Peşin ödeme yapılan bir tadilatta usta bazen hiç gelmez, bazen de birkaç gün çalışıp ortadan kaybolur. Ev sahibinin ilk sorusu çoğu zaman aynıdır: usta parayı aldı, şimdi ne yapılabilir? Bu yazı, işini yapmayan usta karşısında iş sahibinin haklarını Türk Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun üzerinden ele alıyor. Usta işi yarım bıraktı ise hangi sürede ve hangi merciye gidileceğini de açıklıyor. Ayrıca tadilat bitmezse ne olur sorusunu süre verme, sözleşmeden dönme, zamanaşımı ve ceza boyutuyla birlikte cevaplıyor.
Son güncelleme: 18.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 17.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol, 6098 sayılı TBK ile 6502 sayılı TKHK metinlerini kapsadı. HMK, İİK, TCK, TTK, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu ve Harçlar Kanunu hükümleri de aynı tarihli metinler üzerinden kontrol edildi.
Usta parayı aldı, işi yapmadı: ilişki hangi sözleşmeye girer?
Hakların belirlenmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin türüne bağlıdır. Boya, fayans, mutfak yenileme, tesisat veya banyo tadilatı gibi işlerde usta çoğu zaman bir sonuç vaat eder. TBK m. 470’e göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kanun ustayı yüklenici, parayı ödeyen ev sahibini işsahibi olarak adlandırır. Yüklenici de edimlerini iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır (TBK m. 471).
Ancak her usta işi eser sözleşmesi değildir. Örneğin usta belirli bir sonucu değil, gün hesabıyla ve iş sahibinin talimatıyla emeğini sunuyorsa ilişki hizmet sözleşmesine yaklaşabilir. Malzemeyi usta sağlıyorsa, malzemenin ayıbından iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472). Hazır bir ürünün satışı ile montajı birlikte üstlenildiyse uygulanacak hükümleri somut sözleşme belirler. Bu yazıdaki açıklamalar, ilişkinin eser sözleşmesi olduğu varsayımına dayanır.
Usta esnaf ya da şirketse tüketici hükümleri devreye girer mi?
İkinci soru, iş sahibinin tüketici sayılıp sayılmadığıdır. TKHK m. 3’e göre tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişidir. Sağlayıcı ise ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan kişidir. Aynı maddeye göre tüketici işlemi, eser sözleşmelerini de kapsar. Buna göre ustalığı meslek olarak yapan bir esnafa evini yaptıran kişi, kural olarak tüketici işleminin tarafıdır.
Belirleyici ölçüt, ustanın işi ticari veya mesleki amaçla yapıp yapmadığıdır; dükkânı veya vergi kaydı bu değerlendirmede bir göstergedir. Buna karşılık bir akraba veya komşu, mesleği olmadığı hâlde arada bir iş üstlendiyse ilişki çoğu zaman bireyler arası bir eser sözleşmesidir. İş sahibi de işi kendi işyeri için ticari amaçla yaptırıyorsa tüketici sayılmaz. Bu ayrım, aşağıda anlatılan süreleri, merciyi ve arabuluculuk şartını değiştirir.
Usta parayı aldı, işe hiç başlamadı: TBK m. 473
En sık görülen durum, ustanın kaparoyu ya da avansı alıp işe başlamamasıdır. TBK m. 473/1 bu durum için iş sahibine özel bir dönme hakkı tanır. Hükme göre yüklenici işe zamanında başlamazsa veya işi sözleşmeye aykırı biçimde geciktirirse iş sahibi sözleşmeden dönebilir. Kanun bunun için ayrıca bir şart arar: bütün tahminlere göre işin kararlaştırılan zamanda bitirilemeyeceği açıkça anlaşılmalıdır. Bu şart gerçekleşirse iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda kalmaz.
TBK m. 473 güncel kanun metni →
Hüküm, iş sahibine yüklenemeyecek bir sebepten doğan gecikmeyi de kapsar. Öte yandan gecikme iş sahibinin talimatından, malzemeyi geç vermesinden veya yeri hazır etmemesinden kaynaklanıyorsa dönme hakkı tartışmalı hâle gelir. Örneğin banyo tadilatı için on beş günlük süre kararlaştırılmış ve usta onuncu gün hâlâ işe başlamamışsa bu şart gündeme gelebilir. Dönme beyanını tarihli, yazılı ve ispat edilebilir biçimde yapmak ileride doğacak tartışmayı azaltır.
Teslim günü gelmeden dönülürken ustaya ayrıca süre verilmesinin gerekip gerekmediği de önem taşır. TBK m. 473/1 metni, dönmeden önce ayrıca süre verilmesinden söz etmez; bu konu somut olaya göre değerlendirilir. Güvenli yol, mümkünse ustaya işe başlaması için kısa ve uygun bir süre vermek ve bunu belgelemektir. Süre vermek, aşağıda anlatılan temerrüt hükümlerine dayanma imkânını da korur. İşini yapmayan usta süreye rağmen gelmezse iş sahibi, koşullarına göre m. 473 veya m. 125 yoluna başvurabilir.
Usta işi yarım bıraktı: süre verme ve seçimlik haklar
Usta işe başlamış, bir kısmını yapmış ve sonra gelmez olmuşsa genel temerrüt hükümleri öne çıkar. TBK m. 117’ye göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Taraflar işin bitiş gününü birlikte belirlemişse temerrüt bu günün geçmesiyle gerçekleşir. Temerrüdün başlangıcı ve faiz sonuçları, sitedeki ticari faiz ve temerrüt faizi yazısında ayrıca anlatılıyor.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde iş sahibi, temerrüde düşen ustaya borcunu ifa etmesi için uygun bir süre verebilir (TBK m. 123). Bu süreyi hâkimden istemek de mümkündür. Bazı hâllerde ise süre vermeye gerek yoktur (TBK m. 124). Usta telefonlara cevap vermiyor ve işi bıraktığını açıkça söylüyorsa süre vermenin etkisiz kalacağı anlaşılabilir. İfanın iş sahibi için yararsız kalması da bu istisnalar arasındadır.
Tadilat bitmezse ne olur sorusunun cevabı da büyük ölçüde bu aşamada belirlenir. Süre sonuçsuz kalınca iş sahibi TBK m. 125’teki seçimlik haklardan birini kullanır. Birinci yol, işin yapılmasını ve gecikme tazminatını istemektir. İkinci yol, ifadan vazgeçtiğini hemen bildirip ifa edilmemeden doğan zararın giderilmesini istemektir. Üçüncü yol ise sözleşmeden dönmektir. Kanun ikinci ve üçüncü yolda vazgeçme bildiriminin hemen yapılmasını arar; bildirimi geciktirmek tartışma doğurabilir.
TBK m. 125 güncel kanun metni →
Sözleşmeden dönen iş sahibi parasını nasıl geri ister?
Dönme hâlinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilir (TBK m. 125). Peşin ödenen bedelin iadesi bu hükme dayanır. Usta temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse iş sahibi, sözleşmenin hükümsüz kalması yüzünden uğradığı zararı da isteyebilir. Örneğin iş sahibi, yarım kalan söküm yüzünden evde kalamamış ve kira ödemişse bu gider zarar kalemi olarak tartışılabilir.
Ustanın yaptığı kısmın iş sahibine yarar sağladığı durumlar ayrıca değerlendirilir. Usta da iş sahibinin elinde kalan emeği için sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK m. 77) dayanmayı deneyebilir. Dolayısıyla iş sahibinin tam iade talebi ile ustanın emek karşılığı savunması aynı davada çatışabilir. Yarım işin o anki durumunu belgelemek bu yüzden önem taşır.
Kalan işi başka ustaya yaptırmak
İş sahibi işin tamamlanmasını istiyor ancak usta gelmiyorsa TBK m. 113’teki yol düşünülebilir. Bu hükme göre yapma borcu ifa edilmezse alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin başkasınca ifasına izin verilmesini isteyebilir. Kanun bu hakkı bir izin talebine bağlar. Madde metni, bu iznin kimden ve hangi usulle alınacağını ayrıca göstermez. Masrafın ustaya yüklenebilmesi için iznin mahkemeden istenmesi güvenli yoldur. İzin alınmadan başka ustaya yaptırılan işin bedelini ilk ustaya yüklemek tartışma doğurabilir. Bu nedenle ikinci ustaya geçmeden önce ilk ustaya yazılı ihtarda bulunmak ve izin konusunu belgelemek güvenli olur. Hükmün metni TBK m. 113 yapma ve yapmama borçları sayfasında yer alıyor.
İş sürerken eserin ustanın kusuru yüzünden ayıplı ya da sözleşmeye aykırı yapılacağı açıkça görülüyorsa TBK m. 473/2 ayrı bir imkân tanır. İş sahibi ustaya uygun bir süre verip ayıbı veya aykırılığı gidermesini ister. Aksi hâlde hasar ve masrafları ustaya ait olmak üzere onarımın veya işe devamın üçüncü kişiye verileceğini ihtar edebilir. Bu ihtar, ikinci ustaya geçmeden önce izlenecek yolu belgelemeye yarar.
Yapılan kısım ayıplıysa: gözden geçirme ve bildirim külfeti
Usta işi bitirmiş ya da bir bölümünü teslim etmiş, ancak iş kusurlu çıkmışsa ayıp hükümleri uygulanır. TBK m. 474’e göre iş sahibi, teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek zorundadır. Ayıp varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmelidir. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından incelenmesini de isteyebilir.
TBK m. 474 güncel kanun metni →
Bu külfet hak kaybı sonucu doğurabilir. TBK m. 477’ye göre gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal eden iş sahibi, eseri kabul etmiş sayılır. Kabulden sonra yüklenici kural olarak sorumluluktan kurtulur. Ancak ustanın kasten gizlediği ve usulüne göre gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için sorumluluk devam eder. Sonradan ortaya çıkan ayıp da gecikmeksizin bildirilmelidir; aksi hâlde eser kabul edilmiş sayılır.
Ayıbı bildiren iş sahibi TBK m. 475’teki seçimlik haklardan birini kullanır. Eser kullanılamayacak veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplıysa sözleşmeden dönebilir. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedel indirimi isteyebilir. Aşırı masraf gerektirmiyorsa ücretsiz onarım talep etmek de mümkündür. Genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır. Ancak eser iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmışsa ve sökülmesi aşırı zarar doğuracaksa dönme hakkı kullanılamaz.
Yarım bırakılan işte ayıp ile eksik ifa çoğu zaman iç içe geçer. Hiç yapılmayan kısım için temerrüt hükümleri, yapılıp da kusurlu olan kısım için ayıp hükümleri öne çıkar. Bu ayrım, uygulanacak süreyi ve bildirim külfetini değiştirebilir.
Tüketici işleminde ayıplı hizmet ve bedel iadesi
Usta ticari veya mesleki amaçla çalışıyorsa tadilat bitmezse ne olur sorusuna TKHK’daki ayıplı hizmet hükümleri de cevap verir. TKHK m. 13/1, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamayan hizmeti de ayıplı hizmet sayar. Sözleşmede başlama süresi belirlenmişse bu tanım, parayı alıp işe başlamayan esnaf ustanın durumunu da kapsar. Hizmet, kararlaştırılan veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımıyorsa da ayıplıdır. Tanımın tamamı TKHK m. 13 ayıplı hizmet sayfasında yer alıyor.
Tüketici bu durumda TKHK m. 15/1’deki haklardan birini sağlayıcıya karşı kullanır. Bu haklar hizmetin yeniden görülmesi, eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedel indirimi ve sözleşmeden dönmedir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu haklardan biriyle birlikte TBK hükümlerine göre tazminat da isteyebilir. Dönme veya indirim seçilirse ödenen bedelin tümü ya da indirim tutarı derhâl iade edilir (m. 15/3).
TKHK m. 15 güncel kanun metni →
Ücretsiz onarım veya hizmetin yeniden görülmesi seçilirse sağlayıcı bu talebi makul bir sürede yerine getirir. Bu süre, talebin sağlayıcıya yöneltilmesinden itibaren otuz iş gününü geçemez (m. 15/4). Süre aşılırsa tüketici diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Bununla birlikte onarım veya yeniden görme sağlayıcı için orantısız güçlük doğuruyorsa tüketici bu iki hakkı kullanamaz (m. 15/2).
Ustayı işten çıkarmak: TBK m. 484 neden risklidir?
Ev sahipleri bazen ustayla tartışıp onu işten göndererek sözleşmeyi sona erdirir. TBK m. 484 iş sahibine, eser tamamlanmadan önce sözleşmeyi feshetme hakkı tanır. Ne var ki bu hak ağır bir koşula bağlıdır. İş sahibi, yapılmış kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek zorundadır.
TBK m. 484 güncel kanun metni →
Bu fesih, ustanın temerrüdüne ya da ayıplı işine dayanmayan bir sona erdirmedir. Bu nedenle işini yapmayan usta karşısında iş sahibinin m. 473, m. 125 veya m. 475’e dayanması daha isabetli olabilir. Sona erdirme beyanında hangi hükme ve hangi olguya dayanıldığını açıkça yazmak bu riski azaltır. Aksi hâlde usta, sözleşmenin m. 484 uyarınca feshedildiğini ileri sürüp yaptığı kısmın bedelini ve zararını isteyebilir.
Usta parayı aldı ise hangi kalemler istenir?
Talep kalemleri, seçilen yola ve dayanağa göre değişir. Başlıca kalemler ve dayanakları şunlardır:
- Peşin ödenen bedelin iadesi: dönmede TBK m. 125; tüketici işleminde TKHK m. 15/3.
- Gecikme tazminatı: işin yapılması istenirken TBK m. 118 ve m. 125.
- İfa edilmemeden doğan zarar, örneğin başka ustaya ödenen fazla bedel: ifadan vazgeçilirse TBK m. 125.
- Sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zarar: dönmede, usta kusursuzluğunu ispat edemezse TBK m. 125.
- Bedel indirimi veya onarım gideri: ayıplı eserde TBK m. 475; tüketici işleminde TKHK m. 15.
- Temerrüt faizi ve aşkın zarar: TBK m. 120 ve m. 122.
Bu kalemlerin bir kısmı aynı davada birlikte istenebilir. Ancak birbirini dışlayan talepler aynı anda sonuç doğurmaz. Örneğin sözleşmeden dönen iş sahibi, aynı zamanda işin tamamlanmasını isteyemez. Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun kusursuzluğunu ispat etmedikçe zararı gidereceğine ilişkin genel kural ise TBK m. 112’dedir.
Usta parayı aldı: hangi süre içinde dava açılır?
Süreler, talebin dayanağına göre değişir ve tek bir süre bütün talepleri kapsamaz. TBK m. 146’ya göre kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Buna karşılık TBK m. 147/6, eser sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Aynı bent bir istisna içerir. Yüklenici yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemişse beş yıllık süre uygulanmaz ve genel on yıllık süre gündeme gelir.
Zamanaşımı kural olarak alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149). Kanun, dönmeden sonra ödenen bedelin geri istenmesine hangi sürenin uygulanacağını ayrıca belirtmez. Bu talebe eser sözleşmesindeki süreler (m. 147/6, 146) ya da sebepsiz zenginleşme süresi (m. 82) uygulanabilir. Hangisinin uygulanacağı somut olaya göre değerlendirilir. En kısa ihtimal, TBK m. 82’deki iki yıllık süredir. Maddeye göre iki yıl, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanır; ayrıca zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık bir üst sınır vardır. Sürenin kaçırılmaması için dönme beyanından itibaren iki yıl içinde dava açmak ya da takip başlatmak güvenli olur. Zamanaşımını kesen sebepler TBK m. 154’te sayılır; dava açmak ve icra takibinde bulunmak bunlar arasındadır.
Ayıplı eserde ve tüketici işleminde zamanaşımı
Ayıplı eserde TBK m. 478’deki özel süreler uygulanır. Ayıp nedeniyle açılacak davalar, teslimden başlayarak taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılda zamanaşımına uğrar. Taşınmaz yapılarda süre beş yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıldır. Kanun, konut içi tadilat ve onarımın taşınmaz yapı sayılıp sayılmayacağını ayrıca belirtmez; bu nitelendirme somut olaya göre değerlendirilir. Nitelik belirsizse teslimden itibaren iki yıl içinde dava açmak ya da takip başlatmak güvenli olur.
Tüketici işleminde TKHK m. 16/1, ayıplı hizmetten sorumluluğu hizmetin ifa tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına bağlar. Kanunda veya sözleşmede daha uzun bir süre varsa o süre uygulanır. Ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse bu zamanaşımı hükümleri uygulanmaz (m. 16/2). Hizmete hiç başlanmamışsa ifa tarihinin nasıl belirleneceği konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez. Bu durumda sürenin kaçırılmaması için sözleşmedeki başlama tarihinden itibaren iki yıl içinde harekete geçmek güvenli olur. Son olarak HMK m. 104’teki adli tatil uzaması, HMK’nın belirlediği süreler için öngörülmüştür; TBK ve TKHK’daki zamanaşımı sürelerini uzattığına dair bir hüküm yoktur.
Karşılaştırma tablosu: hangi yol, hangi süre?
Aşağıdaki tablo, usta işi yarım bıraktı veya hiç başlamadı ise başvurulabilecek başlıca rejimleri birlikte gösteriyor. Hücrelerdeki süreler, ilgili maddelerin şart ve istisnalarıyla birlikte okunmalıdır.
| Dayanak | Sebep | Kim kullanır | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| TBK m. 473/1 | İşe zamanında başlamama veya işi geciktirme; işin kararlaştırılan zamanda bitmeyeceğinin açıkça anlaşılması | İş sahibi | Teslim gününü beklemek gerekmez; iade alacağına uygulanacak zamanaşımı tartışmalıdır (TBK m. 146, 147/6 veya m. 82); en kısa ihtimal m. 82’deki 2 yıldır | Sözleşmeden dönme ve ödenen bedeli geri isteme |
| TBK m. 123-125 | Temerrüt; verilen uygun sürenin sonuçsuz kalması (m. 124’teki hâllerde süre gerekmez) | İş sahibi | Eser sözleşmesinden doğan alacakta 5 yıl; ustanın ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesinde 10 yıl (m. 147/6, 146); dönmede iade alacağı için m. 473/1 satırındaki not geçerlidir | İfa ve gecikme tazminatı, ifa yerine tazminat veya dönme; vazgeçme bildirimi hemen yapılır |
| TBK m. 474-478 | Teslim edilen işte ayıp; gözden geçirme ve uygun sürede bildirim şartı | İş sahibi | Teslimden itibaren 2 yıl; taşınmaz yapılarda 5 yıl; ustanın ağır kusurunda 20 yıl (m. 478); nitelik belirsizse 2 yıl esas alınmalıdır | Dönme (taşınmazda aşırı zarar istisnası saklı), bedel indirimi, ücretsiz onarım, tazminat |
| TKHK m. 13-16 | Hizmetin süresinde başlamaması veya ayıplı olması; ustanın ticari veya mesleki amaçla çalışması | Tüketici | İfadan itibaren 2 yıl; daha uzun kanuni veya sözleşmesel süre saklı; ağır kusur veya hileyle gizlenen ayıpta bu süre uygulanmaz | Yeniden görme, ücretsiz onarım, indirim, dönme; ayrıca TBK’ya göre tazminat |
| TBK m. 484 | Ustanın temerrüdü veya ayıbı aranmaz; iş sahibinin tek taraflı kararı | İş sahibi | Eser tamamlanmadan önce | İş sahibi yapılan kısmın karşılığını öder ve ustanın bütün zararlarını giderir |
Usta parayı aldı, nereye şikâyet edilir?
Günlük dildeki şikâyet sözcüğü birden çok merciyi kapsar ve her merci farklı bir sonuç doğurur. Usta parayı aldı ve iş yapılmadıysa paranın geri alınması için hukuk yolu, suç şüphesi için ceza yolu ayrı yürür. Tüketici işleminde parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur (TKHK m. 68/1). Sınır her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır (TKHK m. 68/4). Başvuru tarihinde geçerli olan, her yıl Ticaret Bakanlığınca ilan edilen sınırı kontrol etmek gerekir. Heyet kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir (TKHK m. 70/3). Heyete başvurunun usulü ve karara karşı yol tüketici hakem heyeti zamanaşımı ve itiraz süresi yazısında anlatılıyor.
Sınırı aşan tüketici uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi görevlidir (TKHK m. 73/1). Usta tüketiciye mesleki olarak hizmet sunmuyorsa, yani iş bireyler arasındaysa aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2). Alacaklı mahkemeye gitmeden önce icra dairesinde ilamsız takip de başlatabilir. TKHK m. 68/1, hakem heyeti zorunluluğu karşısında tarafların İcra ve İflas Kanunundaki haklarını saklı tutar. Borçlu ödeme emrine tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir (İİK m. 62). Bu sürenin işleyişi ödeme emrine itiraz süresi yazısında yer alıyor.
Takip itiraz üzerine ilerlemezse alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m. 67). Bu davada alacaklı, alacağının varlığını genel hükümlere göre ispat eder. Davanın şartları itirazın iptali davası süresi ve açma şartları yazısında ele alınıyor.
Arabuluculuk dava şartı mı?
Cevap, uyuşmazlığın türüne göre değişir. TKHK m. 73/A/1’e göre tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ancak hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına itirazlar bu şartın dışındadır. Bireyler arası eser sözleşmesi uyuşmazlığı ise 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki listede yer almaz. Bu madde kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını sayar. Dolayısıyla ödenen eser bedelinin iadesi davası 18/B kapsamına girmez; taraflar ihtiyari arabuluculuğa gidebilir.
İki taraf da tacirse ve uyuşmazlık ticari dava niteliği taşıyorsa sonuç değişebilir. TTK m. 5/A, konusu bir miktar para olan ticari alacak ve tazminat davalarında arabuluculuğu dava şartı yapar. Evini yaptıran bir kişinin davasında bu ihtimal kural olarak uzaktır.
Görevli ve yetkili mahkeme
Görev ile yetki ayrı meselelerdir. Görevli mahkeme, ilişkinin tüketici işlemi olup olmamasına göre belirlenir. Yetkide genel kural, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Ustanın iş görme borcu bakımından ifa yeri çoğu zaman işin yapıldığı konuttur; para iadesi talebinde ifa yeri ayrıca tartışılabilir. Tüketici davaları ayrıca tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde açılabilir (TKHK m. 73/5). Hakem heyetine başvuru ise tüketicinin yerleşim yerindeki ya da işlemin yapıldığı yerdeki heyete yapılabilir (TKHK m. 68/3).
Dava kime karşı açılır?
Davalı, kural olarak iş sahibiyle sözleşme kuran kişidir. Örneğin işini yapmayan usta bir şirket adına teklif vermiş ve faturayı şirket kesmişse sözleşmenin tarafı o işletme olabilir. Bu durumda talep şirkete yöneltilir. Parayı ustanın gösterdiği başka bir hesaba yatırmak, o hesap sahibini tek başına sözleşmenin tarafı yapmaz.
Usta işi kendi ekibine veya başka bir ustaya yaptırmış olabilir. TBK m. 471’e göre yüklenici, kişisel özellikleri önem taşımıyorsa işi başkasına da yaptırabilir. Ancak bu durumda sözleşmenin tarafı değişmez. Yüklenici, yardımcı kişilerin işi yürütürken verdiği zarardan TBK m. 116’ya göre sorumludur. İş sahibi ile alt usta arasında ayrı bir sözleşme yoksa sözleşmeye dayalı talep kural olarak asıl ustaya yöneltilir.
Ustanın ölümü ayrı bir sonuç doğurur. Ustanın kişisel özellikleri göz önünde tutularak yapılan sözleşme, ölümü veya kusuru olmadan işi tamamlama yeteneğini kaybetmesiyle sona erer (TBK m. 486). Bu hâlde iş sahibi, tamamlanan kısımdan yararlanabilecekse onu kabul etmek ve karşılığını vermekle yükümlüdür. İade alacağının mirasçılara yöneltilmesinde mirasçıların sorumluluğu ayrıca miras hukuku kurallarına göre değerlendirilir.
Usta parayı aldı, iş yarım kaldı: delil tespiti ve ihtiyati haciz
Yarım kalan işte en büyük risk, delilin kaybolmasıdır. İş sahibi evini kullanmak için işi başka bir ustaya tamamlatınca ilk ustanın yaptığı kısım görünmez hâle gelir. HMK m. 400’e göre taraflar, ileride açacakları davada ileri sürecekleri bir vakıanın tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi isteyebilir. Delil hemen tespit edilmezse kaybolacak ya da ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa hukuki yarar var sayılır. Delil tespitinin şartları HMK m. 400 ve devamındaki maddelerde düzenlenir.
TBK m. 474/1 de eser sözleşmesine özgü bir inceleme imkânı tanır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun raporla belirlenmesini isteyebilir. Delil tespiti ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a).
Para alacağı için öne çıkan geçici koruma aracı ihtiyati hacizdir. İİK m. 257’ye göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçta ihtiyati haciz ancak kanunda sayılan hâllerde istenebilir; borçlunun mallarını kaçırmaya hazırlanması bunlardan biridir. İade alacağının bu şartları taşıyıp taşımadığını somut olay belirler. Teminat ve itiraz yolu ihtiyati haciz şartları, itiraz ve süreler yazısında anlatılmaktadır. HMK m. 389’daki ihtiyati tedbir ise uyuşmazlık konusu hakkında verilir.
Usta parayı aldı ve kayboldu: suç oluşur mu?
Yapılmayan her iş suç oluşturmaz. Usta işi yapmak niyetiyle sözleşme kurmuş, sonra işi aksatmışsa uyuşmazlık kural olarak hukuki niteliktedir. TCK m. 157’deki dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun zararına yarar sağlamayı arar. Sahte kimlik kullanmak veya birden çok kişiden aynı yöntemle para toplayıp ortadan kaybolmak bu soruyu gündeme getirebilir. Hile unsurunun bulunup bulunmadığını ceza soruşturması somut olaya göre değerlendirir. Suçun unsurları TCK m. 157 dolandırıcılık sayfasında yer almaktadır.
TCK m. 155’teki güveni kötüye kullanma suçu ise farklı bir yapı taşır. Suç, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği devredilen mal üzerinde amaç dışı tasarrufu arar. İş sahibinin ustaya teslim ettiği malzemeyi ustanın satması bu açıdan değerlendirilebilir. İş bedeli olarak ödenen paranın bu kapsama girip girmediği ise tartışmaya açıktır. Birinci fıkradaki suç şikâyete bağlıdır. Meslek, sanat veya hizmet ilişkisi gereği teslim edilen eşyadaki nitelikli hâl ise ikinci fıkradadır ve bu fıkrada şikâyet ibaresi yer almaz.
Şikâyete bağlı suçta şikâyet süresi altı aydır (TCK m. 73/1). Süre, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla fiili ve faili öğrenme gününden başlar (m. 73/2). TCK m. 168’e göre fail, kovuşturma başlamadan zararı aynen geri verir veya tamamen tazmin ederse cezası indirilir. Kısmen geri verme veya tazminde bu indirim için ayrıca mağdurun rızası aranır. Bununla birlikte ceza yolu, hukuk yolunun yerine geçmez. Savcılığa şikâyet, TBK m. 154’te sayılan zamanaşımını kesen sebepler arasında yer almaz.
Usta parayı aldı: ödeme ve anlaşma nasıl ispat edilir?
Davada iş sahibi sözleşmenin varlığını, ödemeyi ve ustanın borcunu ifa etmediğini ispat eder. Bu tür dosyalarda usta parayı aldı iddiasının ilk dayanağı çoğu zaman ödeme kaydıdır. Yazılı teklif, sözleşme veya fatura temel belgelerdir. Banka havalesi ve dekontu, ödemenin kime ve ne zaman yapıldığını gösterir. Açıklama kısmına işin adını yazmak, ödemenin hangi işe karşılık olduğunu da ortaya koyar. HMK m. 199’a göre yazılı metin, fotoğraf, görüntü, ses kaydı ve elektronik veriler de belgedir.
Mesajlaşma kayıtları birçok dosyada belirleyici olabilir. Ustanın gönderdiği, fiyatı ve teslim tarihini gösteren mesajlar ilişkinin içeriğini ortaya koyar. Fotoğraflar ve videolar ise işin hangi aşamada bırakıldığını gösterir. Delilin hukuki niteliği ile ispat gücü ayrıdır; mahkeme her delili somut olayın bütünü içinde değerlendirir.
Senetle ispat kuralı da göz önünde tutulmalıdır. HMK m. 200’e göre değeri kanundaki parasal sınırı aşan hukuki işlemler senetle ispat edilir. Bu sınır her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır (HMK Ek m. 1). Bu nedenle işlem tarihinde geçerli sınırı kontrol etmek gerekir. Senet yoksa ustanın kendisinden çıkan ve işlemi muhtemel gösteren bir belge delil başlangıcı sayılabilir; bu durumda tanık dinlenebilir (HMK m. 202). İşin niteliğine göre senede bağlanmaması teamül olan işlemler de istisnalar arasındadır (HMK m. 203). Elden yapılan ödeme bu nedenle ispat sorunu doğurabilir.
Harç ve dava değeri
Dava değeri, istenen iade ve tazminat tutarlarının toplamıdır. Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin türüne göre maktu esas üzerinden alınır. Konusu belli bir değerle ilgili davalarda karar ve ilam harcı da nispidir. Nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir (Harçlar Kanunu m. 28). Maktu harçların tutarı her yıl güncellendiği için bu yazıda rakam verilmedi.
Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı davalar Harçlar Kanunundaki harçlardan muaftır (TKHK m. 73/2). Buna karşılık bireyler arası işte asliye hukuk mahkemesinde açılan dava harca tabidir. Dava kaybedilirse karşı tarafın yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de gündeme gelebilir. Kanunun güncel metninin tamamı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu resmî metni sayfasındadır.
Sonuç
Usta parayı aldı ve işi yapmadıysa önce ilişkinin niteliği belirlenir. Tadilat işleri çoğu zaman eser sözleşmesidir; usta mesleki amaçla çalışıyorsa tüketici hükümleri de uygulanır. İşe hiç başlanmamışsa ve işin zamanında bitmeyeceği açıkça anlaşılıyorsa TBK m. 473/1, teslim günü beklenmeden dönme imkânı verir. Usta işi yarım bıraktı ise iş sahibi kural olarak süre verir ve m. 125’teki seçimlik haklardan birini kullanır. Dönme veya ifadan vazgeçme, süre bitince hemen bildirilmelidir. Dönmede ödenen bedel geri istenir; usta kusursuzluğunu ispat edemezse zarar da istenebilir.
Teslim edilen kısımda ayıp varsa gözden geçirme ve uygun sürede bildirim külfeti vardır. Bildirimi ihmal eden iş sahibi eseri kabul etmiş sayılabilir. Zamanaşımı dayanağa göre değişir: eser alacağında beş, ağır kusurlu ifa etmemede on, ayıpta m. 478’deki süreler uygulanır. Dönmeden sonra ödenen bedelin iadesinde uygulanacak süre tartışmalı olduğundan iki yıl içinde harekete geçmek güvenlidir. Tüketici işleminde iki yıllık süre de gündeme gelir. İşini yapmayan usta karşısında bile iş sahibinin m. 484’e göre sözleşmeyi feshetmesi, ustanın zararını giderme yükünü doğurur.
Tadilat bitmezse ne olur sorusunun usul tarafında merci, ilişkinin niteliğine göre değişir. Parasal sınırın altında hakem heyeti, üstünde tüketici mahkemesi, bireyler arası işte asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Delil tespiti, yarım işin durumunu korumanın başlıca yoludur. Ceza yolu ancak hile gibi suç unsurları varsa gündeme gelir ve paranın iadesine yönelik hukuk yolunun yerine geçmez.
Sık Sorulan Sorular
Usta parayı aldı ama işe başlamadı, ne yapılabilir?
Usta işe zamanında başlamaz ve işin kararlaştırılan zamanda bitmeyeceği açıkça anlaşılırsa iş sahibi teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönebilir (TBK m. 473/1). Dönmeyle ödenen bedel geri istenir. Ustaya kısa bir süre verip bunu belgelemek ve dönme beyanını yazılı yapmak ispatı kolaylaştırır.
Tadilat bitmezse ne olur, ödenen para geri alınabilir mi?
Usta temerrüde düşmüşse iş sahibi uygun süre verir; süre gerekmeyen hâller saklıdır (TBK m. 123-124). Süre sonuçsuz kalırsa iş sahibi sözleşmeden dönüp ödediği bedeli geri isteyebilir (TBK m. 125). Dönme beyanı sürenin bitiminde gecikmeden ve yazılı olarak yapılmalıdır. Ancak usta, iş sahibinin elinde kalan ve yarar sağlayan emeği için karşı talepte bulunabilir.
İşini yapmayan usta hakkında hangi süre içinde dava açılır?
Eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Usta yükümlülüğünü ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemişse on yıllık süre gündeme gelir (TBK m. 147/6, 146). Dönmeden sonra ödenen bedelin iadesinde uygulanacak süre tartışmalı olduğundan iki yıl içinde harekete geçmek güvenlidir (TBK m. 82). Ayıplı eserde TBK m. 478’deki süreler, tüketici işleminde TKHK m. 16’daki iki yıllık süre uygulanabilir.
Usta işi yarım bıraktı diye savcılığa şikâyet edilebilir mi?
Şikâyet mümkündür; ancak işin yapılmaması tek başına suç değildir. Dolandırıcılık için baştan hileli davranışla aldatma gerekir (TCK m. 157). Teslim edilen malzemenin satılması güveni kötüye kullanma (TCK m. 155) bakımından değerlendirilebilir. Ceza yolu paranın iadesine yönelik hukuk yolunun yerine geçmez.
Ustayı işten çıkaran ev sahibi ona para öder mi?
Ustanın temerrüdü veya ayıplı işi olmadan sözleşmeyi sona erdiren iş sahibi, TBK m. 484’e göre yapılan kısmın karşılığını öder ve ustanın bütün zararlarını giderir. Sona erdirme ustanın temerrüdüne veya ayıba dayanıyorsa TBK m. 473, 125 veya 475 hükümleri uygulanır.
Arabulucuya gitmeden dava açılabilir mi?
Bireyler arası eser sözleşmesi uyuşmazlığı 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesinde sayılmadığından bu madde uyarınca arabuluculuk dava şartı değildir. Tüketici mahkemesindeki davalarda ise arabuluculuk dava şartıdır; hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına itirazlar bu şartın dışındadır (TKHK m. 73/A).
