“Kefil olduğum kişi öldü, borç şimdi kime kalır?” sorusu çoğu zaman bir alacaklı yazısı ya da ödeme emriyle gündeme gelir. Bu yazı, asıl borçlu ölürse kefil bakımından kefaletin devam edip etmediğini Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleriyle inceliyor. Mirasçılar mirası reddederse ne olur ve borçlu vefat ederse kefil hemen ödemek zorunda mı, bu sorular ayrı başlıklarda ele alınıyor. Son bölümler ise borcu ödeyen kişi için kefilin rücu hakkı ile mirasçılara ve terekeye başvuru yollarını açıklıyor.
Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol kapsamı: TBK (6098), TMK (4721), HMK (6100), İİK (2004), TKHK (6502), TTK (6102), Arabuluculuk Kanunu (6325) ve Harçlar Kanunu (492).
Kefil Olduğum Kişi Öldü: Kefalet Sona Erer mi?
Kefalet, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 581). Kefilin borcu asıl borca bağlıdır; asıl borç hangi sebeple sona ererse kefil de borcundan kurtulur (TBK m. 598/1). Bu nedenle sorunun cevabı, ölümün asıl borcu sona erdirip erdirmediğine bağlıdır. Kefalete ilişkin hükümlerin tamamı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni içinde yer almaktadır.
TMK m. 599’a göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanır. Aynı hükme göre mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur. Kredi ve ödünç gibi para borçları bu nedenle kural olarak ölümle ortadan kalkmaz; tereke ile birlikte mirasçılara geçer. Dolayısıyla kefil olduğum kişi öldü diye düşünen biri için ilk sonuç şudur: borçlunun ölümü tek başına kefaleti sona erdirmez.
TMK m. 599 güncel kanun metni →
Kefalet sözleşmesinin şekli, eşin rızası ve azami miktar gibi genel şartlar bu yazının konusu değildir. Bu şartlar kefil olmak, kefilin sorumluluğu ve kefaletin sona ermesi yazısında ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Burada yalnız ölümle bağlantılı bir noktaya değinmek gerekir. Gerçek kişinin verdiği kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle ortadan kalkar (TBK m. 598/3). Kanun, asıl borçlunun ölümünü bu süreyi değiştiren bir sebep olarak saymaz. Kefil, süreyi kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamayla, azami on yıllık yeni bir dönem için uzatabilir (m. 598/5). Bu açıklama en erken, kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılabilir. Uzatma veya yeni bir kefalet varsa sonuç farklıdır (m. 598/4).
On yıllık sürenin ve uzatma şartlarının güncel metni TBK m. 598 kefaletin kanun gereğince sona ermesi sayfasında yer almaktadır.
Kefil Olduğum Kişi Öldü ve Kefil Aynı Zamanda Mirasçıysa
Kefil olduğum kişi öldü sorusu bazen ölenin çocuğundan ya da eşinden gelir. Böyle bir kefil mirası kabul ederse borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşebilir. TBK m. 598/2’ye göre bu hâlde alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Örneğin babasının kredisine kefil olan ve mirası reddetmeyen bir çocuk, alacaklı karşısında hem mirasçı hem kefil konumunda bulunabilir. Mirası reddeden kefil ise mirasçı sıfatıyla sorumlu tutulmaz. Ancak ret, kefalet sözleşmesinden doğan kişisel borcu ortadan kaldırmaz.
Asıl Borçlu Ölürse Kefil Hemen Ödemek Zorunda mı?
Alacaklının kefile ne zaman başvurabileceği kefaletin türüne göre değişir. TBK, adi kefalet ile müteselsil kefaleti farklı şartlara bağlar. Hangi türün kurulduğu sözleşmeden anlaşılır; müteselsil kefalette kefil bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmelidir (TBK m. 583). Tüketici işlemlerinde ise TKHK m. 4/6 özel bir kural getirir. Bu hükme göre tüketicinin edimlerine karşılık alınan şahsi teminatlar, adı ne olursa olsun adi kefalet sayılır.
TKHK m. 4 güncel kanun metni →
Adi Kefalette Alacaklı Önce Mirasçılara Gider
Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez (TBK m. 585/1). Kanun bu kurala dört istisna tanır. Bunlardan ikisi, borçlu aleyhine takipte kesin aciz belgesi alınması ve Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da önemli ölçüde güçleşmesidir. Borçlunun iflasına karar verilmesi ve borçluya konkordato mehli verilmesi de bu istisnalar arasındadır. Borçlunun ölümü ise bu bentlerde sayılmaz.
Bu nedenle asıl borçlu ölürse kefil, adi kefalette kural olarak alacaklının önce mirasçılara ya da terekeye başvurmasını bekleyebilir. Ödeme emrine itiraz, İİK m. 62’ye göre tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirilir. Alacaklı m. 585’teki şartlar oluşmadan kefile ödeme emri gönderirse, bu savunmanın yedi günlük süre içinde itirazla ileri sürülmesi güvenli olur.
Bütün mirasçılar mirası reddeder ve tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilirse durum değişebilir. Kanun, bu durum için m. 585’te ayrı bir bent öngörmez. Tasfiyenin iflas bendi ya da takibatın önemli ölçüde güçleşmesi kapsamında sayılması somut olaya göre değerlendirilir. Alacak kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa adi kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir (m. 585/2). Borçlunun iflasına veya konkordato mehli verilmesine karar verilmişse bu hüküm uygulanmaz.
TBK m. 585 güncel kanun metni →
Müteselsil Kefalette Gecikme ve İhtar Şartı
Müteselsil kefalette alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir (TBK m. 586/1). Bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Ölümden sonra bu şartlar, mirasçıların ve terekenin durumu üzerinden değerlendirilir. Örneğin borçlu vefat ederse kefil, taksitler gecikip ihtar sonuçsuz kaldığında alacaklının talebiyle karşılaşabilir.
Alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehniyle güvenceye alınmışsa alacaklı, kural olarak rehni paraya çevirmeden kefile başvuramaz (m. 586/2). Maddedeki istisnalar ise hâkimin önceden belirlemesi, borçlunun iflası ve konkordato mehlidir. Hâkim, alacağın rehnin paraya çevrilmesiyle tamamen karşılanamayacağını önceden belirleyebilir.
TBK m. 586 güncel kanun metni →
Kefil Olduğum Kişi Öldü: Takip Ertelenir mi?
TBK m. 590/1, borçlunun iflası sebebiyle asıl borç önceden muaccel olsa bile belirlenen vadeden önce kefile takip yapılamayacağını düzenler. Kanun, asıl borçlu ölürse kefil bakımından ayrı bir muacceliyet kuralı koymaz. Sözleşmedeki muacceliyet kaydının kefile etkisi, kefalet sözleşmesinin kapsamına göre değerlendirilir. Asıl borcun muaccel olması bir bildirime bağlıysa, kefalet borcu için süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte işler (TBK m. 590/3). İİK m. 53’e göre ise terekenin borçları için takip, ölüm günüyle birlikte üç gün geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse takip, Medeni Kanundaki süreler geçinceye kadar geri kalır.
İİK m. 53 terekenin borçlarından söz eder; kefile karşı takibi ayrıca düzenlemez. Kefil ise TBK m. 590/2 uyarınca ayni güvence göstererek kendisine karşı takibin durdurulmasını hâkimden isteyebilir. Bu durdurma, rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar sürebilir.
Borçlu Vefat Ederse Kefil Mirasın Reddinden Yararlanır mı?
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir (TMK m. 605/1). Ret süresi üç aydır. Bu süre yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işler (TMK m. 606). Ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve kayıtsız şartsız olmalıdır (TMK m. 609). Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2).
TMK m. 606 güncel kanun metni →
Gerçek ret ile hükmen ret arasındaki farklar ve ret hakkının düşmesi, reddi miras, hükmen ret ve tereke borcu yazısında anlatılmaktadır. Bu yazı yalnız reddin kefile etkisini ele alıyor.
Ret Borcu Ortadan Kaldırmaz
Ret, mirasçının tereke borçlarından kişisel sorumluluğunu kaldırır; borcun kendisini ise sona erdirmez. En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse sulh mahkemesi terekeyi iflas hükümlerine göre tasfiye eder (TMK m. 612). Alacaklı alacağını bu tasfiyede ileri sürer ve terekeden karşılanmayan bir kısım kalabilir. İflas hükümlerine göre dağıtımda alacağını tam alamayan alacaklıya, ödenmeyen kısım için aciz vesikası verilir (İİK m. 251). Kanun, mirasın reddini asıl borcu sona erdiren bir sebep olarak düzenlemez. Kefil ise asıl borç sona erince kurtulur (TBK m. 598/1). Bu hükümler birlikte okunduğunda ret, kural olarak kefilin sorumluluğunu sona erdirmez.
TBK m. 591 de bu sonucu destekleyen bir ölçüt içerir. Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı kullanabilir. Borca batık bir mirasın reddi ise çoğu durumda ödeme güçsüzlüğüyle bağlantılıdır. Buna karşılık borcun ödenmiş veya geçersiz olması gibi def’iler mirasçılara ait olsa bile kefil tarafından ileri sürülebilir. Asıl borcun zamanaşımına uğraması da aynı niteliktedir; zamanaşımına uğramış borca bilerek kefil olma hâli ise bu kuralın dışındadır.
Kanun, bu savunmaları kullanmayı kefil için bir yük olarak da düzenler. Ödeme def’ilerin varlığı bilinmeden yapıldıysa kefilin rücu hakkı korunur. Asıl borçlu ya da mirasçıları, kefilin def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder (TBK m. 591).
Ret Süresinde Gelen Ödeme Emri ve Geri Verme Sorumluluğu
Ret süresi içinde mirasçılara gelen ödeme emri, İİK m. 53’teki erteleme ile birlikte değerlendirilir. Bu usulün ayrıntısı, mirasçıya gelen ödeme emrini de ele alan ödeme emrine itiraz süresi ve dilekçenin verileceği yer yazısındadır. TMK m. 610/3’e göre zamanaşımını önlemek için dava açılması ve icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.
Miras reddedilse de mirasçının sorumluluğu her durumda bitmez. TMK m. 618’e göre ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı belirli bir ölçüde sorumludur. Bu sorumluluk, ölümden önceki beş yıl içinde alınan ve paylaşmada geri verilmesi gereken değerlerle sınırlıdır. Olağan eğitim ve öğrenim giderleri ile âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar ise geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olur.
Kefilin Rücu Hakkı Mirasçılara Karşı Nasıl Kullanılır?
Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur (TBK m. 596/1). Kefil bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Halefiyet, aksi kararlaştırılmamışsa kefalet anında var olan veya asıl borçlunun sonradan bu alacak için verdiği rehin ve güvenceleri kapsar. Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler de saklıdır. Böylece kefilin rücu hakkı hem halefiyete hem de taraflar arasındaki iç ilişkiye dayanabilir.
TBK m. 596 güncel kanun metni →
Borçlu vefat ederse kefil, ödeme yaptıktan sonra rücu alacağını mirasçılara yöneltir. Mirası kabul eden mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumludur (TMK m. 599). TMK m. 641’e göre mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Alacaklı borcun bölünmesine veya nakline rıza göstermemişse bu sorumluluk paylaşmadan sonra da sürer (TMK m. 681). Teselsül, paylaşma tarihinden ya da daha sonraki muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçince sona erer. Mirasçılar arasındaki iç paylaşım ise TMK m. 682’ye göre çözülür; aksi kararlaştırılmamışsa her mirasçı borca miras payı oranında katlanır.
Mirasçıların tamamı mirası reddetmişse kefil, rücu alacağını sulh mahkemesinin yürüttüğü tasfiyede ileri sürer. Geçerli bir reddin ardından mirasçılara kişisel takip, m. 618’deki sınırlı sorumluluk dışında kural olarak sonuç vermez. Mirasçı ret süresi içinde tereke işlerine karışmış veya tereke mallarını gizlemişse ret hakkını kaybedebilir (TMK m. 610/2). Bu durumda reddin geçerliliği rücu davasında tartışma konusu olabilir. Tasfiye usulünün metni TMK m. 612 en yakın mirasçıların tamamı tarafından ret sayfasındadır.
Kefilin Bildirim Yükü
Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır (TBK m. 597). Bildirim yapılmaz ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya öderse kefilin rücu hakkı düşer. Asıl borçlu öldüğünde bildirimin bilinen mirasçılara yöneltilmesi bu riski azaltır. Kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı ise saklıdır.
Kefilin Rücu Hakkı ve Zamanaşımı
Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar (TBK m. 596). Sürenin uzunluğu ise rücunun dayanağına göre değişebilir. Kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Kanun, halefiyet yoluyla kullanılan hakta asıl alacağın tabi olduğu sürenin mi genel sürenin mi uygulanacağına ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Bu nedenle ödeme yapan kefilin, iki süreden kısa olanı esas alarak rücu talebini geciktirmemesi güvenli olur.
Resmî defter tutulduğu sürece zamanaşımı işlemez (TMK m. 625). Birlikte sorumlu olanlar arasındaki rücunun genel çerçevesi müteselsil sorumlulukta rücu hakkı ve rücu davası yazısında ele alınır. Aynı borca birden çok kişi kefil olmuşsa kefiller arasındaki rücu, aksine anlaşmalar saklı kalmak üzere TBK m. 587’ye tabidir.
Kefil Olduğum Kişi Öldü: Ödeme Talebinden Önce Kullanılabilecek Haklar
Kefil, ödeme talebini beklemek zorunda değildir. TBK m. 595’e göre kefil bazı hâllerde asıl borçludan güvence verilmesini, borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir. Asıl borçlunun temerrüde düşmesi bu hâllerden biridir. Mali durumunun kötüleşmesiyle kefil için tehlikenin kefalet tarihine göre önemli ölçüde artması da bu hâller arasındadır. Asıl borçlu ölmüşse bu istem, mirası kabul eden mirasçılara karşı gündeme gelebilir.
Borç muaccel olduğunda kefil, alacaklıdan yapacağı ödemeyi kabul etmesini isteyebilir (TBK m. 593). Alacaklı haklı bir sebep olmaksızın kaçınırsa kefil borcundan kurtulur. Birlikte müteselsil kefalette ise kefillerin sorumluluğu kendilerine düşen pay miktarınca azalır. Erken ödeme ise alacaklının rızasına bağlıdır ve bu durumda kefil, borç muaccel olmadan rücu edemez. Faizi işleyen borçlarda bu yol, kefilin sorumlu olduğu tutarın büyümesini önleyebilir.
Alacaklının da kefile karşı yükümlülükleri vardır. Asıl borçlu anaparanın veya yarım yıllık faizin ödenmesinde altı ay gecikirse alacaklı durumu kefile bildirmelidir (TBK m. 594). İstek hâlinde alacaklı, asıl borcun kapsamı hakkında kefile bilgi vermek zorundadır. Bu yükümlülüklere uymayan alacaklı, kefilin uğradığı zarar miktarınca ona karşı haklarını kaybeder.
Süreli olmayan kefalette kefil, borç muaccel olunca alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını isteyebilir (TBK m. 601). Bu istem adi kefalette borç muaccel olduktan sonra, müteselsil kefalette ise kanunun öngördüğü hâllerde kullanılır. Alacaklı bu istemi yerine getirmezse kefil borcundan kurtulur.
Kefil Olduğum Kişi Öldü: Resmî Defter ve Tereke Tasfiyesi
Mirası reddetme hakkı olan her mirasçı, bir ay içinde sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir (TMK m. 619). Sulh mahkemesi alacaklıları ve borçluları ilanla çağırır; bu çağrı kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar (TMK m. 621). Bu ilan, kefil olduğum kişi öldü diyen kefil için de önem taşır. Defter tutulurken mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz (TMK m. 625).
Alacağını süresinde yazdırmayan alacaklıya karşı mirasçı, kural olarak ne kişisel mallarıyla ne de tereke mallarıyla sorumlu olur (TMK m. 629). Alacaklının kusuru olmadan yazdıramadığı alacaklarda ise mirasçı zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır. Bu nedenle rücu ihtimali bulunan kefilin, ilan süresi içinde durumunu deftere bildirmesi hak kaybı riskini azaltır.
Mirasbırakanın alacaklıları da resmî tasfiye isteyebilir. Alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklılar, ölümden başlayarak üç ay içinde bu yola başvurabilir (TMK m. 633). Bunun için istedikleri hâlde alacaklarının ödenmemesi veya kendilerine güvence verilmemesi gerekir. Defter ve tespit süreçlerinin ayrıntısı terekenin tespiti davası ve tereke defteri yazısında yer almaktadır.
Kefil Olduğum Kişi Öldü, Kredi Hayat Sigortası Varsa Ne Olur?
Bazı kredilerde borçlunun ölümüne bağlı bir hayat sigortası bulunur. Hayat sigortasıyla sigortacı, prim karşılığında sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye sigorta bedelini ödemeyi üstlenir (TTK m. 1487). Bu ödeme, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâline bağlanabilir. Poliçede lehtar alacaklıysa ve sigortacı bedeli öderse asıl borç bu ölçüde sona erer. Asıl borç sona erince kefil de borcundan kurtulur (TBK m. 598/1).
Bedel borcun tamamını karşılamıyorsa kalan kısım için kefalet devam eder. Sigortanın varlığı, kapsamı ve lehtarı poliçeden anlaşılır. Kefil, asıl borcun kapsamına ilişkin bilgiyi TBK m. 594 uyarınca alacaklıdan isteyebilir; sigorta ödemesinin borca mahsup edilip edilmediği de bu sırada sorulabilir. Tanımın güncel metni TTK m. 1487 hayat sigortasının tanımı sayfasındadır.
Kefil Olduğum Kişi Öldü: Karşılaştırma Tablosu
| Durum | Kim kime başvurur | Kefilin durumu | Dayanak | Süre ve dikkat noktası |
|---|---|---|---|---|
| Adi kefalet | Alacaklı önce mirasçılara veya terekeye; m. 585 hâllerinde kefile | Kefalet sürer; m. 585’teki dört hâl dışında kefil, alacaklının önce borçluya başvurmasını bekleyebilir | TBK m. 585; tüketici işleminde TKHK m. 4/6 | Ölüm, istisnalar arasında sayılmaz; rehin varsa önce rehin istenebilir (iflas ve konkordato mehli hâli hariç); erken gelen ödeme emrine yedi gün içinde itiraz (İİK m. 62) |
| Müteselsil kefalet | Alacaklı, şartlar oluşunca kefile veya mirası kabul eden mirasçılara | Gecikme ve sonuçsuz ihtar ya da açık ödeme güçsüzlüğü varsa alacaklı kefile başvurabilir | TBK m. 586 | Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni varsa kural olarak önce rehin paraya çevrilir |
| Mirasçılar mirası kabul etti | Ödeyen kefil, mirası kabul eden mirasçılardan birine veya hepsine | Kefalet sürer; ödeyen kefil mirasçılara rücu eder | TMK m. 599, 641; TBK m. 596 | Rücu zamanaşımı ödemeyle başlar; ödeme mirasçılara bildirilmelidir (TBK m. 597) |
| Mirasçıların tamamı reddetti | Alacaklı ve ödeyen kefil, sulh mahkemesinin yürüttüğü tasfiyeye | Kefalet kural olarak sürer; rücu alacağı tasfiyede ileri sürülür | TMK m. 605, 612, 618; TBK m. 591 | Ret süresi üç ay (TMK m. 606); reddedenin m. 618’deki sınırlı sorumluluğu saklı |
| Resmî defter tutuluyor | Alacaklı ve kefil, ilan üzerine alacağını deftere yazdırır | İlan kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar | TMK m. 619, 621, 625, 629 | Defter süresince takip yapılamaz ve zamanaşımı işlemez; yazdırmayan alacaklı hak kaybedebilir |
| Hayat sigortası bedeli ödendi | Lehtar sigortacıya; kefil, borcun kapsamını alacaklıdan sorar (TBK m. 594) | Ödenen ölçüde asıl borç ve kefalet sona erer; kalan kısım için kefalet sürer | TTK m. 1487; TBK m. 598/1 | Lehtar ve kapsam poliçeye göre belirlenir |
Kefil Olduğum Kişi Öldü: Dava Kime Karşı Açılır?
Davalı, talebin türüne göre değişir. Alacaklı, m. 585 ve 586’daki şartlar oluşmuşsa kefalet sözleşmesine dayanarak kefile karşı dava açabilir veya takip yapabilir. Aynı alacak için mirası kabul eden mirasçılara da yönelebilir. Ödeme yapan kefil ise rücu davasını mirası reddetmemiş mirasçılara karşı açar. Mirasçılar müteselsil sorumlu olduğundan kefil, mirasçılardan birine veya hepsine birlikte yönelebilir (TMK m. 641).
Miras reddedilmiş ve tereke tasfiyeye girmişse kefil, alacağını sulh mahkemesinin yürüttüğü tasfiyeye kaydettirir. Bu tasfiye iflas hükümlerine göre yapılır (TMK m. 612; İİK m. 180). Tasfiye adi şekilde yapılıyorsa alacak, ilandan itibaren bir ay içinde kaydettirilir (İİK m. 219). Daha önce miras hükümlerine göre alacaklılar çağrılmışsa kayıt süresi on güne iner (İİK m. 220). Bu çağrı üzerine alacağını önceden kaydettirmiş olanın yeniden başvurmasına gerek yoktur. Süresinde kaydettirilmeyen alacak iflasın kapanmasına kadar kabul edilir; geç kalmadan doğan masraflar alacaklıya aittir (İİK m. 236). Kefilin kendisi davalı olduğunda ise asıl borçluya ve mirasçılarına ait def’ileri kullanma yükü onun üzerindedir (TBK m. 591).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Borçlu vefat ederse kefil ile mirasçılar arasındaki rücu davası bir malvarlığı davasıdır; aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2). Uyuşmazlık bir tüketici işleminden doğuyorsa tüketici mahkemesinin görevi gündeme gelebilir (TKHK m. 73). TKHK m. 3/1-k, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişiyi tüketici sayar. Kefilin bu tanıma girip girmediği somut ilişkiye göre değerlendirilir. Mirasın reddi ve resmî defter işlemleri ise sulh mahkemesinin görev alanındadır (TMK m. 609, 619).
Genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir (HMK m. 10). Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak bütün davalarda ise ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11/1-b). Paylaşmadan önce açılan rücu davasında bu kesin yetki kuralı öncelikle gözetilmelidir. Hükmün güncel metni HMK m. 11 mirastan doğan davalarda yetki sayfasında yer almaktadır.
Arabuluculuk Dava Şartı mı?
6325 sayılı Kanunun 18/B maddesi kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını sayar. Kefilin rücu davası bu listede yer almaz; bu madde yönünden arabuluculuk dava şartı değildir. Uyuşmazlık TTK m. 4’te veya başka kanunlarda sayılan bir ticari dava ise ve konusu bir miktar para ise durum farklıdır. Bu hâlde TTK m. 5/A uyarınca dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Tüketici mahkemesinin görevine giren bir davada TKHK m. 73/A ve istisnaları ayrıca incelenir. Dava şartı olmayan durumlarda taraflar ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Geçici Koruma: İhtiyati Haciz ve Tereke Önlemleri
Ödeme yapan kefilin alacağı rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağıysa kefil, mirasçılara karşı ihtiyati haciz isteyebilir (İİK m. 257/1). Vadesi gelmemiş borçta ihtiyati haciz yalnız kanunda sayılan hâllerde mümkündür; borçlunun mallarını kaçırmaya hazırlanması bunlardandır (m. 257/2). Para dışındaki talepler için HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir şartları ayrıca değerlendirilir.
Tereke mallarının korunması için mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re’sen gerekli önlemleri alır (TMK m. 589). Mirasçılardan veya ilgililerden biri ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde isterse sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir (TMK m. 590). Kefilin bu hükümdeki ilgili kavramına girmesi, alacağının niteliğine ve somut duruma bağlıdır. Alacaklının istemiyle yapılan mühürleme ise güvence altına alınan miktarla sınırlıdır (TMK m. 591).
Deliller
Kefalet sözleşmesinin aslı temel delildir; azami miktarın, tarihin ve varsa müteselsil kefil sıfatının kefilin el yazısıyla yazılıp yazılmadığı buradan anlaşılır. Gerektiği hâllerde eşin yazılı rızası da dosyaya konur. Asıl borcu gösteren kredi sözleşmesi, ödeme planı ve hesap özetleri borcun kapsamını ortaya koyar. Kefilin ödemesini banka dekontu, alacaklının borç kapama yazısı veya ibraname gösterir. Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayacak borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür (TBK m. 592).
Asıl borçlu ölürse kefil için mirasçılık belgesi, sulh mahkemesinden alınan ret kaydı ve varsa tereke defteri de önem taşır. Kefilin rücu hakkı bakımından mirasçılara yapılan ödeme bildirimi de yazılı ve tarihli bir belgeyle ispat edilmelidir. Delilin hukuki niteliği ile ispat gücü ayrıdır. Kanundaki parasal sınırı aşan hukuki işlemler kural olarak senetle ispat edilir; karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir (HMK m. 200). Bu sınır, HMK Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır. Sınırın uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki miktar esas alınır.
Harç ve Dava Değeri
Kefilin rücu davası, konusu belli bir para alacağı olan bir davadır. Bu tür davalarda karar ve ilam harcı, Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifeye göre nispi olarak alınır. Harcın dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (Harçlar Kanunu m. 28/a). Dava değeri, kefilin rücu ettiği tutara göre belirlenir. Harç oranları ve maktu tutarlar her yıl güncellendiğinden burada rakam verilmemiştir.
Ters Durum: Kefilin Ölümü
Kefilin kendisinin ölmesi bu yazının konusu değildir; ancak sık karıştırıldığı için kısaca ayrılmalıdır. Bu durumda kefalet borcu kefilin mirasçılarını ilgilendirir. Resmî defter tutulmuşsa mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır (TMK m. 630). Mirasçılar bu borçlardan, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde kefalet alacaklısına düşecek miktarla sorumlu olur.
Sonuç
Asıl borçlunun ölümü, para borcunu kural olarak sona erdirmez; borç mirasçılara geçer ve kefalet devam eder. Adi kefalette alacaklı kural olarak önce mirasçılara veya terekeye başvurur; ölüm, kefile gidilmesini sağlayan istisnalar arasında sayılmaz. Müteselsil kefalette ise gecikme ve sonuçsuz ihtar ya da açık ödeme güçsüzlüğü varsa alacaklı kefile başvurabilir. Tüketici işlemlerinde tüketicinin borcu için verilen şahsi teminat adi kefalet sayılır.
Kefil olduğum kişi öldü ve mirasçılar mirası reddetti diye borç ortadan kalkmaz; tereke sulh mahkemesince tasfiye edilir ve kefalet kural olarak sürer. Ödeme yapan kefil alacaklıya halef olur ve rücu talebini mirası kabul eden mirasçılara ya da tasfiyeye yöneltir. Rücu zamanaşımı ödeme anında başlar; ödemenin borçluya, ölümden sonra da mirasçılara bildirilmesi m. 597’deki hak kaybını önler. Resmî defter ilanı kefalet ilişkilerini de kapsadığından bu süreçte bildirim önem taşır. Hayat sigortası bedeli borcu karşılamışsa asıl borç ve kefalet o ölçüde sona erer. Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuktur; paylaşmadan önce mirasçılara karşı açılan davada ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
Sık Sorulan Sorular
Kefil olduğum kişi öldü, kefaletim bitti mi?
Bitmez. Asıl borçlunun ölümüyle para borcu kural olarak mirasçılara geçer (TMK m. 599). Kefil, asıl borç sona erince borcundan kurtulur (TBK m. 598/1); ölüm tek başına bu sonucu doğurmaz. Gerçek kişinin verdiği kefalet ise, kanuna uygun biçimde uzatılmadıkça sözleşmeden itibaren on yıl geçince ortadan kalkar.
Asıl borçlu ölürse kefil hemen ödemek zorunda mı?
Kefaletin türüne bağlıdır. Adi kefalette alacaklı kural olarak önce mirasçılara veya terekeye başvurur; ölüm TBK m. 585’teki istisnalar arasında yer almaz. Müteselsil kefalette ise borçlunun gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açık ödeme güçsüzlüğü varsa alacaklı kefile gidebilir (TBK m. 586). Adi kefile şartlar oluşmadan ödeme emri gelirse, İİK m. 62’deki yedi günlük itiraz süresi kaçırılmamalıdır.
Mirasçılar mirası reddederse kefil borçtan kurtulur mu?
Kural olarak kurtulmaz. Ret mirasçının kişisel sorumluluğunu kaldırır, borcu sona erdirmez. Mirasçıların tamamı reddederse tereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m. 612). Kefil, asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan def’ileri ise ileri sürebilir (TBK m. 591).
Borcu ödeyen kefil parasını kimden geri ister?
Kefil, ödediği ölçüde alacaklıya halef olur (TBK m. 596). Rücu talebini mirası kabul eden mirasçılara yöneltir; mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (TMK m. 641). Miras reddedilmişse alacak, ilanda belirtilen süre içinde tasfiyeye kaydettirilir (İİK m. 219, 220). Ödemenin mirasçılara bildirilmesi, TBK m. 597’deki hak kaybı riskini önler.
Kefilin rücu davası hangi mahkemede açılır?
Kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2); tüketici işleminden doğan uyuşmazlıkta tüketici mahkemesi gündeme gelebilir. Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılan davada ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 11/1-b). Dava ticari nitelikteyse TTK m. 5/A, tüketici mahkemesinde görülüyorsa TKHK m. 73/A uyarınca arabuluculuk şartı ayrıca incelenir.
Kredi hayat sigortası varsa kefil sorumlu olur mu?
Sigortacı bedeli alacaklıya öderse asıl borç bu ölçüde sona erer ve kefil de o ölçüde kurtulur (TBK m. 598/1). Bedel borcun tamamını karşılamıyorsa kalan kısım için kefalet sürer. Sigortanın kapsamı ve lehtarı poliçeye göre belirlenir.
İlgili Yazılar
- Kefil Olmak: Kefilin Sorumluluğu, Eşin Rızası ve Kefaletin Sona Ermesi
- Ev Sahibi Ölürse Kira Kime Ödenir? Alacaklı Ölürse Borç Ne Olur?
- Reddi Miras Nedir? Mirasın Hükmen Reddi ve Tereke Borcu
- Borcun Tamamını Ben Ödedim: Müteselsil Sorumlulukta Rücu Hakkı
- Çek Arkasına İmza Atmak: Ciro mu, Aval mı, Kefil mi? Senette Sorumluluk ve Rücu
