın ona düşmesi gibi hakkaniyete uygun çözümleri mümkün kılar. Payların oluşturulması ile özgülenmesi birbirinden ayrı aşamalardır; üçüncü fıkra gereği oluşturulan payların hangi mirasçıya ait olacağı yine öncelikle anlaşmayla belirlenir, buna olanak bulunmazsa kur’a çekilir.
Hükmün sonuçsal boyutu, paylaşma davasında tıkanmayı önleyen bir mekanizma sunmasıdır; mirasçılar uzlaşamasa bile sistem hâkim eliyle ve nihayetinde kur’a yoluyla işlemeye devam eder. Yargıtay içtihadı, hâkimin pay oluştururken keyfî davranamayacağını, bilirkişi raporlarıyla taşınmazların aynen bölünebilirliğini araştırmasını ve yerel âdetler ile mirasçıların kişisel durumlarını somut gerekçeyle değerlendirmesini aramaktadır. Somut bir örnek: ana babadan kalan iki tarla ve bir ev olan terekede üç kardeş anlaşamazsa, sulh hâkimi mirasçı sayısınca üç pay oluşturur; payların kime düşeceğinde de uzlaşma çıkmazsa kur’a çekilir ve böylece köyde uzun yıllar oturan kardeşin eve, tarımla uğraşanların tarlalara isabet etmesi ihtimali çoğunluğun arzusuyla dengelenir. Bu yapı, paylaşımı hem nesnel hem de uygulanabilir kılar.
