Çek Arkasına İmza Atmak: Ciro mu, Aval mı, Kefil mi? Senette Sorumluluk ve Rücu

Bir bononun ya da çekin arkasına atılan imza, çoğu zaman bir iyilik ya da basit bir formalite gibi görülür. Oysa çek arkasına imza atmak, imzayı atanı senet bedelinin tamamından sorumlu bir borçlu hâline getirebilir. En sık duyulan cümleler bellidir: çeki ciro ettim ama çek karşılıksız çıktı; arkadaşıma senette kefil oldum; senette eş kefil olarak imzam var. Bu üç durumun hukuki sonucu aynı değildir. Arkadaki imza ciro, aval ya da Türk Borçlar Kanunu anlamında kefalet sayılabilir. Hangisinin söz konusu olduğu imzanın yerine, senede eklenen ibareye ve imzalayanın senetle ilişkisine göre belirlenir. Bu yazı ciro, aval ve kefalet ayrımını, sorumluluğun kapsamını, rücu şartlarını ve icra takibindeki itiraz yollarını kanun metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TTK, TBK, İİK ve HMK metinlerini kapsadı. Çek Kanunu, TKHK ve Harçlar Kanunu da aynı tarihli metinlerden okundu.

Çek Arkasına İmza Atmak Ne Anlama Gelir?

Türk Ticaret Kanunu kambiyo senedi olarak poliçeyi, bonoyu ve çeki düzenler; günlük dilde senet denildiğinde çoğunlukla bono kastedilir. Bu senetlerin üzerine atılan imza, imzalayanı senet bedelinden sorumlu bir borçlu hâline getirebilir. Hukuki açıdan çek arkasına imza atmak tek bir işlem değildir ve en az üç farklı anlam taşıyabilir. İlk ihtimal cirodur; senedi elinde tutan kişi imzasıyla senetten doğan hakları başkasına devreder. İkinci ihtimal avaldir; imzalayan, senet borçlularından biri için ödemeyi güvence altına alır. Üçüncü ihtimalde imza bankaya tahsil ya da makbuz amacıyla atılır ve aynı sorumluluğu doğurmayabilir.

Bu ayrım büyük önem taşır. Ciro eden kişi ile aval veren kişinin sorumluluğu, rücu hakları ve ileri sürebilecekleri savunmalar farklı kurallara bağlıdır. Senet üzerine “kefil” yazılarak atılan imza ise ayrıca Türk Borçlar Kanunu’ndaki kefalet hükümleri bakımından değerlendirilebilir. Sonuç cümlesi kurulmadan önce imzanın hangi sıfatla atıldığı tespit edilmelidir.

Bonoya ve Çeke Hangi Hükümler Uygulanır?

Ciro ve aval hükümleri Kanunda poliçe için yazılmıştır. Bonoda bu hükümlere TTK m. 778 göndermesiyle ulaşılır. Maddenin birinci fıkrası, bononun niteliğine aykırı düşmedikçe ciroya ilişkin 681 ilâ 690. maddeleri, başvurma haklarını ve zamanaşımı hükümlerini bonolara uygular. Üçüncü fıkra, avale ilişkin 700 ilâ 702. maddelerin bonolar hakkında da uygulanacağını belirtir. Dördüncü fıkraya göre kimin hesabına verildiği gösterilmeyen aval, bonoyu düzenleyen hesabına verilmiş sayılır. Göndermenin tam listesi TTK m. 778 bonoya uygulanacak hükümler sayfasında yer almaktadır.

Çekte durum farklıdır. Çekin cirosu TTK m. 788 ilâ 793’te ayrıca düzenlenir; cironun şekli ve teminat işlevi için TTK m. 818 poliçe hükümlerine gönderme yapar. Çekte aval TTK m. 794’te düzenlenir ve avalin şekil ile hükümleri için yine m. 818 uyarınca 701 ve 702. maddeler uygulanır. Çekin ibraz süresi, karşılıksız kalması ve zamanaşımı da bonodan farklı kurallara tabidir. Bonoya ilişkin bir sonucun çeke aynen taşınması bu yüzden hatalı olabilir. Kıymetli evrak hükümlerinin tamamı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu resmî metni içinde okunabilir.

Karşılıksız çekin ceza boyutu 5941 sayılı Çek Kanunu’nda yer alır. Kanunun 5. maddesi, kanuni ibraz süresi içinde ibraz edilen çekte karşılıksızdır işlemine sebebiyet veren kişi için hamilin şikâyeti üzerine adli para cezası öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrası, çek karşılığını bankada bulundurmakla yükümlü kişiyi çek hesabı sahibi olarak belirler. Kanun metni cirantayı veya avalisti bu yükümlülüğün sahibi olarak saymaz. Bu nedenle çeki ciro ettim diye endişe eden kişinin karşılaştığı sorumluluk, kural olarak ceza değil kambiyo hukuku sorumluluğudur.

Ciro: Çek Arkasına İmza Atmak ve Senedin Devri

TTK m. 683’e göre ciro, senet veya ona bağlı alonj üzerine yazılır ve ciranta tarafından imzalanır. Lehine ciro yapılan kişinin adının yazılması gerekmez; ciro, cirantanın imzasından ibaret de olabilir. Kanun bu ciroya beyaz ciro der ve beyaz cironun senedin arkasına ya da alonj üzerine yazılmasını arar. Lehtar ya da hamil için çek arkasına imza atmak, kural olarak bu beyaz ciro anlamına gelir. Beyaz ciro alan hamil, TTK m. 684 uyarınca ciroyu doldurabilir, senedi yeniden ciro edebilir ya da ciro etmeden başkasına verebilir.

Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması…

TTK m. 683 güncel kanun metni →

Cironun temel işlevi devirdir ve TTK m. 684/1’e göre ciro ile zilyetliğin geçirilmesi senetten doğan bütün hakları devreder. Ciro kayıtsız ve şartsız olmalıdır; cironun bağlandığı şart yazılmamış sayılır ve kısmi ciro batıldır (TTK m. 682). Senedi düzenleyen “emre yazılı değildir” kaydı koymuşsa senet ciroyla değil, alacağın temliki yoluyla devredilir (TTK m. 681/2; çekte m. 788/2). Tüketici işlemlerinde TKHK m. 4/5, kıymetli evrak niteliğindeki senedin yalnız nama yazılı ve her taksit için ayrı düzenlenebileceğini öngörür. Bu kurala aykırı düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.

Cirantanın Sorumluluğu

Ciro devir işlevinin yanında bir güvence işlevi de görür. TTK m. 685/1’e göre aksi şart edilmedikçe ciranta, senedin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Bonoda bu sonuca m. 778 üzerinden, çekte m. 818 üzerinden ulaşılır. Senedi ciro ederek elinden çıkaran kişi, sonraki hamillere karşı ödemeyi güvence altına almış olur. Ciranta, senede sorumluluğunu kaldıran bir şart yazarak bu sonucu önleyebilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ciranta senedin yeniden ciro edilmesini de yasaklayabilir; bu hâlde sonradan ciro alanlara karşı sorumlu olmaz.

Aksi şart edilmedikçe, ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden…

TTK m. 685 güncel kanun metni →

Bazı cirolar devir amacı taşımaz. Ciroda “bedeli tahsil içindir” ya da “vekâleten” gibi bir kayıt varsa TTK m. 688 uyarınca tahsil cirosu söz konusu olur. Bu hâlde hamil senetten doğan bütün hakları kullanabilir; fakat senedi yeniden ancak tahsil cirosuyla ciro edebilir. Bonoda “bedeli teminattır” ya da “bedeli rehindir” kaydı taşıyan ciro ise TTK m. 689’daki rehin cirosudur. Bu kayıtlar, cironun amacını ve senet borçlularının hamile karşı ileri sürebileceği savunmaları belirler.

Çeki Ciro Ettim, Çek Karşılıksız Çıktı: Ne Olur?

En sık karşılaşılan şikâyet, çeki ciro ettim ve çek karşılıksız çıktı cümlesiyle dile getirilir. Hamilin cirantaya başvurabilmesi için önce çeki süresinde bankaya ibraz etmesi gerekir. TTK m. 796’ya göre çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün, başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu süreler çekte yazılı düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar. Ödememe, TTK m. 808 uyarınca protesto, bankanın çek üzerine yazdığı tarihli beyan ya da takas odası beyanıyla belgelenir. TTK m. 809’a göre bu belirleme ibraz süresi geçmeden yapılmalıdır. Bankanın karşılıksızdır işlemi ise 5941 sayılı Kanun m. 3/4 uyarınca hamilin talebine ve imzasına bağlıdır. Hamil imzalamaktan kaçınırsa bu işlem yapılmaz.

Şartlar gerçekleşmişse hamil, cirantalara, düzenleyene ve diğer çek borçlularına başvurabilir. Çek borçluları hamile karşı müteselsil sorumludur ve hamil sıraya bağlı kalmadan cirantaya da başvurabilir. Süresinde ibraz edilmeyen ya da süresinde belirleme yaptırılmayan çekte hamil, cirantaya karşı başvurma hakkını kullanamayabilir. İbraz süresi geçtikten sonra yapılan ciro ise TTK m. 793 uyarınca ancak alacağın temliki sonuçlarını doğurur. Sonuç olarak çeki ciro ettim diyen kişinin sorumluluğu, hamilin bu süreleri koruyup korumadığına göre değişir.

Ciranta, kendisine başvurulup bedeli ödediğinde çekin, varsa protestonun ve bir makbuzun kendisine verilmesini isteyebilir (TTK m. 727; çekte m. 818). Ödeyen ciranta, kendisinden önce gelen borçlulardan ödediği tutarı, faizini ve giderlerini isteyebilir (TTK m. 726). Çekin kaybolması ya da çalınması hâlinde ise iptal yolu gündeme gelir. Bu yol çek ve diğer kıymetli evrakların iptali yazısında ayrıca anlatılmıştır.

Aval: Senet Borcunu Güvenceye Almak İçin Atılan İmza

Aval, senet bedelinin ödenmesinin tamamen veya kısmen güvence altına alınmasıdır (TTK m. 700). Bu güvenceyi senetle ilgisi olmayan üçüncü bir kişi verebileceği gibi senette imzası bulunan bir kişi de verebilir. Çekte ise TTK m. 794/2 uyarınca muhatap banka aval veremez. Avalin şekli TTK m. 701’de düzenlenir ve aval şerhi senet veya alonj üzerine yazılır. Şerh, “aval içindir” ya da eş anlamlı bir ibareyle ifade edilir ve aval veren tarafından imzalanır.

Kanun ayrıca bir karine koyar. TTK m. 701/3’e göre muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında, senedin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Bononun ön yüzüne düzenleyen sıfatıyla atılmamış bir imza bu nedenle herhangi bir ibare taşımasa da aval sayılır. Avalin kimin için verildiği belirtilmemişse aval, bonoda düzenleyen hesabına verilmiş sayılır (TTK m. 778/4). Çekte de aynı durumda aval, m. 818 göndermesiyle uygulanan m. 701/4 uyarınca düzenleyici için verilmiş sayılır.

Avalistin Sorumluluğu

TTK m. 702/1’e göre aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Bonoyu düzenleyen lehine avalist olan kişi düzenleyen gibi, bir ciranta lehine imza atan avalist ise o ciranta gibi sorumlu tutulur. Avalin en önemli özelliği bağımsızlığıdır. Maddenin ikinci fıkrasına göre teminat altına alınan borç, şekle ait noksan dışındaki bir sebeple batıl olsa da avalistin taahhüdü geçerlidir. Örneğin lehine aval verilen kişinin ehliyetsizliği, avalistin borcunu kural olarak ortadan kaldırmaz.

Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu…

TTK m. 702 güncel kanun metni →

Avalistin sorumluluğu, adi kefaletteki gibi önce asıl borçluya başvurulması şartına bağlı değildir. Hamil, TTK m. 724 uyarınca senet borçlularından dilediğine başvurabilir; başvurma şartları gerçekleşmişse avalisti asıl borçludan önce takip edebilir. Avalistin sorumluluğu kural olarak lehine aval verilen kişinin senet borcuyla aynı kapsamdadır. Avalistin hamile karşı ileri sürebileceği savunmalar ise aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır.

Çek Arkasına İmza Atmak: Arkadaki İmza Ciro mu Aval mı?

Senedin arkasına atılan imza ile ön yüzüne atılan imza arasındaki fark, kanundaki iki hükümden doğar. TTK m. 701/3 ön yüze atılan imzayı aval sayar. TTK m. 683/2 ise imzadan ibaret beyaz cironun senedin arkasına yazılmasını arar. Buna göre lehtar veya hamil olarak senedi elinde bulunduran kişinin arkaya attığı imza, kural olarak beyaz ciro niteliği taşır. Arkaya “aval içindir” ya da eş anlamlı bir ibare yazılarak atılan imza ise aval şerhidir. TTK m. 701/1 aval şerhinin senet veya alonj üzerine yazılmasını yeterli görür ve ön yüz şartı aramaz.

Belirsizlik, senedi hiç devralmamış bir kişinin arkaya ibaresiz imza atmasında ortaya çıkar. Böyle bir imzanın ciro mu yoksa aval mi sayılacağı konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez. Değerlendirme, senedin bütünü, imzanın konumu ve imzalayanın senetle ilişkisi dikkate alınarak somut olaya göre yapılır. Bu belirsizlik yüzünden yalnız iyilik olsun diye çek arkasına imza atmak risklidir. İmzalayan kişi, sonradan avalist sıfatıyla takibe muhatap olabilir.

Tahsil amacıyla çek arkasına imza atmak ayrı bir durumdur. TTK m. 789/4’e göre muhatap banka lehine yapılan ciro yalnız makbuz hükmündedir; muhatabın birden fazla şubesi olup ciro başka bir şube üzerine yazılmışsa sonuç değişir. Çek başka bir bankaya tahsil için verilmişse imzanın tahsil cirosu mu olağan ciro mu olduğu, ciroya eklenen kayda göre değerlendirilir. Hamiline yazılı bir çek üzerine yapılan ciro ise TTK m. 791 uyarınca cirantayı başvurma hükümlerine göre sorumlu kılar, fakat çeki emre yazılı hâle getirmez.

Senette Kefil Yazmak: Aval mı, Kefalet mi?

Senedin üzerine “kefil” yazılıp imza atıldığı sık görülür. Senette kefil sıfatıyla atılan bu imza iki biçimde değerlendirilebilir. TTK m. 701/2, avalin “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilmesini arar. Birinci ihtimalde “kefil” sözcüğü bu anlamda eş anlamlı bir ibare sayılır ve imza aval olur. İkinci ihtimalde imza, Türk Borçlar Kanunu’ndaki kefalet sözleşmesi olarak değerlendirilir. Kanun, “kefil” sözcüğünün bu bakımdan nasıl nitelendirileceğine ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Senette kefil ibaresinin aval anlamı taşıyıp taşımadığı, ibarenin yeri ve senedin bütünü dikkate alınarak somut olaya göre belirlenir.

İki ihtimalin sonuçları çok farklıdır. Avalist, TTK m. 702 ve 724 uyarınca lehine aval verdiği kişi gibi ve diğer senet borçlularıyla müteselsil olarak sorumludur. Kefalet ise TBK m. 581 ve devamı maddelere tabidir ve TBK m. 583 sıkı şekil şartları arar. Kefalet yazılı yapılmalı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmelidir. Kefil, azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefilse bu sıfatı kendi el yazısıyla yazmalıdır. Bu şartları taşımayan bir senette kefil kaydı kefalet olarak geçerli olmayabilir. Aval olarak sonuç doğurmayan bir imzanın kefalet sayılması konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez; bu nokta somut olaya göre değerlendirilir. Bu yüzden imzanın aval sayılıp sayılmaması çoğu zaman sonucu belirler.

Kefalet geçerli kurulmuşsa türü de önem taşır. TBK m. 585’e göre adi kefalette alacaklı, kanunda sayılan istisnalar dışında borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. TBK m. 586’daki müteselsil kefalette ise alacaklı, borçlunun gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması gibi şartlarla kefile başvurabilir. Ticari bir iş dolayısıyla birlikte borç altına girenler için TTK m. 7 bir teselsül karinesi koyar. Aynı hüküm, kefile ödemenin yapılmadığı ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğini de belirtir. Kefaletin kurulması ve sona ermesi kefil olmak, kefilin sorumluluğu ve eşin rızası yazısında ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Senette Eş Kefil: Eşin Rızası Gerekir mi?

Senette eş kefil sorusu iki farklı durumu anlatabilir. Birincisinde eşlerden biri, diğer eşin borcu için senede kefil veya avalist olarak imza atar. İkincisinde evli bir kişi senedi imzalarken eşinin yazılı rızası alınmamıştır ve bu eksikliğin sonucu sorulur. Her iki durumda da önce imzanın kefalet mi aval mi olduğu belirlenmelidir.

Kefalet bakımından kural açıktır. TBK m. 584’e göre eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Maddenin üçüncü fıkrası bazı istisnalar öngörür. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ya da ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi, işletme ya da şirketle ilgili kefalette eşin rızasına ihtiyaç duymaz. Esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı kişilerin mesleki faaliyetleriyle ilgili kefaletleri de istisna kapsamındadır. Hükmün tam metni, Türk Borçlar Kanunu’nun kefalette eşin rızasını düzenleyen maddesi sayfasındadır.

Avalde Eşin Rızası ve TBK m. 603

Aval bakımından kanun açık bir cevap vermez. TBK m. 603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin gerçek kişilerce başka ad altında verilen kişisel güvencelere de uygulanacağını öngörür. Bu hükmün kambiyo senedi üzerindeki avale uygulanıp uygulanmayacağı kanunda açıkça belirtilmemiştir. Senette eş kefil olarak imzası bulunan ve eşinin rızasını almadan aval veren kişinin durumu bu nedenle şarta bağlıdır ve somut olaya göre değerlendirilir. İmza kefalet sayılırsa rıza eksikliği kefaletin geçerliliğini etkiler. İmza aval sayılırsa sonuç, TBK m. 603’ün avale uygulanıp uygulanmadığına bağlıdır.

Eşin de avalist ya da kefil olarak imza atması, yani senette eş kefil gösterilmesi ise farklı bir sorudur. Bu durumda eş, kendi imzasıyla senet borçlusu hâline gelebilir. Kambiyo senedinden doğan sorumluluk imzaya bağlıdır; senette imzası bulunmayan eş, kural olarak o senetten dolayı senet borçlusu olmaz. İmzası bulunan eşin sorumluluğu ise attığı imzanın ciro, aval veya kefalet niteliğine göre belirlenir.

Çek Arkasına İmza Atmak ve Müteselsil Sorumluluk

TTK m. 724/1’e göre senedi düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya senede aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludur. Hamil, bu kişilerin borçlanma sırasına bağlı olmaksızın her birine, bir kısmına ya da hepsine birden başvurabilir. Borçlulardan yalnız birine başvurmak, hamilin diğer borçlulara karşı haklarını kaybettirmez. Senedi ödeyen her borçlu da aynı hakkı kullanabilir. Kurallar bonoya m. 778/1-d, çeke m. 818/1-k göndermesiyle uygulanır. Bu yüzden iyiniyetle çek arkasına imza atmak, imzalayanı müteselsil borçlular arasına sokabilir.

Bir poliçeyi düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya o poliçeye aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla…

TTK m. 724 güncel kanun metni →

Hamilin başvurma yoluyla isteyebileceği kalemler TTK m. 725’te sayılır. Bunlar ödenmeyen senet bedeli, şart kılınmışsa işlemiş faiz, vadeden itibaren faiz, protesto ve ihbar giderleri ile komisyon ücretidir. Komisyon ücreti senet bedelinin binde üçünü aşamaz. Çekte hamilin hakkı TTK m. 810’da düzenlenir ve faiz ibraz gününden itibaren işler. Faizin türü ve oranı ayrıca değerlendirilmelidir; bu konu ticari faiz ve geç ödeme faizi yazısında ele alınmıştır.

Kambiyo senedinde ödeme yapan borçlu, kural olarak kendisinden önce gelen borçlulara başvurur. Bu yapı, borçlar hukukundaki genel rücu düzeninden farklılık gösterir. Borçlar hukukundaki genel kurallar müteselsil sorumlulukta rücu hakkı yazısında ayrıca anlatılmıştır.

Çek Arkasına İmza Atmakla Doğan Sorumlulukta Süreler

Bonoda İbraz ve Protesto

Bonoda hamilin cirantalara başvurabilmesi için senedi süresinde ödemeye ibraz etmesi ve ödememeyi protestoyla belgelemesi gerekir. TTK m. 708’e göre belirli bir günde ödenecek senet, ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ibraz edilmelidir. TTK m. 714/3’e göre ödememe protestosu da ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmelidir. Protesto, TTK m. 715 uyarınca noterlikçe düzenlenir. Senede “gidersiz” ya da “protestosuz” kaydı konmuşsa hamil, TTK m. 722 uyarınca kaydın kapsamı ölçüsünde protesto yükümünden kurtulur. Kayıt düzenleyen tarafından yazılmışsa bütün borçlular, bir ciranta veya avalist tarafından yazılmışsa yalnız o kişi bakımından hüküm doğurur. Süresinde ibraz ve ihbar yükümü ise devam eder. Gidersiz kaydı varken senet süresinde ödemeye ibraz edilmezse hamil, cirantalara ve onların avalistlerine karşı haklarını kaybeder (TTK m. 730/1-c). İhbarın kaçırılması ise hakkı düşürmez; aşağıda anlatılan sınırlı tazminat sorumluluğunu doğurur (TTK m. 723/7).

Süreler kaçırılırsa TTK m. 730 devreye girer. Hamil protesto düzenleme süresini geçirirse, kabul eden kişi hariç olmak üzere cirantalara, düzenleyene ve diğer borçlulara karşı haklarını kaybeder. Bonoyu düzenleyen kişi ise TTK m. 779 uyarınca poliçeyi kabul eden gibi sorumludur. TTK m. 702/1’e göre aval veren kişi de kimin için aval vermişse aynen onun gibi sorumludur. Bu üç hüküm birlikte okunduğunda, bonoyu düzenleyen için aval veren kişiye karşı haklar da kural olarak protesto çekilmemesi yüzünden düşmez.

Çekte İbraz ve Karşılıksızdır Belirlemesi

Çekte süreler daha kısadır ve farklı hesaplanır. Çek, TTK m. 796’daki ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmeli ve ödememe aynı süre içinde belgelenmelidir. İbraz sürenin son gününde yapılmışsa protesto veya ona denk belirleme izleyen iş gününde de yapılabilir (TTK m. 809/2). Kanun bu süreler için adli tatile bağlı bir uzama öngörmez. Sürenin son günü pazara veya başka bir tatil gününe rastlarsa süre, TTK m. 816 uyarınca izleyen ilk iş gününe kadar uzar. Bonoda aynı kural TTK m. 752’de yer alır.

İhbar Külfeti

Protestodan sonra bir ihbar külfeti de vardır. TTK m. 723/1’e göre hamil, protesto gününü izleyen dört iş günü içinde ödememe hâlini kendi cirantasına ve düzenleyene ihbar etmek zorundadır. Senette gidersiz kaydı varsa bu süre ibraz gününü izleyen günden başlar. Her ciranta da aldığı ihbarı iki iş günü içinde kendi cirantasına bildirir ve imzası bulunan kişinin avalistine de aynı sürede ihbar yapılır. Süresinde ihbar yapmayan kişi başvurma hakkını kaybetmez, ancak ihmalinden doğan zarardan senet bedeliyle sınırlı olarak sorumlu olur (TTK m. 723/7). Bu hüküm çeke de TTK m. 818 göndermesiyle uygulanır.

Zamanaşımı

Zamanaşımı, ibraz ve protesto sürelerinden ayrı bir kurumdur. Bonoda düzenleyene karşı istemler vadenin geldiği tarihten itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m. 749/1, 779). Hamilin cirantalara karşı istemleri ise süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar (TTK m. 749/2). Senette gidersiz iade kaydı varsa bu bir yıllık süre vadenin dolduğu tarihten başlar. Çekte hamilin başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m. 814/1). Avalistin hangi süreye tabi olduğu ve sürelerin hesabı senet ve çek zamanaşımı yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Çek Arkasına İmza Atmak Sonrası Ödeme: Avalist ve Cirantanın Hakları

Senedi ödeyen avalistin hakları TTK m. 702/3’te düzenlenir. Aval veren kişi senet bedelini öderse, lehine taahhüt altına girdiği kişiye ve ona karşı senet gereğince sorumlu olanlara karşı senetten doğan hakları iktisap eder. Örneğin bonoyu düzenleyen için aval veren kişi, ödemeden sonra düzenleyene karşı senetten doğan hakları kullanabilir. Lehine aval verilen kişiden sonra gelen borçlular ise avaliste karşı senet gereğince sorumlu olmadığından bu hak onlara karşı kural olarak kullanılamaz.

Ödeyen cirantanın durumu TTK m. 726 ve 727’de düzenlenir. Ciranta, kendisinden önce gelen borçlulardan ödediği tutarın tamamını, ödeme tarihinden itibaren faizini ve giderlerini isteyebilir. Senet bedelinin binde ikisini aşmayan bir komisyon ücreti de bu kalemlere eklenebilir. Ödeyen ciranta, TTK m. 727/2 uyarınca kendi cirosunu ve kendisinden sonra gelen borçluların cirolarını çizebilir. Ödeme yapan kişinin senedin aslını ve varsa protesto belgesini teslim alması, sonraki takip için büyük önem taşır.

Ödeyen kişi, senedin aslıyla kambiyo senetlerine özgü yoldan takip başlatabilir. İİK m. 167 bu yolu alacağı çek, poliçe veya bonoya dayanan alacaklıya tanır ve takip talebine senedin aslının eklenmesini arar. Senedin aslı elde değilse bu yol kapanabilir ve alacak genel hükümlere göre istenir. Kısmi ödeme yapılan çekte ise bankanın verdiği onaylı fotokopi için 5941 sayılı Kanun m. 3/6 ayrı bir kural koyar. Ödeyen cirantanın diğer cirantalara karşı istemleri bonoda TTK m. 749/3 uyarınca altı ayda zamanaşımına uğrar. Bu süre, cirantanın senedi ödediği ya da senedin dava yoluyla kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten işler. Çekte çek borçlularının birbirine karşı başvurma hakları için TTK m. 814/2 üç yıllık süre öngörür.

Avalist ve Ciranta Hangi Savunmaları İleri Sürebilir?

Kambiyo hukukunun temel kurallarından biri def’ilerin sınırlanmasıdır. TTK m. 687/1’e göre senetten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerle kendi arasında var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremez. Hamil senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmişse bu sınır uygulanmaz. Bonoda m. 778, çekte m. 818 bu hükmü uygulanabilir kılar. Örneğin ciranta, senedi kendisine veren kişiyle arasındaki satış uyuşmazlığını iyiniyetli hamile karşı kural olarak ileri süremez.

Avalist bakımından TTK m. 702/2 ayrıca önem taşır. Teminat altına alınan borç şekil noksanı dışındaki bir sebeple batıl olsa da avalistin taahhüdü geçerliliğini korur. Buna karşılık senet, kambiyo senedi için aranan zorunlu unsurları taşımıyorsa şekle ait bu noksan avalisti de etkileyebilir. Senedin zorunlu unsurları ayrı bir konu olduğundan burada ayrıntısına girilmemiştir.

Bazı savunmalar ise hamilin iyiniyetinden bağımsız olarak ileri sürülebilir; imzanın sahte olduğu iddiası bunların başında gelir. TTK m. 677’ye göre senette sahte ya da geçersiz bir imza bulunması diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Temsil yetkisi olmadan başkası adına imza atan kişi ise TTK m. 678 uyarınca senetten bizzat sorumlu olur. Şirket adına atılan imzalardaki kaşe ve yetki meselesi bu yazının kapsamı dışında bırakılmıştır.

Kambiyo Takibi: Çek Arkasına İmza Atmaktan Doğan Borca İtiraz

Hamil, avalist veya cirantaya karşı İİK m. 167 ve devamı maddelere göre kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatabilir. Takip talebine kambiyo senedinin aslı ve borçlu sayısı kadar onaylı örneği eklenir. İcra memuru senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse borçluya ödeme emri gönderir (İİK m. 168). Ödeme emrinde borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödenmesi ihtarı yer alır.

Avalist ya da ciranta sıfatıyla takibe muhatap olan kişinin itirazları icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır. İİK m. 168’e göre senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı iddiası beş gün içinde şikâyet yoluyla ileri sürülür. İmzanın kendisine ait olmadığı iddiası da beş gün içinde açıkça bir dilekçeyle bildirilir. Bu süre içinde imza itirazı yapılmazsa imza, bu takipte borçluya ait sayılır (İİK m. 168/4). Borçlu olmadığı, borcun ödendiği, mehil verildiği, zamanaşımı ve yetki itirazları da beş gün içinde sebepleriyle birlikte yapılır. Borca ve imzaya itiraz, satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz (İİK m. 169, 170/1). Takibin geçici olarak durdurulmasına icra mahkemesi, kanundaki şartlarla ayrıca karar verebilir (İİK m. 169/a/2, 170/2). Ödeme emrine itirazın ayrıntıları ödeme emrine itiraz süresi yazısında anlatılmıştır.

İtirazın İspatı ve Resen İnceleme

Bu itirazların ispat kuralı sıkıdır. İİK m. 169/a’ya göre icra mahkemesi, borcun olmadığının veya ödendiğinin resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatı hâlinde itirazı kabul eder. Avalist, aval verdiği borcun ödendiğini tanıkla değil, bu nitelikte bir belgeyle ispat etmek zorunda kalabilir. İmza itirazında İİK m. 170 uyarınca imza incelemesi yapılır ve imzasını haksız yere inkâr eden borçlu tazminat ile para cezasıyla karşılaşabilir. Süresinde yapılan şikâyet veya itiraz üzerine dosya icra mahkemesine gelmişse mahkeme, kambiyo vasfını ve takip hakkını resen de gözetebilir (İİK m. 170/a). İmza inkârı geri alınmış ya da borç kısmen veya tamamen kabul edilmişse bu inceleme yapılmaz. Bu nedenle beş günlük süreye, mahkemenin resen inceleme yapacağı düşüncesiyle uyulmaması hak kaybına yol açabilir.

İİK’daki bu beş günlük süreler HMK’nın belirlediği süreler değildir. HMK m. 104’teki adli tatil uzamasına bu süreler için güvenilmemelidir. Kambiyo takibinde itiraz kabul edilse bile alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır (İİK m. 169/a). Madde metni İİK m. 168 kambiyo senetlerinde ödeme emri sayfasından izlenebilir. Bu süreler, çek arkasına imza atmak nedeniyle takibe muhatap olan kişi için en kritik hak kaybı noktasıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kambiyo senetleri Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlendiği için bu senetlerden doğan hukuk davaları TTK m. 4/1-a uyarınca ticari davadır. Hüküm bu sonucu tarafların tacir olup olmadığına bakmaksızın kabul eder. TTK m. 5/1’e göre aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara, dava konusunun değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi bakar. Hamilin senede dayanan alacak davası ile avalistin senetten doğan haklarına dayanan rücu davası bu kapsamda değerlendirilebilir.

Senette kefil kaydı TBK anlamında kefalet sayılırsa sonuç değişebilir. Kefalet Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenir ve TTK m. 4/1-c’de sayılan TBK hükümleri arasında yer almaz. Bu durumda davanın ticari dava sayılması, uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bağlıdır. Ticari dava sayılmazsa asliye hukuk mahkemesi gündeme gelebilir. Senet bir tüketici işlemi için verilmişse sonuç yine farklı olabilir. Tüketici ile satıcı veya sağlayıcı arasındaki uyuşmazlıkta ise tüketici mahkemesinin görevi (TKHK m. 73) ve arabuluculuk dava şartı (TKHK m. 73/A) gündeme gelebilir. Görev konusunda tereddüt varsa bu nokta dava açmadan önce ayrıca değerlendirilmelidir. İcra takibine yapılan itiraz ve şikâyetlerde ise görevli merci icra mahkemesidir.

Yetki bakımından HMK m. 6 genel kuralı koyar: genel yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. HMK m. 10’a göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Senetten doğan istemlerde ödeme yerinin bu kural karşısındaki etkisi somut olaya göre değerlendirilir. İcra takibinde ise İİK m. 50, HMK’nın yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını öngörür. Aynı hüküm, takibe esas sözleşmenin yapıldığı yerdeki icra dairesini de yetkili sayar.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

TTK m. 5/A, ticari davaların bir bölümünde arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Hükmün kapsamı, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıdır. Kambiyo senedinden doğan ve para ödenmesini konu alan davalar ticari dava niteliği taşıdığından kural olarak bu şarta tabidir. Örneğin senedi ödeyen avalistin senede dayanarak açacağı alacak davasında önce arabulucuya başvurulmalıdır. Borçlunun senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti için açacağı menfi tespit davası da hükmün kapsamındadır.

Hüküm dava açılmadan önce arabulucuya başvuruyu arar. Kambiyo senetlerine özgü icra takibi ile icra mahkemesine yapılan itiraz ve şikâyetler, hükmün saydığı davalar arasında yer almaz. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m. 5/A/2). Kefalete dayanan uyuşmazlık ticari dava değilse TTK m. 5/A uygulanmaz. Bu tür bir alacak davası, 6325 sayılı Kanun m. 18/B’de dava şartı olarak sayılan uyuşmazlıklar arasında da yer almaz.

Dava Kime Karşı Açılır?

Davalı sıfatı, davanın türüne ve davayı hangi tarafın açtığına göre değişir. Hamilin açacağı alacak davası, senette imzası bulunan ve TTK m. 724 uyarınca müteselsil sorumlu olan borçlulardan birine, birkaçına ya da hepsine yöneltilebilir. Avalist ya da ciranta senedi ödemişse açacağı rücu davası, kendisinden önce gelen ve ona karşı sorumlu olan borçlulara yöneltilir. Avalist bakımından bu kişiler, lehine aval verdiği borçlu ile ona karşı senet gereğince sorumlu olan kişilerdir (TTK m. 702/3).

Borçlu olmadığını ileri süren avalist veya ciranta menfi tespit davası açacaksa davayı alacak iddia eden hamile karşı açar. Senet takibe konulmuşsa davalı, kural olarak takip alacaklısıdır. Senette kefil kaydına dayanan ve TBK hükümlerine tabi bir talep varsa davalı, kefalet sözleşmesinin tarafı olan alacaklıdır. Hakkın varlığı ile talebin kime yöneltileceği ayrı meselelerdir. Dava açılmadan önce senetteki imza zinciri ve her imzanın niteliği bu nedenle dikkatle incelenmelidir.

Geçici Koruma: İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir

Hamil için en önemli geçici koruma aracı ihtiyati hacizdir. İİK m. 257’ye göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçta ihtiyati haciz yalnız kanunda sayılan hâllerde istenebilir. Hamil, şartları varsa bu yolu avaliste ya da cirantaya karşı da kullanabilir. Kararın şartları, teminat ve itiraz süreleri ihtiyati haciz şartları ve itiraz yazısında ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Borçlu tarafın başlıca aracı ise menfi tespit davasında ihtiyati tedbirdir. İİK m. 72’ye göre icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılan davada ise takibin durdurulmasına ihtiyati tedbirle karar verilemez. Bu hâlde borçlu, en az aynı oranda teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. HMK m. 389 ve devamı maddelerdeki genel ihtiyati tedbir şartları ayrıca değerlendirilebilir. Menfi tespit davasında tedbir alınmamış ve borç ödenmişse dava, istirdat davası olarak devam eder (İİK m. 72/6). Takibe itiraz etmediği ya da itirazı kaldırıldığı için borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi de istirdat davası açabilir. Bu dava, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 72/7).

Çek Arkasına İmza Atmak Uyuşmazlığında Deliller

Ciro, aval veya kefalet uyuşmazlığında ilk delil senedin kendisidir. Senedin aslı; imzanın yerini, imzanın yanına yazılan ibareyi, ciro zincirini ve varsa alonjı gösterir. Karşılıksız çekte bankanın çekin arka yüzüne yazdığı karşılıksızdır kaydı ve ibraz tarihi önemli bir belgedir (5941 sayılı Kanun m. 3/4). Bonoda noterlikçe düzenlenen protesto belgesi, ödememe hâlinin resmî kaydıdır. Uyuşmazlık çek arkasına imza atmak üzerine kuruluysa imzanın konumu, rengi ve senetteki diğer kayıtlarla ilişkisi de incelenir.

İmzanın kime ait olduğu tartışılıyorsa imza incelemesi yapılır ve bilirkişi teknik görüş verir. İmzanın aval mı ciro mu olduğu ise hukuki bir nitelendirmedir ve bu değerlendirme mahkemeye aittir. Senede karşı ileri sürülen iddialarda HMK m. 200 ve 201’deki senetle ispat kuralları gözetilir. Bu maddelerdeki parasal sınırlar, HMK Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır.

Ödeme yapan avalist veya ciranta için makbuz ve senedin aslı belirleyicidir. TTK m. 727 ödeyen borçluya senedin ve protesto belgesinin bir makbuzla kendisine verilmesini isteme hakkı tanır. Banka dekontu, ihtarname ve taraflar arasındaki yazışmalar da temel ilişkiyi ve ödemeyi gösteren yardımcı belgelerdir. İcra mahkemesindeki borca itirazda ise İİK m. 169/a’daki belge şartı bu belgelerin yeterliliğini sınırlayabilir.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Senet bedelinin tahsili, avalistin rücu alacağı ya da menfi tespit gibi değeri belirli taleplerde harç kural olarak nispi esasa göre hesaplanır. Kanunun 16. maddesine göre değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur. Bu yazıda harç tutarı verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Ciro, Aval ve Kefalet: Çek Arkasına İmza Atmak İçin Karşılaştırma

Tablo, çek arkasına imza atmakla doğabilecek sorumluluk türlerini özetler; sonuçlar şartlara bağlıdır.

İmza türü Dayanak Nasıl doğar Kime karşı sorumlu Süre Sonuç
Ciro (bono) TTK m. 683 ilâ 685, 778/1-a Hamilin arkaya imzası; beyaz ciroda imza yeterli Ciranta, sonraki hamillere karşı; aksi şart veya ciro yasağı varsa sınırlanır İbraz: ödeme günü veya izleyen iki iş günü (m. 708); protesto: izleyen iki iş günü (m. 714/3); zamanaşımı protesto tarihinden, gidersiz kaydında vadeden bir yıl (m. 749/2) Müteselsil sorumluluk (m. 724); gidersiz kaydı yoksa protesto süresi kaçarsa başvurma hakkı düşer (m. 730); gidersiz kaydı varsa süresinde ibraz edilmezse düşer (m. 730/1-c); ihbarın kaçırılması hakkı düşürmez (m. 723/7)
Ciro (çek) TTK m. 788 ilâ 793, 818/1-d Lehtar veya hamilin arkaya imzası; muhatap banka lehine ciro makbuz hükmünde (m. 789/4) Ciranta, sonraki hamillere karşı İbraz on gün veya bir ay (m. 796); belirleme ibraz süresi içinde (m. 809); zamanaşımı üç yıl (m. 814/1) Süresinde ibraz ve belirleme varsa başvurma hakkı (m. 808); ibraz süresinden sonraki ciro temlik hükmünde (m. 793)
Aval TTK m. 700 ilâ 702; bonoda 778/3-4; çekte 794, 818/1-g “Aval içindir” veya eş anlamlı ibareyle imza; ön yüzde düzenleyen ve muhatap dışındaki imza (m. 701/3) Avalist, lehine aval verdiği kişi gibi hamile karşı; çekte muhatap banka aval veremez Avale özgü ayrı süre yok; lehine aval verilen kişiye göre (m. 702/1) Bağımsız sorumluluk; şekil noksanı dışındaki batıllık avalisti kurtarmaz (m. 702/2); ödeyince m. 702/3 hakları
Senette kefil (TBK kefaleti) TBK m. 581 vd.; 583, 584, 603 Şekil şartlarına uygun yazılı sözleşme (m. 583); ibare aval sayılmazsa gündeme gelir Kefil, alacaklıya karşı; adi kefalette istisnalar dışında önce borçluya başvurulur (m. 585); müteselsil kefalette m. 586 şartları aranır TBK’ya tabi; kambiyo süreleri uygulanmaz Şekil veya gerekli eş rızası eksikse kefalet geçersiz olabilir; istisnalar m. 584/3’te

Sonuç

Bir senedin arkasına atılan imzanın sonucu, imzanın hukuki niteliğine bağlıdır. Senedi elinde bulunduran kişinin arkaya attığı ibaresiz imza kural olarak beyaz cirodur ve TTK m. 685 uyarınca ödememeden sorumluluk doğurur. Aval anlamına gelen bir ibareyle atılan imza ise avaldir ve avalist, lehine aval verdiği kişi gibi sorumlu olur. Ön yüze atılan imza da düzenleyen ve muhatap dışında aval sayılır. Bu yüzden çek arkasına imza atmak, iyiniyetle yapılsa bile imzalayanı müteselsil borçlu hâline getirebilir.

Ciranta sıfatıyla sorumluluk, hamilin kanuni sürelere uymasına bağlıdır. Çekte bu süreler ibraz ve karşılıksızdır belirlemesi için öngörülür; çeki ciro ettim diyen kişinin durumu bu sürelere göre değerlendirilir. Bonoda ise senette gidersiz kaydı yoksa protesto süresinin kaçırılması cirantalara karşı başvurma hakkını düşürür. Gidersiz kaydı varsa aynı sonuç, senedin süresinde ödemeye ibraz edilmemesiyle doğar. Senette kefil kaydının aval mı TBK kefaleti mi sayılacağı ibareye ve senedin bütününe göre belirlenir. Kefalet sayılırsa sıkı şekil şartları ve eşin rızası gündeme gelir. Eşin rızasının senette eş kefil olarak verilen avale uygulanıp uygulanmayacağı ise kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Kambiyo takibinde itirazlar beş gün içinde icra mahkemesine yapılır. Arabuluculuk, kambiyo senedinden doğan para alacağı davalarında TTK m. 5/A uyarınca kural olarak dava şartıdır; kefalete dayanan davada bu, davanın niteliğine bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular

Çek arkasına imza atmak kefil olmak mıdır?

Kural olarak hayır, ama sorumluluk doğurabilir. Çeki elinde bulunduran kişinin arkaya attığı ibaresiz imza beyaz ciro sayılır ve ciranta, aksi şart edilmedikçe ödememeden sorumlu olur. İmza aval için atılmışsa avalist, lehine aval verdiği kişi gibi sorumludur. Bu iki ihtimalde de çek arkasına imza atmak imzalayanı çek borçlusu yapabilir.

Çeki ciro ettim, çek karşılıksız çıktı, ödemek zorunda mıyım?

Hamil çeki TTK m. 796’daki ibraz süresi içinde bankaya sunmuş ve ödememeyi süresinde belgeletmişse ciranta olarak sorumluluk doğabilir. Bu şartlar yerine gelmemişse ya da ciroya sorumluluğu kaldıran bir kayıt konmuşsa hamilin cirantaya başvurma hakkı kullanılamayabilir. Ödeme yapan ciranta, çekin aslını alarak kendisinden önceki borçlulara başvurabilir.

Senette kefil olan kişi borçlu ödemeden takip edilebilir mi?

İmza aval sayılırsa hamil, başvurma şartları gerçekleşmişse asıl borçluya başvurmadan avalisti takip edebilir. Bir ciranta için verilen avalde bu şartlar arasında süresinde ibraz ve protesto da bulunur. İmza TBK anlamında adi kefalet sayılırsa alacaklı, kanundaki istisnalar dışında önce borçluya başvurmak zorundadır. Hangi ihtimalin geçerli olduğu, senede yazılan ibareye ve kefalet şekil şartlarının taşınıp taşınmadığına bağlıdır.

Senette eş kefil olmak için eşin rızası gerekir mi?

TBK kefaletinde evli kişi, istisnalar dışında eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve rıza en geç sözleşme anında verilmelidir. Ticari işletme sahibi, şirket ortağı veya yöneticisi ile kayıtlı esnafın işle ilgili kefaletlerinde rıza aranmaz. Rıza şartının kambiyo senedindeki avale uygulanıp uygulanmayacağı ise kanunda açıkça düzenlenmemiştir.

Avalist ödediği parayı kimden geri alabilir?

TTK m. 702/3’e göre ödeme yapan avalist, lehine aval verdiği kişiye ve senet gereğince ona karşı sorumlu olanlara başvurabilir. Bonoyu düzenleyen için aval veren kişi, ödemeden sonra düzenleyene karşı senetten doğan hakları kullanır. Senedin aslının ödeme sırasında teslim alınması bu yolun kullanılması için önemlidir.

Kambiyo takibinde avalist veya ciranta itirazı nereye yapar?

İtiraz ve şikâyetler icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır. İmzaya itiraz, borca itiraz ve kambiyo senedi vasfına ilişkin şikâyet için İİK m. 168 beş günlük süre öngörür. Borca itirazda ödeme kural olarak resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edilir. İtiraz, satıştan başka takip işlemlerini durdurmaz.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık