Parasını ödeyip teslim aldığı aracı ya da telefonu kolluğa kaptıran kişi, ilk anda kime başvuracağını bilemez. Bu yazı, aldığım araba çalıntı çıktı diyen alıcının malikle, satıcıyla ve noterle ilişkisini ayrı ayrı inceliyor. Yazı, aldığım telefon çalıntı çıktı ya da çalıntı telefon aldım diye düşünen kişinin durumunu da aynı kurallar içinde ele alıyor. Son bölümlerde çalıntı araç noterin sorumluluğu sorusu, Noterlik Kanunu metni üzerinden cevaplanıyor. Burada anlatılan kurallar genel çerçeveyi gösterir; somut olayın özellikleri sonucu değiştirebilir.
Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol kapsamında TMK, TBK, TCK, CMK, HMK, TKHK, TTK, İİK, 492 ve 6325 sayılı Kanunlar ile Noterlik Kanunu yer aldı.
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı: Önce Hangi Sorular Cevaplanmalı?
Aynı olay, üç ayrı hukuki ilişkiyi birlikte harekete geçirir. Birincisi, malın asıl sahibi ile malı elinde bulunduran alıcı arasındaki ilişkidir; bu ilişkiyi Türk Medeni Kanununun zilyetlik hükümleri düzenler. İkincisi, alıcı ile satıcı arasındaki satış sözleşmesidir; burada Türk Borçlar Kanununun zapttan sorumluluk hükümleri devreye girer. Üçüncüsü, satış noterde yapıldıysa noterin işleminden doğabilecek sorumluluktur. Bunlara ek olarak olayın bir de ceza soruşturması boyutu bulunur.
Sonucu değiştiren ilk ölçüt, malın asıl sahibinin elinden nasıl çıktığıdır. Mal çalınmış veya kaybolmuşsa bir rejim, sahibi malı kendi isteğiyle başkasına bırakmışsa başka bir rejim uygulanır. İkinci ölçüt alıcının iyiniyetidir. Üçüncü ölçüt ise satıcının kim olduğudur: bireysel bir kişi mi, ticari veya mesleki amaçla satış yapan bir işletme mi? Kısacası aldığım araba çalıntı çıktı diye başvuran kişinin hakları bu üç sorunun cevabına göre değişir.
Çalınan Mal ile Emanet Edilen Mal Arasındaki Fark
TMK m. 988’e göre bir taşınırı emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle edinen kişinin edinimi korunur. Bu koruma, zilyedin malı devretme yetkisi olmasa bile geçerlidir. Emin sıfatıyla zilyet, malı sahibinin isteğiyle elinde bulunduran kişidir; ödünç alan, kiracı veya onarım için malı teslim alan kişi buna örnektir. Örneğin malik aracını bir tanıdığına ödünç verir ve o kişi aracı kendi malıymış gibi satarsa iyiniyetli alıcı korunabilir. Bu durumda malikin talepleri kural olarak malı satan kişiye yönelir.
TMK m. 988 güncel kanun metni →
TMK m. 989 ise farklı bir durumu düzenler. Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka bir şekilde elinden çıkan zilyet, malı elinde bulunduran herkese karşı taşınır davası açabilir. Aradaki fark büyüktür: emanet edilen malda iyiniyetli alıcı korunurken çalınan malda malik kural olarak malı geri alabilir. Kanun, malın dolandırıcılık yoluyla sahibinin elinden çıkarıldığı ara durumlar için ayrı bir hüküm içermez. Bu durumda malın sahibinin iradesiyle mi, iradesi dışında mı elden çıktığı somut olaya göre değerlendirilir.
TMK m. 989 güncel kanun metni →
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı: Malik Aracı Geri Alabilir mi?
TMK m. 989’a göre taşınır davasını, malı elinden çalınan veya kaybolan önceki zilyet beş yıl içinde açabilir. Bu kişi çoğu zaman malikin kendisidir. Malı kiracı veya ödünç alan sıfatıyla elinde tutarken kaptıran kişi de zilyet olarak bu davayı açabilir. Bu süre içinde malik, aracı veya telefonu iyiniyetli alıcının elinden de geri isteyebilir. Alıcının iyiniyeti çalınan malın geri verilmesini kural olarak engellemez; yalnız bazı hâllerde geri vermeyi bedel iadesine bağlar. Kanun, beş yıllık sürenin başlangıcını ve niteliğini bu maddede ayrıca belirtmez. Hak kaybı yaşanmaması için sürenin malın elden çıktığı tarihten hesaplanması güvenli olur. Öte yandan TMK m. 991’e göre malı iyiniyetle edinmemiş kişiye karşı önceki zilyet her zaman dava açabilir.
Maddenin güncel metni TMK m. 989 kaybedilen veya çalınan eşya sayfasında yer almaktadır.
Pazardan veya Benzeri Eşya Satanlardan Alımda Bedel İadesi Şartı
Maddenin ikinci cümlesi alıcı için önemli bir koruma getirir. Mal açık artırmadan, pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmişse malik ancak ödenen bedeli geri vererek dava açabilir. Bu koruma, iyiniyetli ilk edinen kişiye ve sonraki iyiniyetli edinenlere birlikte uygulanır. Örneğin ikinci el araç alım satımıyla uğraşan bir işletmeden iyiniyetle araç alan kişi bu kapsama girebilir. Aynı şekilde çalıntı telefon aldım diyen kişi telefonu ikinci el cihaz satan bir dükkândan aldıysa bu şarttan yararlanabilir. Buna karşılık bireysel bir kişiden yapılan alımda bedel iadesi şartı kural olarak uygulanmaz.
Mal bir icra dairesinin yaptığı artırmadan alındıysa ayrıca TBK m. 280’e bakmak gerekir. Bu madde uyarınca cebri artırmalarda zapttan ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanmaz.
İyiniyet Nasıl Değerlendirilir?
TMK m. 3’e göre kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Başka bir deyişle alıcının iyiniyeti karine olarak kabul edilir. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz. Piyasa değerinin çok altındaki bir fiyat, satıcının kimliğini göstermekten kaçınması veya belgelerdeki tutarsızlık bu değerlendirmede önem taşıyabilir. Bu yüzden aldığım araba çalıntı çıktı diyen alıcının satış anındaki davranışı, iyiniyet tartışmasının merkezinde yer alır.
TMK m. 3 güncel kanun metni →
İyiniyetin bulunmadığı sonucuna varılırsa alıcı bedel iadesi korumasından yararlanamaz. Böyle bir durumda TMK m. 995’teki iyiniyetli olmayan zilyedin sorumluluğu gündeme gelir. Bu zilyet, malı haksız alıkoyması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar için tazminat öder. Elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında da tazminat ödemek zorundadır. Yaptığı giderlerden ise ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazminini isteyebilir.
Malı Geri Veren Alıcının Giderleri
İyiniyetli zilyet, malı karineyle mevcut hakkına uygun biçimde kullanmasından dolayı geri vereceği kişiye tazminat ödemez (TMK m. 993). Malın kaybolmasından, yok olmasından veya hasara uğramasından da sorumlu olmaz. TMK m. 994’e göre iyiniyetli zilyet, mal için yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir. Bu tazminat ödeninceye kadar malı geri vermekten kaçınabilir. Örneğin araca yapılan zorunlu bir onarım bu kapsamda değerlendirilebilir. Zilyedin elde ettiği ürünler ise gider alacağına mahsup edilir.
Gider talebinin şartları TMK m. 994 iyiniyetli zilyedin tazminat hakkı sayfasında ayrıca görülebilir.
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı: Satıcıdan Ne İstenir?
Satış sözleşmesinde satıcı, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme borcu altındadır (TBK m. 207). TBK m. 214’e göre sözleşme kurulduğu sırada var olan bir hak yüzünden satılan alıcının elinden alınırsa satıcı sorumlu olur. Hukukta bu kuruma zapttan sorumluluk denir. Satıcıya karşı temel dayanak, aldığım araba çalıntı çıktı diyen alıcı için çoğu durumda bu hükümdür. Malikin mülkiyet hakkı satıştan önce var olduğu için zaptın bu şartı genellikle gerçekleşir.
TBK m. 214 güncel kanun metni →
Maddenin iki önemli sınırı vardır. Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşme kurulurken biliyorsa satıcı ayrıca üstlenmedikçe sorumlu olmaz. Öte yandan satıcı üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Bu nedenle sözleşmeye yazılan sorumsuzluk kaydı, durumu gizleyen satıcıyı korumaz. Zapt ile ayıp birbirinden farklı kurumlardır. Aracın arızalı çıkması hâli ikinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu yazısında ayrıca ele alınmaktadır.
Satıcıya Davayı Bildirme Külfeti
TBK m. 215, alıcıya hak kaybını önleyen bir bildirim külfeti yükler. Satılanın elinden alınması tehlikesiyle karşılaşan alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirmelidir. Bildirim elverişli zamanda yapılırsa satıcı, alıcının yanında davaya katılmak veya davayı onun yerine takip etmek zorundadır. Bu durumda alıcı aleyhine verilen hüküm, alıcının ağır kusuru ispat edilmedikçe satıcı için de sonuç doğurur. Dava, satıcıya yüklenemeyen sebeplerle ona bildirilmemişse satıcı, zamanında bildirim hâlinde daha elverişli bir hüküm alınabileceğini ispatladığı ölçüde sorumluluktan kurtulur.
Usul bakımından HMK m. 61 de davayı üçüncü kişiye ihbar etme imkânını düzenler. İhbar, tahkikat sonuçlanıncaya kadar yapılabilir. Bildirim külfetinin tam metni TBK m. 215 davanın satıcıya bildirimi sayfasında yer almaktadır.
Kolluğun araca el koyması ile malikin açtığı dava her zaman aynı anda gerçekleşmez. TBK m. 216’ya göre alıcı, mahkeme kararı beklemeden üçüncü kişinin hakkını dürüstlük kurallarına uygun olarak tanıyıp malı ona verirse satıcının sorumluluğu devam eder. Alıcı, satılanı üçüncü kişiye vermekle yükümlü olduğunu ispat ederse de sorumluluk sürer. Kanun, malın ceza soruşturmasında el konulup sahibine verilmesini zapt bakımından ayrıca düzenlemez. Böyle bir iadenin zapt sayılıp sayılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Bu belirsizlik nedeniyle satıcıyı yazılı olarak ve gecikmeden durumdan haberdar etmek güvenli yoldur.
Tam Zaptta Alıcının Talepleri
TBK m. 217’ye göre satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır. Alıcı bu durumda satıcıdan dört kalem isteyebilir. Birincisi, ödediği satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesidir; ancak alıcının satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünlerin değeri indirilir. İkincisi, satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderlerdir. Üçüncüsü, davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek olanlar dışındaki yargılama giderleri ile yargılama dışındaki giderlerdir. Dördüncüsü, satılanın tamamen elinden alınması yüzünden doğrudan uğradığı diğer zararlardır.
TBK m. 217 güncel kanun metni →
Maddenin son cümlesi daha geniş bir zarar kalemi öngörür. Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. Bu kalemde kusursuzluğunu ispat yükü satıcıdadır. Bu nedenle aldığım araba çalıntı çıktı diye satıcıya başvuran alıcı, her kalemi hangi fıkraya dayandırdığını talebinde ayrıca göstermelidir. Satılanın yalnız bir kısmı elinden alınmışsa TBK m. 218’deki kısmi zapt hükümleri uygulanır.
Zapttan Sorumlulukta Süre
Türk Borçlar Kanunu, zapttan sorumluluk talepleri için özel bir zamanaşımı süresi öngörmez. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Bu nedenle zapt talepleri bakımından on yıllık genel süre gündeme gelir. Kanun, zapt talebinde bu sürenin hangi tarihte başladığını ayrıca belirtmez. Sürenin kaçırılmaması için en erken tarih olan satış tarihinin esas alınması güvenli olur. Ayıptan sorumluluğa ilişkin bildirim ve zamanaşımı süreleri ayrı bir kurumu düzenler; zapt talebini bu sürelerle karıştırmamak gerekir.
Bu yazıdaki zamanaşımı ve hak düşürücü süreler maddi hukuk süreleridir. HMK m. 104’teki adli tatil uzaması ise HMK’nın belirlediği sürelere ilişkindir. Bu nedenle maddi hukuk süreleri hesaplanırken adli tatile güvenilmemelidir.
Aldatma, Sebepsiz Zenginleşme ve Haksız Fiil Yolları
Satıcı malın çalıntı olduğunu bilerek satmışsa alıcının elinde başka yollar da bulunur. TBK m. 36’ya göre diğer tarafın aldatmasıyla sözleşme yapan kişi, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Ancak TBK m. 39’a göre alıcı, aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde bağlı olmadığını bildirmeli veya verdiğini geri istemelidir. Aksi hâlde sözleşmeyi onamış sayılır; aldatmadan doğan tazminat hakkı ise saklı kalır.
Sözleşme bu yolla hüküm doğurmazsa ödenen bedelin geri istenmesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir. Bu istem, geri isteme hakkının öğrenilmesinden başlayarak iki yılda ve her hâlde zenginleşmeden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar (TBK m. 82). Bu kurumun genel kuralları sebepsiz zenginleşme yoluyla paranın geri alınması yazısında açıklanmaktadır.
Satıcının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille alıcıya zarar vermesi hâlinde TBK m. 49’daki haksız fiil sorumluluğu da gündeme gelir. Bu talep, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden başlayarak iki yılda ve her hâlde fiilden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar (TBK m. 72). Ancak fiil, ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Bu yolların hangisinin tercih edileceği ispat imkânlarına ve sürelere göre değişir.
Satıcı Bir İşletmeyse: Tüketici Mahkemesi ve Hakem Heyeti
Satıcının kimliği görevli merciyi de belirler. TKHK m. 3’e göre tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişidir. Satıcı ise ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan kişidir. Aracı veya telefonu kişisel kullanım için bir işletmeden alan kişinin işlemi kural olarak tüketici işlemidir. Buna karşılık iki bireyin kendi aralarında yaptığı satış tüketici işlemi sayılmaz; bu durumda TBK hükümleri ve genel mahkemeler devreye girer.
TKHK m. 73/1’e göre tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir. TKHK m. 83/1 ise bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağını belirtir. Bu nedenle işletmeye karşı zapt talebinde de TBK m. 214 ve devamı uygulanabilir. Değeri her yıl belirlenen parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda, İcra ve İflas Kanunundaki haklar saklı kalmak üzere hakem heyetine başvuru zorunludur (TKHK m. 68/1). Bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve Ticaret Bakanlığınca ilan edilir (TKHK m. 68/4). Başvuru ve itiraz süreci tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve kararına itiraz süresi yazısında anlatılmaktadır.
Çalıntı Araç Noterin Sorumluluğu
Araç satışı noterde yapıldıysa alıcı, noterin de sorumlu olup olmadığını sorar. Bu sorunun cevabı Noterlik Kanunundadır. Kanunun 162. maddesine göre noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı ya da eksik yapılmasından dolayı zarar görenlere karşı sorumludur. Bu sorumluluk, işi stajyer, kâtip veya kâtip adayı yapmış olsa bile noterin kendisine aittir. Noter, ödediği tutar için kusurlu personele rücu edebilir. Maddeye 2022 yılında eklenen ikinci fıkra, Anayasa Mahkemesinin 25.12.2025 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.
Noterin sorumluluğu, kanunun ona yüklediği bir görevin yapılmamasına veya hatalı ya da eksik yapılmasına bağlıdır. Aynı Kanunun 72. maddesine göre noter, iş yaptıran kişilerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür. Düzenleme işlemlerinde tutanak, noterin ilgiliyi tanıyıp tanımadığını ve kimliğe nasıl kanaat getirdiğini gösterir (m. 85). Bu nedenle satıcı sahte kimlikle işlem yapmış ve noter kimlik tespitinde özensiz davranmışsa çalıntı araç noterin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Aracın çalıntı olması ise kendi başına noterin bir görevini hatalı yaptığını göstermez. Noterlik Kanunu, araç satışında noterin hangi araç kayıtlarını denetleyeceğine ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Yükümlülüğün kapsamı, işleme uygulanan diğer mevzuata ve somut olaya göre değerlendirilir. Bu nedenle çalıntı araç noterin sorumluluğu, her olayda noterin hangi yükümlülüğü ihlal ettiği sorusuyla birlikte değerlendirilir.
Bu taleple açılacak davada davalı, m. 162’nin sorumlu tuttuğu noterdir. Noterlik Kanunu bu dava için ayrı bir görevli mahkeme göstermez; malvarlığı haklarına ilişkin davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2). Noterin sorumluluğunun kusura bağlı olup olmadığı ve hangi zamanaşımına tabi olduğu Noterlik Kanunu metninde açıkça yazılı değildir. Bu yüzden çalıntı araç noterin sorumluluğu talebinde süreleri temkinli hesaplamak gerekir. Sürenin kaçırılmaması için haksız fiile ilişkin TBK m. 72’deki iki yıllık sürenin esas alınması güvenli olur. Noterin sorumluluğu, satıcının zapttan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Aldığım Telefon Çalıntı Çıktı: Bireyler Arası Satışta Durum
Telefon satışlarında kural olarak noter işlemi bulunmaz; bu nedenle tablo daha sadedir. TMK m. 989, aldığım telefon çalıntı çıktı diyen kişi bakımından da uygulanır. Telefon sahibinin elinden çalınmış veya kaybolmuşsa malik beş yıl içinde telefonu geri isteyebilir. Telefon bir bireyden alınmışsa malik kural olarak bedel ödemeden telefonu geri alabilir. Alıcı ise ödediği bedeli TBK m. 214 ve devamı uyarınca satıcıdan ister.
Çalıntı telefon aldım diye endişelenen kişinin ilk işi, satıcıya ilişkin bilgileri korumaktır. İlan kaydı, yazışmalar, ödeme dekontu ve satıcının kimlik bilgisi sonraki her talep için temel delildir. Ödeme bir banka hesabına yapıldıysa hesap sahibinin kimliği satıcıya ulaşmayı kolaylaştırabilir. Telefonu ikinci el cihaz satan bir dükkândan alan kişi ise TMK m. 989’daki bedel iadesi şartından ve TKHK hükümlerinden yararlanabilir. Ceza soruşturması boyutu da aldığım telefon çalıntı çıktı durumunda araçtaki kurallara benzer biçimde işler.
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı: Alıcı Suç İşlemiş Olur mu?
TCK m. 165, bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı bu suça iştirak etmeksizin satın alan veya kabul eden kişiyi cezalandırır. TCK m. 21’e göre suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Taksirle işlenen fiiller ise kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır (TCK m. 22). Maddede taksirli bir hâl düzenlenmediği için malın çalıntı olduğunu bilmeyen alıcının bu suç bakımından kastı kural olarak bulunmaz. Ancak fiyatın olağan dışı düşüklüğü gibi olgular, olası kast tartışmasına yol açabilir (TCK m. 21/2).
TCK m. 165 güncel kanun metni →
Alıcı için asıl risk, durumu öğrendikten sonraki davranışıdır. TCK m. 166’ya göre bir hukuki ilişkiye dayanarak elde ettiği eşyanın suçla elde edildiğini öğrenen kişi, bunu yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirmelidir. Bildirimde bulunmayan kişi hakkında hapis veya adli para cezası öngörülür. Bu nedenle aldığım araba çalıntı çıktı diye öğrenen alıcının malı satmaya çalışması ciddi sorunlar doğurabilir. Malın durumu öğrenildikten sonra satılması, TCK m. 165’teki satma veya devretme hâllerini de gündeme getirebilir.
Bildirim yükümlülüğünün unsurları TCK m. 166 bilgi vermeme suçu sayfasında yer alır.
Satıcı malın çalıntı olduğunu bilerek kendi malıymış gibi sattıysa, alıcıyı aldatması nedeniyle TCK m. 157’deki dolandırıcılık suçu gündeme gelebilir. Dolandırıcılığın temel hâlini düzenleyen bu maddede şikâyet şartı yer almaz. Bu yüzden TCK m. 73’teki altı aylık şikâyet süresi bu suç için kural olarak işlemez. Alıcı, olayı Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına bildirebilir (CMK m. 158/1). Satıcının çalıntı maldan haberi yoksa olay ceza hukuku bakımından değil, satış sözleşmesi bakımından sonuç doğurabilir.
Elkoyma ve Malın İadesi
Çalıntı mal, ispat aracı olarak yararlı görüldüğünde CMK m. 123 uyarınca muhafaza altına alınabilir. Yanında bulunduran kişi rızasıyla teslim etmezse mala el konulabilir. Böylece çalıntı telefon aldım diyen kişinin telefonu da soruşturma dosyasına girebilir. CMK m. 127/4’e göre zilyetliğindeki eşyaya el konulan kişi, bu konuda hâkimden karar verilmesini isteyebilir; hüküm bu talep için bir süre öngörmez. Muhafazaya gerek kalmazsa eşyanın geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme karar verir (CMK m. 131/1). İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. Hâkim veya mahkemenin ret kararına itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie yapılır (CMK m. 268/1). Cumhuriyet savcısının ret kararı için CMK m. 131 ayrı bir süre ve merci göstermez; iki haftalık sürenin aşılmaması güvenli olur. Savcı istemi reddederse el konulan kişi, CMK m. 127/4 uyarınca bu konuda hâkimden karar verilmesini de isteyebilir.
CMK m. 131/1, el konulan eşyanın kime verileceğine ilişkin mülkiyet uyuşmazlığını çözen bir ölçüt içermez. Bu nedenle malik ile iyiniyetli alıcı arasındaki mülkiyet çekişmesi, TMK hükümlerine göre hukuk mahkemesinde ayrıca tartışılabilir. Bedel iadesi şartına dayanabilecek alıcının bu savunmasını ceza dosyasında da bildirmesi yararlı olur.
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı: Talepler ve Süreler Tablosu
| Dayanak | Sebep | Kim açabilir, kime karşı | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| TMK m. 989 (taşınır davası) | Malın çalınması, kaybolması veya iradesi dışında elden çıkması | Malı elinden çıkan önceki zilyet (çoğunlukla malik), malı elinde bulunduran alıcıya karşı | 5 yıl; iyiniyetli olmayan edinene karşı her zaman (m. 991) | Mal malike döner; açık artırma, pazar veya benzeri eşya satandan iyiniyetli alımda ancak bedel iadesi koşuluyla |
| TMK m. 988 | Malikin isteğiyle malı elinde bulunduran emin zilyedin malı satması | Malikin iyiniyetli alıcıya karşı talebi kural olarak sonuç vermez | Maddede süre yok | İyiniyetli alıcının edinimi korunur; alıcının iyiniyeti yoksa koruma doğmaz |
| TBK m. 214-217 (zapt) | Satıştan önce var olan bir hak yüzünden malın alıcının elinden alınması | Alıcı, satıcıya karşı | Özel süre yok; TBK m. 146 genel 10 yıl (başlangıç kanunda ayrıca belirtilmemiş) | Tam zaptta sözleşme sona ermiş sayılır; bedel ve faiz, giderler, zararlar. Alıcı tehlikeyi biliyorsa satıcı ayrıca üstlenmedikçe sorumlu değil |
| TBK m. 36, 39 (aldatma) | Satıcının bilerek aldatması | Alıcı, satıcıya karşı | Aldatmanın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde bildirim; bedelin geri istenmesinde TBK m. 82 | Sözleşmeyle bağlı olmama ve bedelin iadesi; tazminat hakkı saklı |
| TBK m. 49, 72 (haksız fiil) | Kusurlu ve hukuka aykırı fiil | Zarar gören alıcı, satıcıya veya faile karşı | Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde fiilden 10 yıl; daha uzun ceza zamanaşımı saklı | Zararın tazmini |
| Noterlik K. m. 162 | İşin yapılmaması, hatalı veya eksik yapılması (örneğin kimlik tespitinde hata) | Zarar gören, işlemi yapan notere karşı | Kanun metninde açık süre yok | Zararın tazmini; noterin personele rücuu |
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı: Dava Kime Karşı Açılır?
Davacı ve davalı sıfatı, ileri sürülen talebe göre değişir. Taşınır davasında davacı, malı elinden çıkan önceki zilyettir; bu kişi çoğunlukla maliktir. Davalı ise malı elinde bulunduran alıcıdır. Zapt talebinde davacı alıcı, davalı ise alıcıya malı satan kişidir. Satıcı da malı başkasından satın aldıysa kendi satıcısına aynı hükümler çerçevesinde başvurabilir. Böylece sorumluluk, satış zinciri boyunca geriye doğru ilerleyebilir.
Noterin sorumluluğuna dayanan talepte davalı, işlemi yapan noterdir. Aracı çalan veya sahte belgeyle satan kişiye karşı haksız fiil hükümlerine dayanılabilir. Satış bir aracı eliyle yapıldıysa aracının kimin adına hareket ettiği ayrıca incelenmelidir. Kısacası alıcı, her talep kalemini kendi hukuki dayanağına göre doğru kişiye yöneltmelidir. Bedel iadesi zapt nedeniyle satıcıdan, noterin hatalı işleminden doğan zarar ise noterden istenir.
Geçici Koruma: Satıcının Mallarına İhtiyati Haciz ve Delil Tespiti
Bedel iadesini isteyen alıcı, dava sürerken satıcının mallarını elden çıkarmasından endişe edebilir. İİK m. 257’ye göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçta ihtiyati haciz yalnız maddede sayılan hâllerde istenebilir; borçlunun mallarını kaçırmaya hazırlanması bunlardan biridir. Şartlar ve teminat konusu ihtiyati haciz şartları, teminat ve itiraz yazısında açıklanmaktadır.
HMK m. 389’a göre mevcut durumdaki bir değişme hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracaksa ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Gecikme yüzünden sakınca veya ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi de yeterlidir. Malik bakımından aracın başkasına devredilmesini önlemek için bu yol gündeme gelebilir. Alıcı ise HMK m. 400 uyarınca delil tespiti isteyebilir. Örneğin araca yapılan onarımların bilirkişi incelemesiyle tespiti, TMK m. 994’teki gider talebini destekler. Delilin kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır.
Arabuluculuk Zapt Davasında Dava Şartı mı?
Bireyler arasındaki satıştan doğan zapt davası, 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki dava şartı listesinde yer almaz. Bu liste kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını sayar. Bu nedenle bireysel satıcıya karşı açılan zapt davasında arabuluculuk dava şartı değildir; taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Her iki taraf da tacirse ve uyuşmazlık ticari dava niteliği taşıyorsa TTK m. 5/A ayrıca incelenmelidir. TTK, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabuluculuğu dava şartı sayar.
Satıcı bir işletme ve alıcı tüketiciyse TKHK m. 73/A devreye girer. Bu hükme göre tüketici mahkemesindeki uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına itirazlar bu kuralın istisnaları arasındadır. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A/15). Noterin sorumluluğuna dayanan dava da 18/B listesinde yer almadığından arabuluculuk bu davada dava şartı olarak aranmaz.
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliği belirlendikten sonra tespit edilir. Bu yüzden aldığım araba çalıntı çıktı diye dava açacak kişi önce talebinin dayanağını belirlemelidir. Bireyler arası satıştan doğan zapt davası ve malikin taşınır davası malvarlığı haklarına ilişkindir. Bu davalarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2). Satıcı işletme ve alıcı tüketiciyse tüketici mahkemesi görevlidir (TKHK m. 73/1). Değeri o yıl için belirlenen parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında ise önce tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur (TKHK m. 68/1).
Genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (TKHK m. 73/5). Haksız fiile dayanan talepte ise HMK m. 16’daki ek yetki kuralları uygulanır.
Aldığım Araba Çalıntı Çıktı Davasında Deliller
Satış sözleşmesi, zapt talebinin temel belgesidir; araç satışında bu belge genellikle noterde düzenlenen satış sözleşmesidir. Banka dekontu ödemenin yapıldığını ve kime yapıldığını gösterir. Ancak dekontun açıklama kısmı, ödemenin hukuki sebebini ispata somut olaya göre yetmeyebilir. İlan kaydı, mesajlar ve e-postalar satışın koşullarını ve satıcının beyanlarını ortaya koyar. HMK m. 199’a göre elektronik ortamdaki veriler ve görüntü kayıtları da belge niteliği taşır. Aldığım telefon çalıntı çıktı diyen alıcı için fatura, cihaz kutusu ve satıcıyla yazışmalar ayrıca önem taşır.
Elkoyma tutanağı, soruşturma dosyasındaki ifadeler ve malikin şikâyet kayıtları zaptın gerçekleştiğini gösterir. Fatura, ekspertiz raporu ve onarım belgeleri ise gider ve zarar kalemlerini destekler. HMK m. 200, belirli bir değeri aşan hukuki işlemlerin senetle ispatını arar. Söz konusu parasal sınır, HMK Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır. Bununla birlikte HMK m. 203/1-ç’ye göre irade bozukluğu iddialarında tanık dinlenebilir. Aldatma iddiasına dayanan alıcı bu istisnadan yararlanabilir.
Harç ve Dava Değeri
Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Bedel iadesi ve tazminat gibi konusu para olan davalarda dava değeri kural olarak istenen tutarlara göre belirlenir. Bu tür davalarda nispi harç gündeme gelir. Harçlar Kanunu m. 28/a’ya göre karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Harç oranları ve tutarları güncellendiği için bu yazıda rakam verilmez. Tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı dava ise harçtan muaftır (TKHK m. 73/2).
Sonuç
Bir alıcının aldığım araba çalıntı çıktı dediği durumda hakları, malın sahibinin elinden nasıl çıktığına göre değişir. Çalınan veya kaybolan malda malik, TMK m. 989 uyarınca beş yıl içinde malı iyiniyetli alıcıdan da geri isteyebilir. Açık artırmadan, pazardan veya benzeri eşya satanlardan iyiniyetle yapılan alımda ise malik, ödenen bedeli geri vermeden bu davayı açamaz. Malın sahibinin isteğiyle başkasına bırakıldığı hâllerde ise TMK m. 988 iyiniyetli alıcıyı korur.
Alıcı, satıcıya karşı TBK m. 214 ve devamı uyarınca zapttan sorumluluğa dayanır. Kendisine karşı açılan davayı satıcıya zamanında bildirmesi hak kaybını önlemeye yardım eder. Satıcı bilerek aldattıysa aldatma ve haksız fiil hükümleri de gündeme gelir. Çalıntı araç noterin sorumluluğu ise noterin kimlik tespiti gibi görevlerini yapmamasına veya hatalı ya da eksik yapmasına bağlıdır. Telefonda da aynı zilyetlik ve satış kuralları uygulanır; çalıntı telefon aldım diyen kişi satıcıya ilişkin delilleri korumalıdır. Ceza boyutunda bilmeden alan kişinin kastı kural olarak bulunmaz. Ancak durumu öğrenen alıcı yetkili makamlara gecikmeden bildirimde bulunmalıdır. Görevli mahkeme, satıcının birey ya da işletme olmasına göre asliye hukuk veya tüketici mahkemesidir. Değeri o yıl için belirlenen parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında önce tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur.
Sık Sorulan Sorular
Aldığım araba çalıntı çıktı, paramı kimden geri alabilirim?
Bedel iadesi kural olarak satıcıdan, TBK m. 214 ve devamı uyarınca zapttan sorumluluk hükümlerine göre istenir. Tam zaptta sözleşme sona ermiş sayılır; alıcı bedeli faiziyle, giderlerini ve zararlarını isteyebilir. Satıcı bilerek aldattıysa aldatma ve haksız fiil hükümleri de uygulanabilir. Noterin görevini yapmadığı veya hatalı ya da eksik yaptığı hâllerde noterin sorumluluğu da gündeme gelir.
Malın sahibi çalıntı aracı iyiniyetli alıcıdan geri alabilir mi?
Mal çalınmış veya kaybolmuşsa malik TMK m. 989 uyarınca beş yıl içinde taşınır davası açabilir. Mal açık artırmadan, pazardan veya benzeri eşya satanlardan iyiniyetle alındıysa malik ancak ödenen bedeli geri vererek dava açabilir. Mal sahibinin isteğiyle başkasına bırakılmış ve o kişi tarafından satılmışsa TMK m. 988 iyiniyetli alıcıyı korur.
Çalıntı telefon aldım, suç işlemiş olur muyum?
TCK m. 165 kast gerektirir; malın çalıntı olduğunu bilmeyen alıcının kastı kural olarak bulunmaz. Fiyatın olağan dışı düşüklüğü gibi olgular olası kast tartışmasına yol açabilir. Durumu öğrenen kişi TCK m. 166 uyarınca yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmalıdır; aksi hâlde bilgi vermeme suçu gündeme gelir.
Çalıntı araç satışında noter sorumlu tutulabilir mi?
Noterlik Kanunu m. 162’ye göre noter, bir işin yapılmamasından veya hatalı ya da eksik yapılmasından doğan zarardan sorumludur. Örneğin satıcının kimliğinin usulüne uygun tespit edilmemesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Aracın çalıntı olması ise kendi başına noterin görevini hatalı yaptığını göstermez.
Satıcıya davayı bildirmezsem hak kaybeder miyim?
TBK m. 215’e göre alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirmelidir. Elverişli zamanda yapılan bildirimde aleyhe hüküm, alıcının ağır kusuru ispat edilmedikçe satıcı için de sonuç doğurur. Dava satıcıya yüklenemeyen sebeplerle bildirilmemişse satıcı, zamanında bildirim hâlinde daha elverişli hüküm alınabileceğini ispatladığı ölçüde sorumluluktan kurtulur.
Zapt davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Bireyler arasındaki satıştan doğan zapt davası 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki listede yer almaz; arabuluculuk dava şartı değildir. Satıcı işletme ve alıcı tüketiciyse TKHK m. 73/A uyarınca kural olarak arabuluculuk dava şartıdır. Parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda ise önce hakem heyetine başvurmak zorunludur ve bu kural uygulanmaz. İki taraf da tacirse TTK m. 5/A ayrıca incelenmelidir.
