İkinci El Eşya İade: Bireysel Satıcıdan Alınan Ürün Bozuk Çıkarsa

İlan yoluyla ya da tanıdık bir kişiden alınan kullanılmış bir telefon, bisiklet veya çamaşır makinesi birkaç gün sonra arıza verebilir. Alıcı bu durumda çoğu zaman “aldığım ürün bozuk çıktı, paramı geri alabilir miyim?” sorusunu sorar. Satıcı tarafında ise başka bir soru doğar: alıcı iade istiyor, satıcı buna uymak zorunda mı? Böyle bir ikinci el eşya iade talebinin cevabı, satıcının kim olduğuna ve ürünün ayıplı olup olmadığına bağlıdır. Bu yazı, bireyler arasındaki satışta satıcının ayıptan sorumluluğu konusunu Türk Borçlar Kanunu üzerinden anlatıyor. Gözden geçirme ve bildirim külfeti, seçimlik haklar, zamanaşımı, görevli mahkeme ve deliller sırasıyla ele alınıyor.

Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TBK, TKHK, TTK, HMK, TMK, TCK, İİK, Harçlar Kanunu ve 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu metinlerini kapsar.

İkinci El Eşya İade Talebinde İlk Soru: Satıcı Kim?

Satışın hangi kanuna tabi olacağını önce satıcının sıfatı, ardından alıcının amacı belirler. TKHK m. 3’e göre tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Aynı maddeye göre satıcı ise ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan kişidir. Kendi kullandığı eşyayı satan bir birey bu tanıma girmez. Bu nedenle iki birey arasındaki satışta TKHK değil, Türk Borçlar Kanununun satış hükümleri uygulanır (TBK m. 207 vd.).

Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını, b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, c) Genel Müdür: Tüketicinin Korunması ve…

TKHK m. 3 güncel kanun metni →

Satıcı eşya alıp satmayı bir gelir faaliyetine dönüştürmüşse sonuç değişebilir. Böyle bir kişi ticari veya mesleki amaçla hareket ediyor sayılabilir. Alıcı da ürünü ticari veya mesleki olmayan bir amaçla alıyorsa işlem tüketici işlemi niteliği kazanır. Bu durumda ikinci el eşya iade talebi TKHK’ya göre değerlendirilir. Kanun, satış sıklığı veya hacmi bakımından ayrı bir ölçüt koymaz; bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Alıcı da satıcı da tacirse, tacirler arasındaki satışta TTK m. 23/1-c’deki iki ve sekiz günlük ihbar süreleri gündeme gelir. TKHK uygulanırsa, m. 10/3 saklı kalmak üzere, ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan az olamaz (m. 12/2).

İkinci El Eşya İade Hakkı ve Cayma: Bireyler Arasında Durum

İnternet alışverişinde bilinen on dört günlük cayma hakkı TKHK m. 48/4’te düzenlenir. Ancak m. 48/1, mesafeli sözleşmeyi satıcı veya sağlayıcı ile tüketici arasında kurulan sözleşme olarak tanımlar. Satıcı tanımına girmeyen bir bireyle ilan üzerinden anlaşılmışsa bu hüküm uygulanmaz. Bu nedenle ayıpsız ürünü beğenmeyen alıcının ikinci el eşya iade talebi, taraflar iade imkânını ayrıca kararlaştırmışsa sonuç doğurur. Böyle bir anlaşma yoksa fikir değiştirmek, kanundan doğan bir geri verme hakkı sağlamaz. İlan platformlarının kendi iade düzenlemeleri bu yazının konusu değildir ve kanun hükmünün yerine geçmez.

Ürün Ne Zaman Ayıplı Sayılır?

TBK m. 219’a göre satıcı iki tür eksiklikten sorumludur. Birincisi, alıcıya herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasıdır. İkincisi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ayıplardır. Bu ayıplar, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardır. Madde, satıcının bu ayıpları bilmese bile sorumlu olduğunu açıkça belirtir. Arızadan habersiz olduğunu söyleyen bireysel satıcı, bu savunmayla satıcının ayıptan sorumluluğu kapsamından çıkamaz.

Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği…

TBK m. 219 güncel kanun metni →

Bir ikinci el eşya iade uyuşmazlığında ölçüt, yeni bir ürünün nitelikleri değildir. Kullanılmış bir eşyada yaşına ve kullanımına uygun yıpranma, alıcının makul olarak beklediği bir durumdur ve ayıp sayılmayabilir. Buna karşılık ilanda “sorunsuz çalışıyor” diye tanıtılan bir telefonun ekranı birkaç gün içinde kararıyorsa bildirilen nitelik eksik olabilir. Madde “herhangi bir surette” ifadesini kullandığı için bu beyan ilan metninde, mesajlaşmada ya da sözlü olarak yapılabilir. Örneğin satıcı yazışmada “pil yeni değişti” demişse bu beyan, satılanın taşıması gereken bir nitelik hâline gelir.

Alıcının Bildiği ve Görebileceği Ayıplar

TBK m. 222’ye göre satıcı, sözleşme kurulurken alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da kural olarak sorumlu olmaz. Ancak satıcı böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse bu ayıptan da sorumlu tutulur. Görünür bir çizik ya da kırık bir parça bu nedenle çoğu zaman sözleşmeden dönme sebebi olmaz. Kullanım sırasında anlaşılan gizli bir arıza ise bu kapsama girmez.

Olduğu Gibi Satış Kaydı ve Sorumsuzluk Anlaşması

Satıcı ilanda ya da yazışmada “olduğu gibi satılmıştır” veya “iade yoktur” gibi bir kayıt kullanabilir. Bu tür kayıtlar sorumsuzluk anlaşması niteliği taşıyabilir. TBK m. 221’e göre satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa, sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Bildiği bir arızayı gizleyen satıcı, bu nedenle böyle bir kayda dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. Satıcının ağır kusuru yoksa kaydın gizli ayıpları da kapsayıp kapsamadığı somut olaya göre değerlendirilir. Kanun bu konuda ayrı bir hüküm içermez; bu nedenle kayıt bulunsa da ayıbın süresinde bildirilmesi güvenli olur. Araç satışlarında sık görülen benzer kayıtlar ayrı bir yazıda ele alındı. Bu konuda ikinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu yazısı ayrıntılı bilgi vermektedir.

Aldığım Ürün Bozuk Çıktı: Gözden Geçirme ve Bildirim Süresi

Alıcının en önemli külfeti TBK m. 223’te yer alır. Alıcı, devraldığı ürünü işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmelidir. Satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmelidir. Gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal eden alıcı, satılanı kabul etmiş sayılır. Satıcının ağır kusurlu olduğu hâllerde TBK m. 225’teki istisna saklıdır. Bildirim yapılmadan açılan bir ikinci el eşya iade davası bu nedenle reddedilebilir.

Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu…

TBK m. 223 güncel kanun metni →

Kanun “uygun süre” için gün sayısı vermez. Sürenin uygunluğu ürünün niteliğine ve ayıbın ortaya çıkış biçimine göre somut olayda değerlendirilir. Hak kaybı yaşanmaması için bildirimin ayıp fark edilir edilmez yapılması güvenli olur. Olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılamayan gizli ayıplarda kural farklıdır. Böyle bir ayıp sonradan anlaşılırsa alıcı onu hemen satıcıya bildirmelidir; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Dolayısıyla “aldığım ürün bozuk çıktı” diyen alıcı için arızayı öğrendiği an, bildirim bakımından belirleyici andır. Maddenin tam metni TBK m. 223 gözden geçirme ve satıcıya bildirme sayfasında yer almaktadır.

Geç Bildirimde Satıcının Ağır Kusuru

TBK m. 225, alıcıyı koruyan bir istisna içerir. Ağır kusurlu satıcı, ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. Örneğin arızayı bildiği hâlde gizleyen bireysel satıcı, alıcının bildirimi geciktirdiğini savunamaz. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ağır kusuru ispat yükü, buna dayanan alıcıya düşer (TMK m. 6).

Kargoyla Gelen Üründe İkinci El Eşya İade Süreci

Ürün başka bir yerden gönderilmişse TBK m. 226 ek yükümlülükler getirir. Alıcının bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa alıcı, satılanın korunması için gerekli önlemleri geçici olarak almakla yükümlüdür. Alıcı bu önlemleri almadan ürünü satıcıya geri gönderemez. Ayrıca alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmelidir. Tespit yaptırmazsa ileri sürdüğü ayıbın ürün kendisine ulaştığında var olduğunu ispat yükü ona düşer. Hasar taşıma sırasında doğmuşsa taşıyıcının sorumluluğu ayrıca gündeme gelir. Bu ihtimal için kayıp ve hasarlı kargoda taşıyıcının sorumluluğu yazısı incelenebilir.

Bildirimin Biçimi ve İçeriği

TBK m. 223, bildirim için belirli bir şekil öngörmez. Bununla birlikte bildirimin yapıldığını ve tarihini ispat yükü alıcının üzerinde kalabilir. Bu nedenle yazılı mesaj, e-posta veya noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ispat bakımından daha elverişlidir. Yalnız “aldığım ürün bozuk çıktı” demek yerine bildirimde ayıbın ne olduğu ve ne zaman fark edildiği yer almalıdır. Seçimlik hak aynı yazıyla kullanılabilir ya da ayrıca bildirilebilir. Örneğin “ürünü geri vermeye hazırım, bedelin geri ödenmesini istiyorum” ifadesi, sözleşmeden dönme iradesini açıkça ortaya koyar.

Alıcının Seçimlik Hakları: Dönme, İndirim, Onarım ve Değişim

Satıcının ayıptan sorumlu olduğu hâllerde alıcı, TBK m. 227’deki dört seçimlik haktan birini kullanabilir. İlki, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmektir. İkincisi, ürünü alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim istemektir. Üçüncüsü, aşırı masraf gerektirmiyorsa bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım istemektir. Dördüncüsü, imkân varsa ayıpsız bir benzeriyle değiştirmeyi istemektir. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır…

TBK m. 227 güncel kanun metni →

Halk arasında ikinci el eşya iade talebi denilen şey, hukuken çoğu zaman sözleşmeden dönmedir. Bu hakkın da sınırları vardır. Durum dönmeyi haklı göstermiyorsa hâkim, onarıma veya bedel indirimine karar verebilir. Değerdeki eksiklik satış bedeline çok yakınsa alıcı, indirim veya onarım yerine dönme ya da değiştirme haklarından birini kullanabilir. Satıcı da aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve zararın tamamını gidererek seçimlik hakların kullanılmasını önleyebilir. Tek olan kullanılmış bir eşyada ayıpsız benzer bulmak ise çoğu zaman mümkün olmaz.

Dönmede İkinci El Eşya İade Borcu: Taraflar Neyi Geri Verir?

Dönme gerçekleşince ikinci el eşya iade süreci karşılıklı geri verme biçiminde yürür. TBK m. 229’a göre sözleşmeden dönen alıcı, satılanı ondan elde ettiği yararlarla birlikte satıcıya geri verir. Buna karşılık alıcı, ödediği satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesini isteyebilir. Yargılama giderleri ile satılan için yaptığı giderlerin ödenmesini ve ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini de isteyebilir. Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.

Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür…

TBK m. 229 güncel kanun metni →

Ürün ayıp, beklenmedik hâl veya mücbir sebep yüzünden yok olmuşsa alıcı yine dönme hakkını kullanabilir (m. 228). Bu durumda elinde ne kaldıysa onu geri verir. Ürün alıcıya yüklenebilen bir sebeple yok olmuşsa, alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse sonuç farklıdır. Bu hâllerde alıcı, değerdeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir. Birlikte satılan birden çok eşyadan bazıları ayıplı çıkarsa dönme hakkı kural olarak ayıplı olanlar için kullanılır (m. 230).

Satıcı Arızayı Bilerek Gizlediyse

Satıcı ürünün arızalı olduğunu bildiği hâlde aksini söylemişse ayıp hükümlerinin yanında aldatma hükümleri de gündeme gelir. TBK m. 36’ya göre diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Aldatılan taraf, aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeli ya da verdiğini geri istemelidir (TBK m. 39). Bu süre geçerse sözleşme onanmış sayılır; ancak onama tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Ödenen bedelin geri istenmesi sebepsiz zenginleşmeye dayanırsa TBK m. 82’deki zamanaşımı da gündeme gelebilir. Bu süre, geri isteme hakkının öğrenilmesinden başlayarak iki yıldır ve zenginleşmeden başlayarak on yılı geçemez. Hükmün güncel metni için TBK m. 36 aldatma sayfasına bakılabilir.

Ağır kusurun ayıp hükümleri bakımından da önemli sonuçları vardır. Ağır kusurlu satıcı, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz (m. 231). Sorumsuzluk kaydına da dayanamaz (m. 221). Kanun, ayıp hükümleri ile aldatma hükümleri arasındaki ilişki için ayrı bir hüküm içermez. Bu nedenle iki yolun sürelerinin de kaçırılmaması güvenli olur. Satıcının alıcının zor durumundan yararlandığı satışlarda ise aşırı yararlanma ayrıca değerlendirilebilir. Bu kurum için zor durumdayken imzalatılan sözleşmede aşırı yararlanma yazısı ayrıntılı bilgi verir.

Ceza Hukuku Boyutu

Ayıplı çıkan her satış suç oluşturmaz; bu uyuşmazlıkların çoğu hukuki niteliktedir. TCK m. 157’ye göre dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun zararına kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Satıcının satıştan önce hileli davranışlarla alıcıyı aldattığı ortaya konursa bu suç gündeme gelebilir. Bu ihtimalde alıcı Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir. Ceza soruşturması ile bedelin geri istenmesi ayrı yollardır; bedel için hukuk mahkemesinde dava açılması gerekebilir.

Alıcı İade İstiyor: Bireysel Satıcının Durumu

Uyuşmazlığın öbür yüzünde satıcı vardır. Satıcıya ulaşan tipik mesaj şudur: alıcı iade istiyor ve ürünün bozuk olduğunu söylüyor. Her ikinci el eşya iade talebi satıcı için hukuki bir borç doğurmaz. Satıcının ilk bakacağı nokta, talebin bir ayıba mı yoksa fikir değiştirmeye mi dayandığıdır. Ayıp yoksa ve iade ayrıca kararlaştırılmamışsa satıcının kanundan doğan bir geri alma borcu bulunmaz. Ayıp iddiası varsa satıcının ayıptan sorumluluğu TBK m. 219 ile 231 arasındaki şartlara göre incelenir.

Satıcının ileri sürebileceği başlıca savunmalar kanunda yer alır. Alıcı ayıbı sözleşme kurulurken biliyorsa satıcı sorumlu değildir; görülebilir ayıpta da satıcı, ayıbın yokluğunu üstlenmemişse sorumlu olmaz (m. 222). Alıcı süresinde bildirimde bulunmamışsa satılanı kabul etmiş sayılır (m. 223). Arıza teslimden sonra alıcının kullanımından doğmuşsa satıcının ayıptan sorumluluğu gündeme gelmez. TKHK m. 10’daki altı aylık ispat karinesi bireyler arası satışta uygulanmaz. Bu yüzden ayıbın teslim anında var olduğunu kural olarak alıcı ispat eder (TMK m. 6).

Alıcı iade istiyor ve talep yerindeyse satıcı uyuşmazlığı büyütmeden çözebilir. Aynı malın ayıpsız benzerini hemen verip zararın tamamını gidererek alıcının seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir (m. 227). Taraflar ürünün geri alınması ve bedelin ödenmesi konusunda anlaşırsa bu uzlaşmayı yazılı hâle getirmeleri ispat bakımından yararlıdır. Satıcı ayrıca zamanaşımı süresini izlemelidir. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161).

İkinci El Eşya İade Davasında Zamanaşımı ve Süreler

TBK m. 231’e göre satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça ayıptan doğan her türlü dava, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Süre, ayıp daha sonra ortaya çıksa bile devirden başlar. Alıcının iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı ise bu sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa iki yıllık süreden yararlanamaz.

Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya…

TBK m. 231 güncel kanun metni →

Bu süreler birbirinden farklı işler ve tek hesapta birleştirilmemelidir. Gözden geçirme ve bildirim külfeti, iki yıllık zamanaşımından bağımsızdır. Alıcı iki yıl dolmadan dava açsa bile ayıbı uygun sürede bildirmemişse satılanı kabul etmiş sayılabilir. Aldatmaya dayanan bir yıllık süre ise aldatmanın öğrenildiği andan başlar (m. 39). Satış tüketici işlemi niteliğindeyse TKHK m. 12’deki zamanaşımı kuralları uygulanır. Satıcıya yapılan bildirim ya da gönderilen ihtarname zamanaşımını kesmez. Zamanaşımını kesen hâller arasında borçlunun ikrarı, dava açılması ve icra takibi yer alır (TBK m. 154). Bu nedenle dava ya da icra takibinin zamanaşımı dolmadan başlatılması gerekir. Maddenin güncel metni TBK m. 231 ayıptan doğan davalarda zamanaşımı sayfasındadır.

İkinci El Eşya İade Taleplerinde Üç Hukuki Yol

Aşağıdaki tablo, satıcının sıfatına ve ayıbın gizlenme biçimine göre başvurulabilecek üç yolu karşılaştırır. Tablodaki süreler birbirinin yerine geçmez; her biri kendi şartlarıyla işler.

Durum Dayanak Sebep Kim açabilir Süre Sonuç
Bireyden ayıplı ürün alımı TBK m. 219-231 Bildirilen niteliğin bulunmaması veya kullanım amacı bakımından değerini ve beklenen faydaları ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan ayıp; alıcının bildiği ve görülebilir ayıplar hariç (m. 222) Alıcı, satıcıya karşı Uygun sürede bildirim, gizli ayıpta hemen bildirim (m. 223); devirden itibaren 2 yıl zamanaşımı; satıcı daha uzun süre üstlenmişse o süre; ağır kusurlu satıcı 2 yıllık süreden yararlanamaz (m. 231) Dönme, indirim, onarım veya değişim; tazminat saklı; hâkim dönme yerine onarım veya indirime karar verebilir (m. 227)
Ticari veya mesleki amaçla satan kişiden tüketicinin alımı TKHK m. 8-12 Ayıplı mal; tüketicinin sözleşme sırasında bildiği veya bilmesi beklenen ayıplar hariç (m. 10/2) Tüketici Teslimden itibaren 2 yıl; ikinci el satışta satıcının sorumluluğu 1 yıldan az olamaz (m. 12/2, m. 10/3 saklı); ağır kusur veya hile ile gizlenen ayıpta zamanaşımı hükümleri uygulanmaz (m. 12/3) Seçimlik haklar (m. 11); TBK’ya göre tazminat da istenebilir
Satıcının aldatması TBK m. 36, 39 Alıcının, satıcının aldatması sonucu sözleşme yapması Aldatılan alıcı Aldatmanın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde bağlı olmadığını bildirme veya verdiğini geri isteme; bedelin iadesi sebepsiz zenginleşmeye dayanırsa öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl zamanaşımı (m. 82) Sözleşmeyle bağlı olmama; süre geçerse sözleşme onanmış sayılır, tazminat hakkı saklı kalır

İkinci El Eşya İade Davası Kime Karşı Açılır?

İki birey arasındaki satışta davalı, ürünü satan ve bedeli alan kişidir. Satıcının ayıptan sorumluluğu satış sözleşmesinden doğduğu için davalı sıfatı da sözleşmenin tarafına bağlıdır. Ürünü başkası adına satan biri varsa sözleşmenin tarafının kim olduğu önce belirlenmelidir. İlan sitesinin işletmecisi satış sözleşmesinin tarafı değilse ayıp hükümlerine dayanan talep ona yöneltilemez. TKHK m. 11/2’deki üretici ve ithalatçı sorumluluğu ise tüketici işlemine özgüdür.

Ürün hâlâ üreticinin garanti süresi içindeyse garanti belgesinden doğan haklar ayrıca incelenebilir. TKHK m. 56, garanti belgesini tüketiciye yönelik mallar için düzenler. Bu hakların ikinci el devirde yeni malike geçip geçmediğine ilişkin ayrı bir hüküm Kanunda yer almaz; bu durum somut olaya göre değerlendirilir. Hakkın varlığı ile talebin kime yöneltileceği ayrı meselelerdir. İkisi de dava açılmadan önce ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mahkemeyi uyuşmazlığın hukuki niteliği belirler. Satıcı bireyse ve işlem tüketici işlemi değilse ikinci el eşya iade davasına asliye hukuk mahkemesi bakar. HMK m. 2, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda değer ve miktara bakılmaksızın, aksine düzenleme yoksa bu mahkemeyi görevli kılar. Satıcı ticari veya mesleki amaçla hareket etmiş ve alıcı tüketici sıfatı taşıyorsa tüketici mahkemesi görevlidir (TKHK m. 3, 73/1). Bu durumda TKHK m. 68’deki parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Sınır her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır ve her yıl ilan edilir. Güncel sınır ve başvuru usulü için tüketici hakem heyeti başvurusu ve itiraz süresi yazısına bakılabilir.

Yetki bakımından genel kural, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). İfa yeri, aksine anlaşma yoksa TBK m. 89’a göre belirlenir. Bu maddeye göre para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Parça borçları ise sözleşme kurulurken eşyanın bulunduğu yerde ifa edilir. Tüketici davası ise tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (TKHK m. 73/5).

Bireyler Arası Satışta Arabuluculuk Zorunlu mu?

6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi, bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Bu liste kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarından oluşur. Bireyler arasındaki taşınır satışından doğan ayıp uyuşmazlığı bu listede yer almaz. Bu nedenle böyle bir davada arabuluculuk, 18/B kapsamında dava şartı değildir. Taraflar yine de serbestçe tasarruf edebilecekleri bu uyuşmazlık için ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir (6325 m. 1/2).

Tüketici işleminde durum farklıdır. TKHK m. 73/A’ya göre tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve heyet kararlarına itirazlar ise bu kuralın dışındadır. Maddedeki diğer istisnalar da somut uyuşmazlık bakımından ayrıca incelenmelidir.

Deliller: Hangi Kayıtlar Saklanmalı?

Bir ikinci el eşya iade davasında alıcı, satışın yapıldığını, ürünün ayıplı olduğunu ve süresinde bildirim yaptığını ispat etmek durumundadır. HMK m. 199; yazılı metinleri, fotoğrafları, görüntü ve ses kayıtlarını ve elektronik ortamdaki verileri belge sayar. İlan metninin ve fotoğraflarının ekran görüntüsü, satıcıyla yapılan yazışmalar ve banka dekontu bu yüzden temel delillerdir. Kargo gönderisinde gönderi kaydı ve teslim tutanağı da önem taşır. Arızayı tespit eden servisin veya ustanın yazılı raporu, ayıbın niteliğini ve ortaya çıktığı tarihi gösterebilir.

Delilin hukuki niteliği ile ispat gücü ayrı meselelerdir. “Aldığım ürün bozuk çıktı” iddiası, ancak bu tür kayıtlarla desteklendiğinde mahkeme önünde ağırlık kazanır. Bilirkişi ürünün teknik durumu hakkında görüş verir; ayıbın hukuki nitelendirmesi mahkemeye aittir. HMK m. 200, belirli bir değeri aşan hukuki işlemlerin senetle ispatını arar. Bu parasal sınır, HMK Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde, karşı tarafın gönderdiği ve işlemi muhtemel gösteren bir yazışma delil başlangıcı sayılabilir (HMK m. 202). İrade bozukluğu iddialarında ise tanık dinlenebilir (HMK m. 203/1-ç).

Geçici Koruma: Delil Tespiti, İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz

Ürünün durumu zamanla değişebilir; arıza onarılabilir ya da ürün kullanılmaya devam edebilir. Bu nedenle dava açmadan önce delil tespiti istenebilir. HMK m. 400’e göre taraflar, ileride açacakları davada ileri sürecekleri bir vakıanın tespiti için keşif veya bilirkişi incelemesi isteyebilir. Dava açılmamışsa talep, esas davaya bakacak mahkemeden ya da tespit edilecek şeyin bulunduğu yer sulh mahkemesinden istenir (HMK m. 401). TBK m. 226’daki tespit külfeti, başka yerden gönderilen ürünlerde bu yolu ayrıca önemli kılar.

Uyuşmazlık ürünün kendisine ilişkinse ihtiyati tedbir gündeme gelebilir; örneğin çekişmeli ürünün elden çıkarılması tehlikesi bulunabilir. HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa ya da imkânsızlaştıracaksa uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Bedelin geri ödenmesi ise bir para alacağıdır ve güvencesi için öngörülen yol ihtiyati hacizdir. Vadesi gelmiş ve rehinle güvence altına alınmamış böyle bir alacak için ihtiyati haciz istenebilir (İİK m. 257). Talep anında haksız olduğu anlaşılan ihtiyati tedbir, talep edeni tazminat sorumluluğu altına sokabilir (HMK m. 399).

İkinci El Eşya İade Davasında Harç ve Dava Değeri

Bedelin geri ödenmesi istenen dava, değeri belli bir davadır. Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden alınır. Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (Harçlar Kanunu m. 28/1-a). Dava değeri, talep edilen bedel ve tazminat kalemlerine göre belirlenir. Maktu harçlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır (Harçlar Kanunu mükerrer m. 138). Bu nedenle burada harç oranı ve tutarı verilmemiştir. Satış tüketici işlemi niteliğindeyse tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı dava harçtan muaftır (TKHK m. 73/2). Kanunun tam metni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni sayfasında yer alır.

Sonuç

Satıcının sıfatı, ikinci el eşya iade talebinde ilk ölçüttür. Kendi eşyasını satan bireyle yapılan satışa TBK uygulanır; ticari veya mesleki amaçla satan kişiden tüketicinin alımında TKHK devreye girer. Bireyler arası satışta on dört günlük cayma hakkı bulunmaz. Bu nedenle iade ayrıca kararlaştırılmamışsa satıcı ayıpsız ürünü geri almakla yükümlü değildir. Satıcı ayıbı bilmese bile sorumludur; ancak alıcının bildiği ve olağan incelemeyle görebileceği ayıplar kural olarak kapsam dışındadır.

Alıcının en önemli külfeti, ürünü gözden geçirmek ve ayıbı uygun sürede, gizli ayıpta ise hemen bildirmektir. Bu külfete uyulmuş ve ayıp ispatlanmışsa alıcı dönme, indirim, onarım veya değişim haklarından birini seçer; tazminat hakkı saklı kalır. Satıcı daha uzun süre üstlenmemişse dava, devirden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; ağır kusurlu satıcı bu süreden ve sorumsuzluk kaydından yararlanamaz. Alıcı iade istiyor ama ürün ayıpsızsa ya da ayıp alıcının kullanımından doğmuşsa satıcının ayıptan sorumluluğu gündeme gelmez. Bireyler arası uyuşmazlığa asliye hukuk mahkemesi bakar ve arabuluculuk dava şartı değildir. Deliller ve gerektiğinde delil tespiti, sonucu belirleyen başlıca etkendir.

Sık Sorulan Sorular

İkinci el eşya iade hakkı her alıcıya tanınır mı?

Tanınmaz. Bireyler arası satışta TKHK m. 48’deki on dört günlük cayma hakkı uygulanmaz ve kanundan doğan genel bir ikinci el eşya iade hakkı bulunmaz. Alıcı, ürün ayıplıysa TBK m. 227’deki seçimlik haklardan birini kullanarak sözleşmeden dönebilir. Taraflar iade imkânını ayrıca kararlaştırmışsa bu anlaşma da bağlayıcıdır.

Aldığım ürün bozuk çıktı, satıcıya ne zaman haber vermek gerekir?

TBK m. 223’e göre alıcı ürünü imkân bulur bulmaz gözden geçirmeli ve gördüğü ayıbı uygun sürede satıcıya bildirmelidir. Olağan incelemeyle anlaşılamayan bir ayıp sonradan ortaya çıkarsa hemen bildirilmelidir. Bildirim yapılmazsa ürün kabul edilmiş sayılabilir; ancak ağır kusurlu satıcı geç bildirimi ileri süremez (m. 225).

Satıcı ayıbı bilmiyorsa yine sorumlu olur mu?

Olur. TBK m. 219’a göre satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Ancak alıcının sözleşme kurulurken bildiği ayıplardan ve olağan gözden geçirmeyle görebileceği ayıplardan, bunların yokluğunu ayrıca üstlenmemişse sorumlu olmaz (m. 222).

Olduğu gibi satılmıştır yazan ilanda iade istenebilir mi?

Bu kayıt sorumsuzluk anlaşması niteliği taşıyabilir. Satıcı ürünü ayıplı olarak devretmekte ağır kusurluysa böyle bir kayıt TBK m. 221’e göre kesin olarak hükümsüzdür. Ağır kusur yoksa kaydın kapsamı somut olayın koşullarına göre yorumlanır.

Alıcı iade istiyor, bireysel satıcı kabul etmek zorunda mı?

Ürün ayıpsızsa ve iade ayrıca kararlaştırılmamışsa satıcının kanundan doğan bir geri alma borcu yoktur. Ürün ayıplıysa alıcı seçimlik haklarını kullanabilir; satıcı ise alıcının bildiği ayıp, geç bildirim ve zamanaşımı gibi savunmaları ileri sürebilir. Satıcı, ayıpsız benzeri hemen verip zararı gidererek seçimlik hakların kullanılmasını da önleyebilir.

Ayıplı ikinci el ürün için dava açma süresi ne kadardır?

TBK m. 231’e göre satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça süre, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıldır. Ayıp sonradan ortaya çıksa bile süre devirden işler; ağır kusurlu satıcı iki yıllık süreden yararlanamaz. Aldatmaya dayanan talepte ayrıca aldatmanın öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süre işler (TBK m. 39).

Bireyler arası satışta hangi mahkemeye başvurulur?

Satıcı ticari veya mesleki amaçla hareket etmiyorsa dava asliye hukuk mahkemesinde açılır (HMK m. 2). Davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkemedir; sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 6, 10). Arabuluculuk bu uyuşmazlıkta dava şartı değildir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık